Misyon Tarihi 1 sayfa 7

Hazırlayan Rod Harbottle

MİSYON TARİHİ:



Pentikost Gününden Orta Çağa Kadar


Giriş: Dirilmiş İsa Mesih Tanrı’nın Misyon Stratejisini Bildiriyor

“Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Kudüs’te, tüm Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız” (Elçilerin İşleri 1:8).

1) Kudüs’te

Pentikost gününde Kutsal Ruh’un kuvvetiyle dünyanın dört bir bucağından insanlar Müjde’yi duydular (Elçiler 2:1-11). Petrus’un konuşmasından sonra 3000 kişi topluluğa katıldı (Elçiler 2:40-42). Dünyanın dört bir bucağından insanların topluluğa katıldığı yazılmıyor. Ama büyük olasılıkla vardı. Bu insanlar Kudüs’te kalıp Mesih’in yolunu öğrendikten sonra memleketlerine dönüp Müjde’yi orada yaymış olabilirler.

“Rab de her gün yeni kurtulanları onların arasına katıyordu” (Elçiler 2:47).

Sakat dinlencinin iyileştirilmesi ve Petrus’un konuşmasından sonra “konuşmayı dinlemiş olanların birçoğu iman etti. Böylece imanlı erkeklerin sayısı beş bine ulaştı” (Elçiler 4:4-5). Topluluğa katılanların sayısı giderek arttı (Elçiler 5:12-14).

Yedi yardımcının seçilmesi ile elçiler sosyal yardım işlerinden kurtuldular ve kendilerini “duaya ve Tanrı sözünü yayma işine” adadılar (Elçiler 6:4). “Kahinlerden birçoğu da iman çağrısına uyuyordu” (Elçiler 6:7).

İstefan’ın öldürülmesi Afrikalı (Kirene ve İkenderiye’den) ve Türkiyeli (Kilikya ve Asya ilinden) Yahudiler İsa’yı yücelten mucizeleri yapan İstefan’ı taşa tutarak öldürdüler. Bu insanların bagajlarını tutan Saul İstefan’ın nasıl öldüğünü unutamadı. Kudüs’teki inanlılara karşı korkunç eziyet yaptı (Elçiler 7:54-8:2).

2) Samiriye’de

Eziyette dağılan inanlıların arasında 7 yardımcıdan Filipus İsa’yı Samiriye kasabasında tanıttı. Kötü ruhları kovdu felçli ve sakat insanları iyileştirdi (Elçiler 8:5-8). Samiriyeliler’in Pentikostu Petrus ve Yuhanna Samiriyeli inanlıların Kutsal Ruh’u almaları için dua etti (Elçiler 8:14-15).

3) Dünyanın dört bir bucağında

Etiyopyalı Tanrı Filipus’u Gazze’ye inen yola Etiyopyalı kraliçenin vezirine gönderdi. Filipus Müjde’ye inanan adamı vaftiz etti (Elçiler 8:26-40).

Saul’un İman Etmesi Saul’un Şam yolunda İsa’yı görmesi onun Milletlerin Elçisi Pavlus’a dönüşmesinin başlangıcıydı. Misyon için çok önemli bir olay (Elçiler 9:1 19). Pavlus İsa’nın adını “diğer uluslara, krallara ve İsrail oğullarına duyurmak üzere” Tanrı’nın seçmiş olduğu bir araçtı (instrumenti) (Elçiler 9:15).


Yahudiye’de Petrus’un Yahudiye’de müjdelemesi sırasında Eneas’ın şifa bulması ve Tabita’nın ölümden dirilmesi orada birçok kişinin İsa’ya iman etmesine yol açtı (Elçiler 9:32 42).

Yahudi, yarı Yahudi olan Samiriyeliler ve Yahudi inancını kabul edenlerin dışındaki insanlar

Kutsal Ruh özel bir görümle Petrus’un Romalı yüzbaşı Kornelyus’un yanına gitmesine buyruk verdi. Milletlerin Pentikostu: Kornelyus’un evinde toplanan insanların üzerine onlar Petrus’un sözünü daha dinlerken Kutsal Ruh indi (Elçiler 10:44-47).


