Şüpheci Tomas'ın köşesi

Soru:

"İsa Neden o incir ağacını lanetledi ve nasıl oldu?" (Matta 21:18-22 ve Markos 11:12-24)

Cevap:

İsa Mesih yeryüzünde iken yüzlerce mucize işledi, hem de kendisinden önce gelen peygamberler gibi değil: hiç dua etmeden, sadece buyurmakla, kendi gücünü kullanarak mucize yaptı. Ve dikkatimize çeken başka bir şey: hiç bir zaman yıkıcı, zarar verici bir şey yapmadı: ne bir düşmanı öldürdü, ne de kimsenin malını bozdu. Halkın güdücüleri onu öldürmek istediği halde, o "sövüldüğü zaman sövmekle karşılık vermezdi. Ve çeki görünce, korkuturmaya kalkmadı. Ama kendini doğrulukla davalayan Allahın ellerine teslim etti." (1.Pet 2:23) Ama buradaki ayetlerde İsa'yı başka bir ışıkta görüyoruz. Sefte lanetliyor ve bir mal bozuyor. Kimi iman etmeyenler bu ayetler yüzünden İsa'yı reddediyorlar: "Madem İsa başkasının malına saygı duymuyor, o Allahtan gelen biri olamaz" diyorlar. Ama bu söz gösteriyor, ayetleri dikkatla okumadılar: "Yol kenarında tek başına duran bir incir ağacı gördü." (Matta 21:19). O ağaç sahipsizdi, yol kenarında yalnız dururdu, değil bir insanın bahçesinde.

Gözümüzü çarpan ikinci bir konu: İsa meyva arıyor, ama daha meyve zamanı değildir. Orada yaşayan bir kişi olarak, mevsimleri anlamıyor mu? Mart ayında üzüm aramaya, ya da Ağustos ayında portakal toplamaya gider misin? Elbette İsa o kadar akılsız değildi. Ama bu olay kendi öğrencilerine çok önemli bir ders vermek için oldu. İsa burada küçük bir senaryo oynadı: bir kişi meyva arıyor ve onu bulamayınca meyvayı vermesi gereken ağacı lanetliyor. Ama bu sözlerle kalmıyor, ağaç gerçekten de kupkuru oluyor. İncir ağacının tahtası da ancak yakmalık odun için yarıyor ve kesin yakılacaktır.

Meyva ağacında meyva arayan, Allahın kendisidir. İncir ağacı da, İsrail halkını sembolize ediyor. Eski Antlaşma'da bunu gösteren ayetler var: "İsrail çölde Bir salkım üzüm gibi geldi bana, atalarıysa incir ağacının ilk ürünü gibi." (Hoşea 9:10) İsa kendisi bunu bir benzetmede açık bir biçimde göstermişti:

Luka 13:6-9

"Onlara şu benzetmeyi de anlattı: "Bir adamın bahçesinde bir incir ağacı varmış. Ve geldi, onun üzerinde yemiş arasın, ama bulamamış. 7 Bağcıya da demiş ki: 'Te, üç senedir gelip bu incir ağacının üstünde yemiş arıyorum, hiç de bulamıyorum. Artık kes onu. Niye toprağı zayıflatırsın ki?' 8 Adam da ona cevap verip demiş: 'Efendim, onu bu sene de brak, ben onun etrafını çapalayım, gübreleyeyim. 9 Gelecek sene yemiş verirse, iyi. Eger yoksa onu kesersin.'"

Sanıyoruz, İsa bu sözleri tam bir sene önce söylemişti. Bir sene bekledi, İsrail halkı 'tövbeye uygun yemişler' meydana getirsin. Onları bulamayınca, İsa karar verdi öğrencilerine gelecek korkunç tarihi olaylar için gözlerinin önünde bir ders versin. İşte, incir ağacı o yüzden lanetlendi. O ağacın kuruması ve arkasından odunun yakılması, İsrail hakının başına gelecek korkunç tarih olaylarını müjdeledi: 70 senesinde, yani İsa'nın göke dönmesinden 40 sene sonra, Yahudi halkı Roma Emperatorluğuna karşı ayaklandı. Onun arkasından 2 sene süren bir savaşta büsbütün yenildiler. Sadece Yeruşalim kasabasından bir milyon kişi öldü. Ama bunun da belki en korkunç tarafı şu ki, Allahevinde de 'Taş üstünde taş kalmadı' (tam İsa'nın önceden bildirdiği gibi - Matta 24:2). Tarihçi Yosefus anlatıyor ki, o savaşta hiç bir Mesih imanlısı ölmedi: "İsa'nın sözlerini hatırlayarak Pella adlı köye kaçtılar" diyor. İşte, Mesihin öğrencileri o vakıt bu incir ağacının kurumasını aklına getirdiler.

İncili kabul etmeyen kişilerin ortaya attığı başka bir konu, Matta ve Markos'un arasında farklılıklarıdır. Matta incilindeki anlatıma göre, ağaç 'hemen' kurudu, Markos'ta ise, ertesi gün. Bunu anlamak için, her yazarın kendi stilini ve amacını araştırmalıyız: Markos en kısa incildir ve daha fazla İsa'nın yaptıklarına ve hareketlerine önem veriyor. Matta'nın dikkati ise, en başta İsa'nın öğretişleri üzerindedir; İsa'nın sözlerine daha fazla önem veriyor. Mesela, bölüm 8-9'da İsa'nın yaptığı mucizelerini kullanıyor öğrenci olmak konusunda ders vermek için. O yüzden İsa'nın incir ağacını lanetlemesi olayını daha kısaltılmış olarak anlatıyor. Markos olayın asıl sıralanmasını anlatıyor, Matta iki günde yapılan işleri bir güne kısaltırıyor.

İsa, son haftasında her gece Beytanya adında bir köyde kalırdı, her sabah 6 kilometrelik yolu tepip Yeruşalim kasabasına giderdi, Allahevinde ders verirdi, akşamüstü gene Beytanya'ya dönerdi. Pazartesi sabah Yeruşalim'e giderken, İsa incir ağacı lanetliyor. O gün dönerken kimse o ağaca dikkat etmedi, herhalde hava kararmakta idi. Ama Salı günü sabahlayın ağacın kurumuş olduğunu fark ediyorlar, Petrus da söz alıp, İsa'nın dikkatini çekiyor.

Sözün kısası: Markos, Matta'nın 'hemen kurudu' sözünü açıklıyor. Bir ağaç normal şartlar altında bir günde kurumaz. Ama bu incir ağacı İsa'nın buyruk vermesi üzerine o kadar kısa zaman içinde kurudu. Ve bir kere daha görüyoruz, nasıl İsa "kendi kuvvetli sözüyle her şeyi ayakta tutuyor" (İbraniler 1:3)