Antakya’daki Misyon Topluluğunun Kurulması

İstefan’ın öldürülmesinden sonra dağılan imanlıların bazılarının Antakya’ya gidip Yahudi olmayan Grekler’e İsa’nın Müjdesini duyurdular. Bu gerçek misyondu. Kendi kültürlerinin dışında olan insanlara Müjdeyi duyurdular. “Çok sayıda kişi inanıp Rab’be döndü.” Kudüs’teki topluluk Barnaba’yı Antakya’ya gönderdiler. Barnaba Kıbrıslı bir Yahudi (Elçiler 14:36-37) bu misyona uygun bir misyonerdi. Sonra daha Saul adıyla tanınan Pavlus’u aradı ve Antakya’daki işe kattı (Elçiler 12:20-26).

Misyon

Oruç tutarlarken toplulukta Kutsal Ruh “Barnaba’yla Saul’u kendilerini çağırmış olduğum görev için bana ayırın” dedi (Elçiler 13:1-3). Kıbrıs’a ve sonra Türkiye’ye misyoner olarak gittiler. Perge’de Yahudiler Rab’bin sözünü istemeyince Pavlus öbür milletlere gideceğini söyledi (Elçiler 13:46-47). Öbür milletlerden olanlar sevindiler ve “Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti (Elçiler 13:48). Pavlus ve Barnaba başka kasabalarda Müjde’yi duyurduktan sonra kurdukları topluluklara ihtiyarlar (önderler) seçtiler. Misyon toplantısı: Misyondan Antakya’ya dönen Pavlus ve Barnaba “inanlılar topluluğunu bir araya getirip Tanrı’nın kendileri aracılığıyla neler yaptığını, diğer uluslara iman kapısını nasıl açtığını anlattılar” (Elçiler 14:27). Misyon Problemi: Değişik kültürlere sahip Yahudi ve Yahudi olmayan inanlılar nasıl aynı toplulukta barış içinde yaşayabilir? Elçiler bölüm 15 bu problemi çözen Kudüs’teki toplantıyı anlatır.

Yunanistan’da Kutsal Ruh Pavlus, Silas ve Timoteyus’a daha Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde Müjde’yi duyurmaya izin vermedi. Bir görümle onları Makedonya’ya çağırdı (Elçiler 16:6-10). Onlar Müjde’yi Filipi, Selanik, Veriya, Atina ve Korint kasabalarında duyurdular. Bu yolculuktan sonra Pavlus yine Kudüs ve Antakya’ya döndü (Elçiler 18:22).

Efes’te iki yıl kalan Pavlus ve iş arkadaşlarının aracılığıyla “Yahudi olsun, Grek olsun, Asya ilinde yaşayan herkes Rab’bin sözünü işitti” (Elçiler 19:10). Değişik strateji: Daha önce küçük kasabaları dolaşıp topluluklar kuran Pavlus büyük bir kasaba olan Efes’i merkez (öентир) olarak secti ve oradan Müjde bütün bölgeye yayıldı. İş arkadaşı, Epafra, Kolose kasabasına Müjde’yi duyurdu (Koloseliler 1:7). Makedonya ve Yunanistan’dan sonra Pavlus Kudüs’e gitti.

Kudüs’ten Roma’ya mahpus olarak giden Pavlus İmparatorluğun başkentinde “Tanrı’nın egemenliğini ve Rab İsa Mesih’le ilgili gerçekleri” öğretiyordu Elçiler İşleri sayfaları kapanınca. Titus ve Timoteyus’a mektuplarına bakarak Pavlus’un serbest bırakıldığını düşünmek mümkündür. Daha sonra tekrar yakalanıp Roma’da öldürüldüğü geleneksel olarak anlatılır.

Öbür Elçiler

Elçilerin İşleri daha çok Petrus ve Pavlus’tan söz ediyor. Öbür on bir elçiden hemen hemen hiçbir şey anlatmıyor. Yuhanna’nın Petrus’la beraber çalıştığını görüyoruz. Yuhanna’nın kardeşi (herhalde ağabeyi) Yakup’un öldürüldüğünü okuyoruz. Öbür 9 elçinin ne yaptığını pek bilmiyoruz. Bazı tarihçilerin yazılarından ve geleneksel anlatışlardan biraz bilgi toplayabiliriz. Hindistan’ın güneyinde Mar Toma kilisesi vardır. Bu topluluğun geleneğine göre Elçi Tomas tarafından kurulmuştu (“Mar Toma” Tomas Efendi demektir).


İsa’dan 150 Yıl Sonra yaşayan Şehit Yustin şunları yazar: “Sayıları on iki olan ilk Elçiler Tanrı’nın gücüyle çıktılar, insanlığın her bir halkına Mesih’i duyurdular. Ve Barbar olsun, Grek olsun, adı ne olursa olsun, göçebe olsun, aylak gezen olsun, çadırlarda yaşayan güdücüler olsun, hiçbir insan milleti yoktur ki, onlarda çarmıha gerilmiş İsa’nın adına dua edilmesin.”


Elçiler Zamanından Sonraki Yanlış Öğretişler Misyonu Yavaşlattı

150 yılından önceki zamanlarda yanlış öğretişler ortaya çıkmaya başladı. Bu öğretişler ve onların ortaya çıkardığı tartışmalar misyon çalışmalarını hem zayıflattı, hem de yavaşlattı.

1) Vaftiz insanı kurtarıyor yanlış öğretişi ortaya çıktı. Tertulyan adlı önder 197 yılında bebekleri ve ölüleri vaftiz etme öğretişine karşı çıktı.

2) Rab’bin Sofrası Rab’bin ölümünü anan bir yemek yerine bir kahinin eliyle yapılan ekmeği Mesih’in bedenine ve şarabı Mesih’in kanına çevirme mucizesi olmaya başladı.

3) Papazlar. Bu mucizeyi yaptıklarını iddia eden insanlar kendilerini halktan üstün bir papaz sınıfına yükselttiler.

4) Katolik Kilise. Afrika’nın Kartaca kasabasında 200 yılında doğan Kipriyan ‘Katolik Kilise’ adını kullanmaya başladı. Katolik, evrensel, her şeyi içine alan demektir. Kipriyan ve onun gibi öğretenlere göre kurtulmak için kişi Katolik Kiliseye bağlı olmalı. Başka bir topluluğa bağlı insanların kurtulamayacağına inanıyorlardı.

5) Devlet Gücüyle Kilisenin İşini Yürütme. 312 yılında İmparator Konstantin Hıristiyan inancını kabul edince kiliseler baskıdan kurtuldular. Ama bununla dünya kuvvetleri toplulukların işine karışmaya başladı. Daha sonra Roma’daki episkoposlar Petrus’un kökünden gelen bütün kiliselerin önderleri olarak ilan etmeye başladı. Dünya krallarının onlara boyun eğmeleri gerektiğini öne sürdüler ve devletin gücüyle kilisenin işlerini yürütmeye başladılar. Bu iş hem Roma’daki Batı imparatorlukta, hem de İstanbul’daki Doğu imparatorlukta aldı yürüdü. Aynı iş Ermeni, Gürcü ve Süryani kralların Hıristiyanlığı kabul etmesiyle oldu. Bundan böyle Müjde Kutsal Ruh’un kuvvetinden çok devletin kuvvetiyle yayıldı.


Müjde Yine Yayılıyor

1) Devletin desteğiyle Got halkına ve kuzey Fransa’da. Ama bu resmi kiliselerdeki Müjde anlayışı yukarıda sayılan yanlış öğretişlerle çok zayıftı.

2) Meryem’e ‘Tanrı’yı doğuran’ adını verip onu tanrılaştıran öğretişe karşı çıktığı için kiliseden ayrılan episkopos Nestur’u tutan İran’daki topluluklar Orta Asya’daki Türk halklarına Müjde’yi yaydılar. Bu topluluklar Moğol imparatoru Timur’un zamanında ortadan silindiler ve halklar müsülmanlığın egemenliğinin altına girdiler.

3) Anadolu’dan Avrupa’ya. Anadolu’nun dağlarında devlet kuvvetiyle kilise işlerini yürütme ve öbür yanlış öğretişlerden ayrı kalıp Elçi Pavlus’un öğretişlerine bağlı kalmaya çalışan topluluklar vardı. Onlar daha sonra Áогомили ad?yla tanınarak Bulgaristan’da yayıldılar ve Avrupa’nın dört bir bucağına kadar topluluklar kurdular. Roma’dan ve İstanbul’dan yürütülen resmi kiliseler tarafından Şeytan’a hizmet eden, korkunç suçlar işleyen ve yanlış inançlar yayan sekteler olarak tanıtılıp kovalandılar.


Müslümanlık Engeli

570 yılında doğan ve 632 yılında ölen Muhammed’in taraftarları müslüman dini için Arabistan’dan sonra Kuzey Afrika’yı ele geçirdiler. 732 yılında İspanya’dan Fransa’ya geçtiler. Karl Martel Tur meydan savaşında Müslümanları yenerek onları Fransa’dan kovdu. Ama Avrupa’nın güneyi ve doğusunda bulunan Müslümanlar misyona karşı bir duvar gibi duruyordu. Zaten Batılı Hıristiyanlar Müslümanlara karşı sevgi yerine, nefretle dolarak onları Mesih’e çağıracaklarına onlara karşı Haçlı Seferler adıyla tanınan savaşları açtılar.


Müslümanlara Sevgi Gösteren İki Adam genel davranıştan ayrıldılar.

1) Assisili Françesko Haçlı Seferlere karşı çıktı. “Müslümanların Mesih’in yoluna ancak sevgiyle çekilebileceği” inancındaydı. 1219 yılında Mısır’a gidip Dimyat kasabasında Sultan Melih el Kamil’in önünde İsa’yı anlattı. İnanmadı ama Françesko’ya saygı gösterdi. Françesko’nun başlattığı “Küçük Kardeşler” topluluğunda bulunan başka keşişler de Hıristiyan olmayanlara Müjde’yi duyurma isteğini taşıyordu. Bazıları Orta Asya’ya ve Çin’e (Êитай) kadar gittiler (O’nun Izinde sayfa 71).

2) Ramon Lull (1232-1316) papadan Haçlı Seferleri düzenlemekten vazgeçmesi, Müslümanlara Mesih Müjdesini bildirecek olan kişileri yetiştirecek okullar açmasını istedi (aynı kitap sayfa 91). Kuzey Afrika’da İsa’yı anlatırken fanatik bir insan tarafından öldürüldü.


Arama Yolculukları veya Keşif Seferleri

Müslümanların Afrika’ya ve Uzak Doğu’ya giden yolları tuttukları için Portekizler gemiyle (êораб) arama yolculuklar?na çıktılar. Onların arkasında İspanyollar, İngilizler ve Fransızlar bu keşif seferlerine çıktılar. Roma Katolik Kilisesine bağlı papazlar bu seferlere katıldı ve Afrika, Amerika ve Uzak Doğu’da Hıristiyanlığı yaydılar.


1500 Yıllarındaki Reform

Luter, Kalvin ve başkalarıyla ortaya çıkan Kutsal Kitap gerçeklerine dönüş reformları Kutsal Ruh’un işlemesiyle insanlara İsa Mesih’e iman ederek kurtuluşa kavuşacakları gerçeğini açtı. Kutsal Kitap halk dillerinde yayılmaya başladı. O zaman keşfedilen ilk basım makineleri Kutsal Kitapların daha hızlı ve daha ucuz olarak yayılmasına yol açtı. Ne yazık ki, iman esaslarına dönen Protestanlar hemen misyon çalışmalarına başlamadılar.


Aradan daha 200 yıl geçecekti. Çünkü:

1) Topluluk önderleri inanç tartışmalarıyla meşgüldü.

2) Birçok insan dünyanın sonunu bekliyordu.

3) Devletler hep savaş yapıyordu.

4) Protestan hükümetleri misyona karşı isteksizdi.

5) Protestan halklarının Hıristiyan olmayan halklarıyla bağlantıları yoktu, ihtiyacı görmüyorlardı.

6) Misyon kuruluş ve örgütleri kurulmamıştı.




Orta Çağdan Günümüze Kadar



“Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Kudüs’te, tüm Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız” (Elçilerin İşleri 1:8).

Reform ile Büyük Misyon Uyanışı Arası


Öncülük Yapan Birkaç Cesur Kişi.

1578 yılından sonra Kuzey Amerika’da koloni kuran bazı İngilizler Kızılderelileri Mesih’e kazandırmaya çalıştı. Peter Heylong adlı bir öncü 1633 yılında Müjde’yi Mısır’da ve sonra Etiyopya’da yaymaya çalıştı. Orada şehit edildi. Avusturyalı Yustinian von Velts Müjde’yi Güney Amerika’daki Surinam’da yayıp orada yalnızlık içinde öldü. Anglikan Kilisesi Müjde’yi Yabancı Yerlerde Yayma Cemiyetini 1701 yılında kurdu. Çoğunlukla İngiliz kolonilere vaiz gönderme işiyle yetinen cemiyet arasıra Amerika, Karaibler ve Batı Afrika’daki yerlilere pek başarı göstermeden Müjde’yi yaydı.


Halle’deki Uyanış ve Sonuçları.

Almanya’daki Halle kasabasında 17’nci yüzyılın sonuna doğru uyanış oldu. Oradaki topluluğun önderi olan Avgustus Herman Frank, bütün dünyada Müjde’yi yayma gerekliliğini anladı. Bu işe misyoner hazırlayıp göndermeye çalıştı. İlk giden iki genç Hindistan’a gitti. İnanlı olmayan Danimarka kralı kolonilerindeki insanların ruhsal ihtiyaçlarını karşılayan bir insan aradı ve bu iki kişi bu işe gönderildi. Bundan sonraki 100 yılda bütün karşı koyanlara rağmen Halle’den 60 misyoner gönderildi.


Halle’de Okuyan Nikolas Ludvig von Zinzendorf

dünyaya Müjde’yi yaymak için ateşli bir istek kazandı. 1724 yılında Zinzendorf Moravya’da bir topluluk kurdu. Topluluğa “Rab’bin Nöbeti” anlamına gelen “Herrnhut” adını verdi. Orada yaşanan iman hayatını dünyaya yayan misyonerleri göndermek istiyordu. Ama topluluktaki çekişmeler buna engel oluyordu. Zinzendorf dua ve barıştırma çalışmalarını altı ay devam ettirdi. Topluluk 1727 yılının Ağustos ayında Rab’bin Sofrasını yaparken Kutsal Ruh üzerlerine geldi ve uyanış başladı. Bu uyanışla kısa zamanda beş misyon başladı: 1732 Karaibler, 1733 Grönland, 1734 Amerika’daki Kızıldereliler, 1735 Surinam ve 1736 Güney Afrika. Tanrı büyük işler yaptı ve insanlarda derin istek vardı. İlk iki misyoner Çek Cumhuriyeti toprağından Danimarka’ya yürüyerek gittiler çünkü yolculuğu ödeyecek paraları yoktu. Bu bir başlangıçtı ama küçük bir başlangıç. Daha çok memleketteki toplulukların misyon için uyanmaları lazım olacaktı. Zinzendorf’un bu işte de payı vardı.

Dua

Moravya Pentikostundan sonra Zinzendorf’un önder olduğu topluluk bir dua nöbetini başlattı. 48 kişi ikişer kişilik gruplarda 24 saatten birer saat dua ettiler. Bu dua zinciri tam 100 yıl devam etti. Dua ettikleri konular: uyanış ve Müjde’nin bütün dünyadaki insanlara duyurulmasıydı.

Bundan sonra Moravyalılar’dan etkilenen George Whitefield (Corc Vitfild) ve John Wesley (Con Vesli) Müjde’yi yaydılar ve dua eden inanlılar topluluklarını yetiştirdiler. Müjde’nin yayılması ve uyanış için özel dua hareketi 1742 yılında İskoçya’nın Kambuslang köyünde başladı. Bundan haber alan ünlü Amerikalı vaiz Jonathan Edwards (Conatan Edvards) aynı konuları vurgulayan bir kitap yazdı. Kitabı okuyan birçok kişi bu konular için dua etmek üzere dua toplantıları düzenlemeye başladı.


Vaftiz Kilisesinde Bir Vaiz

olan William Carey (Vilyam Keeri) 1780’li yıllarında böyle bir dua toplantısına önderlik ediyordu. Tanrı onu dünyanın ruhsal durumu hakkında öğrenmeye yöneltti. Çalıştığı yerde tuttuğu deriden bir dünya haritasına öğrendiği bilgileri yazdı. Daha sonra aynı konuda bir kitap yazdı. Moravyalılar misyoner gönderiyordu Vaftizciler neden göndermesinler diye düşündü Keeri. Bu işin tek yolu aynı düşünceyi paylaşan bir grup toplayıp bir “misyon cemiyeti” kurmaktı.

İlkin öbür vaizler karşı koydular. 1792 yılındaki bölge vaizler toplantısında İşaya bölüm 54’ten vaaz eden Keeri konuşmasını şu ünlü sözle bitirdi: “Tanrı’dan büyük işler bekle! Tanrı için büyük işler yapmaya çalış!”

Ötesi gün Keeri istemiye istemiye dinleyen vaizleri dünyanın ruhsal durumu hakkında düşünmeye zorladı: dünyadaki 731 milyon insanın yüzde 78’i Müjde’yi duymamıştı. İlgi göstermediler. Birden Keeri Andrew Fuller (Andru Fuller) adlı vaiz arkadaşının kolunu tutup, “Yine bir şey yapılmayacak mı?” diye sordu. O an adam durup yeniden düşündü ve Keeri’nin fikrine döndü. Sonra yavaş yavaş öbürleri de döndü. İnançsızlar Arasında Müjde’yi Yayma Vaftizci Cemiyeti’nin gönderdiği ilk misyoner Keeri’nin kendisiydi. Aynı yıl Hindistan’a hareket etti. Keeri Müjde’yi yaymak ve İncil’i yerli dile çevirmek için büyük işler yaptı, ama en büyük başarısı ‘Büyük Misyonerlik Uyanışı’na yol açmasıydı.


Büyük Misyonerlik Uyanışı

Keeri’nin başlattığı iş hızla yayıldı. Ondan sonraki 25 yıl içinde bugüne kadar misyoner gönderen misyonerlik cemiyetlerinin çoğu İngiltere’de, Avrupa’da ve Amerika’da kuruldu. Ve dünyanın dört bir bucağına, her bir tarafına misyonerler gitti, İncil’i yerli dillere çevirip Müjde’yi duyurdular. Kimisi hastalıkla erken öldü, kimisi fanatik insanlarına eliyle şehit oldu. Hepsi bin bir zorlukla işlerini yapmaya çalıştılar.


Bu Nasıl Oldu?

1/ Tanrı inanlılar topluluğunu duayla bu işe hazırlamıştı.

2/ Tanrı dünya durumunu da bu işe hazırlamıştı.

a) Buhar makineleriyle işleyen gemiler (ęораб) ve trenler (влак) yolculugu kolaylaştırıyordu.

b) Aynı makinelerle o devletler zengin oldu ve oradaki inanlılar ondalıklarıyla misyon çalışmalarını daha çok destekleyebildiler.

c) Avrupa devletleri asker gönderdi, uzak yerlerdeki memleketleri kontrolları altına alıp imparatorluklar kurdular. Bu durum Avrupalı misyonerlerin o memleketlere gitmelerini kolaylaştırdı.

d) Bilim ve tıpta (doktorluk) olan ilerlemelerle sanki insanın yaşamı iyiye doğru gidiyordu. İnanlılar iyimserdi. İnsan uğraşsa ve Tanrı’ya güvense ona hiçbir şey imkansız olmayacaktı. Tanrı böyle iyimser, cesur, fedakar ve Rab’be güvenen inanlıları büyük işler için kullanabiliyordu.


1800 ile 1900 Yılları Arasında

1807 yılında Robert Morison adlı misyoner İngiltere’deki Londra Misyonerlik Cemiyeti tarafından Çin’e (Êитай) gonderildi. Bindiği geminin sahibi onu maytaplayarak, “Bay Morison, gerçekten Büyük Çin İmparatorluğunun puta tapıcılığını değiştireceğinizi mi sanıyorsunuz?” diye sordu. Morison “Hayır, efendim” dedi, “Ama bekliyorum ki, Tanrı bu işi başarsın!” 19’uncu yüzyılın misyonerlik ruhu buydu.

Amerika’dan çıkan ilk misyonerler Adoniram Judson ve eşiydi. Onlar 1813 yılında Burma’ya gittiler. Judson İncil’i çevirdi ve Rangun kasabasında dinlemek isteyenlere vaaz etti. Beş yıla kadar kimse inanmadı. Ondan sonra azar azar insanlar inanmaya başladı. Judsonlar hastalık ve karşı koyanlar tarafından büyük zorluklara dayanmak zorunda kaldı. Adoniram bir buçuk yıl hapiste bile kaldı. 1850 yılında öldü.

Bütün zorluklara rağmen misyon çalışmaları çoğaldı. 1857 ile 1860 yıllarının arasında Amerika ve İngiltere’de olan uyanışlar misyonerliğe olan ilgiyi daha da arttırdı.


Hesap

Başarı 1910 yılında İskoçya’nın Edinboro kasabasında 1200 inanlı misyon çalışmasının geçmişini ve geleceğini görüşmek için bir araya geldi. Keeri ve onu izleyenlerin çalışmalarından sonra dünyadaki 1,625 milyon insanın 835 milyonu Müjde’yi duymak imkanına sahipti. Bu ilerleme Protestan misyon çalışmasından mümkün olmuştu.

Sınırlar:

1/ Her nekadar Mesih inancı bütün dünyaya yayılmış ise de, çoğu memleketlerde küçücük bir azınlıktı. 1910 konferansının istatistiklerine göre batılı olmayan Mesih inanlı topluluklarının üyeleri bir milyon 250 bindi. Toplantılarına katılanların sayısı olsa olsa 5 milyondu.

2/ Yerel inanlıların çoğu kendi toplumlarının (общество) dışına atılmış kişilerdi. İnanlılar kendi köy ve mahallelerinden ayrılıp misyoner evlerinin çevresinde oturmayı seçtiler. Tuz ve ışık olmaktan çıktılar.

3/ Hemen hemen bütün misyonler kurdukları toplulukların önderleri olarak kaldılar. Çok az misyoner Kutsal Kitap’ın yerli insanlarla birlikte çalışma prensiplerini anladılar. “Birçok tanık önünde benden işittiğin sözleri, başkalarına da öğretmeye yeterli olacak güvenilir kişilere emanet et” ayetinin anlatmak istediğini anlamamışlardı (2.Timoteyus 2:2).

20’nci Yüzyıl

Ama 19’uncu yüzyılın inanlıları temeli attı ve 20’nci yüzyılın inanlıları bu temelin üzerine binayı kurdu. Şaşılacak ilerlemeler kaydedildi. 1914 ve 1945’te yer alan korkunç savaşlar 19’uncu yüzyılın iyimserliğini yıktı. Ama Tanrı inanlılar topluluğuyla ne yapıyordu?

Tanrı Milletlerin Üzerine Ruhunu Döküyordu.

20’nci yüzyılın başında Müjde’ye bağlı inanlıların sayısı aşağı yukarı 72 milyondu. Ama bunların 67 milyonu batılı dediğimiz Avrupalı ve Kuzey Amerikalıydı. Öbür milletlerden yalnız 5 milyon vardı. 1985 yılında Müjde’ye bağlı inanlıların sayısı 255 milyona yükseldi. Harika şey şuydu ki, bunların 135 milyonu batılı olmayan milletlerdendi! Batıda pek bir ilerleme yokken Tanrı Ruhunu dünyanın öbür yerlerine döküyordu. Güney Amerika, Asya ve Afrika’da milyonlarca insan yeniden doğuyordu.

Büyüme azalmadı. 1990 yılında batılı olmayan milletlerden inanlıların sayısı 208 milyona çıktı. Bu büyüme devam ederse 2000 yılında 400 milyona yükselecek. Batılı olmayan inanlıların sayısı 1960 yılından 1990 yılına kadar 29 milyondan 208 milyona çıktı. Buna karşın batılı inanlıların sayısı 57 milyondan 95 milyona yükseldi. Bu sayının 2000 yılına kadar 100 milyona çıkacağı bekleniyor. Batılı olmayanların sayısı ise 400 milyona yükseleceği bekleniyor.

Orta ve Güney Amerika

bundan güzel bir örnektir. 1900 yılında bu bölgede yalnız 70 bin inanlı kendilerine düşmanca davranan milyonlarca sayılı bir Roma Katolik kilisesine karşı duruyordu. Baskı gören inanlılar 80 yıllık bir zamanda çoğaldılar. 1983 yılında inanlıların sayısı 33 milyona yükseldi. 1990 yılında bu sayı 46 milyona kadar yükseldi. İmandan düşenler problemi çözülebilirse 2000 yılına kadar 80-90 milyona kadar yükselebilir.

Asya’nın Parlak Noktaları

Çin

1910 yılındaki konferansda: “Çin’de (Китай) şu anda eşsiz bir fırsat var” denildi. Gerçekten misyonerlik için fırsat eşsizdi çünkü komünizmin 1951 yılında gelmesiyle misyonerler çalışamıyor Çin’de. Ama yine de Çin’deki inanlılar topluluğu büyüyor. 1970 yılında bütün Hıristiyanların sayısı (Roma Katolik, Protestan ve başkaları) 2 milyondu. Bu bir mucizeydi çünkü hemen hemen yirmi yıllık korkunç baskıdan sonra topluluk gerilememiş, genel nüfusun artışına göre artmıştı bile. On beş yıl sonra (1985) komünistler bile bütün Hıristiyanların sayısının 16 milyona yükseldiğini söylemek zorunda kaldılar. Komünistlerin sayamadığı gizli toplantılara katılan inanlılar bu hesaba katılsaydı inanlıların sayısı 40 milyona yükselecekti. Bu büyüme devam etti ve 1993 yılında Çin’in nüfusunun %5’i (5 проöент) yani 57 milyondu.

Güney Kore

1900 yılında inanlılnın sayısı 6,400’dü. 1980 yılında 6 milyon 400 bine yükselmişti. 1985 yılında Güney Kore nüfusunun altıda biri inanlıydı. On yıl sonra (1995) halktan her üç insandan biri inanlıydı. Neden böyle? Çünkü Güney Kore inanlıları dua ediyor. Sabah erken dua toplantıları ve dua tepeleri onların iman hayatının bir parçasıdır.

İndonezya

Uyanış gören tek müslüman devleti olan İndonezya’nın nüfusunun %4,4’ü (4.4 проöент). 8 milyon inanlı 160 milyon Müslümanın arasında yaşıyor.

Afrika

Bu yüzyılda bütün kıtanın (континент) nüfusunun yüzde 50’sinden fazla adı Hıristiyan (Roma Katolik, Protestan ve başkaları) oldu. Müjde’ye bağlı topluluklara katılanların sayısı 1900 yılında 1 milyon 400 bindi. 1985 yılında 43 milyona yükselerek bütün kıtanın nüfusunun yüzde 8’ine ulaştı. 1993 yılında sayısı 63 buçuk milyona yükselerek nüfusunun yüzde 13’üne çıktı.

Batılı Olmayan Misyonerler

1900 yılında çok azdılar. 1985 yılında bütün misyonerlerin yüzde 20’si oldular.
Evet Tanrı büyük işler yapmıştır. Ama yapılacak çok işler kaldı.