Bugün: 24. 02. 2017
Kutsal Kitap okuma planı: AKŞAM


Eyub 24:1-25

1 - Niçin Her Şeye Gücü Yeten yargı için vakit saptamıyor? Neden O'nu tanıyanlar bu günleri görmesin?

2 - İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.

3 - Öksüzlerin eşeğini kovuyor, Dul kadının öküzünü rehin alıyorlar.

4 - Yoksulları yoldan saptırıyor, Ülkenin düşkünlerini gizlenmeye zorluyorlar.

5 - Bakın, yoksullar çöldeki yaban eşekleri gibi Yiyecek bulmak için erkenden işe çıkıyorlar, Çocuklarına yiyeceği kırlar sağlıyor.

6 - Yemlerini tarlalardan topluyor, Kötülerin bağındaki artıkları eşeliyorlar.

7 - Geceyi giysisiz, çıplak geçiriyorlar, Örtünecek şeyleri yok soğukta.

8 - Dağlara yağan sağanaktan ıslanıyor, Sığınakları olmadığı için kayalara sarılıyorlar.

9 - Öksüz memeden ayrılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.

10 - Giysisiz, çıplak dolaşıyor, Aç karnına demet taşıyorlar.

11 - Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm çiğniyorlar.

12 - Kentlerden insan iniltileri yükseliyor, Yaralı canlar feryat ediyor, Ama Tanrı haksızlığı önemsemiyor.

13 - Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.

14 - Gün kararınca katil kalkar, Yoksulu, düşkünü öldürür, Hırsız gibi sıvışır geceleyin

15 - Zina edenin gözü alacakaranlıktadır, 'Beni kimse görmez' diye düşünür, Yüzünü örtüyle gizler.

16 - Hırsızlar karanlıkta evleri deler, Gündüz gizlenir, ışık nedir bilmezler.

17 - Çünkü zifiri karanlık sabahıdır onların, Karanlığın dehşetiyle dostturlar.

18 - Diyorsunuz ki: "Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.

19 - Kuraklık ve sıcağın eriyen karı alıp götürdüğü gibi Ölüler diyarı da günahlıları alıp götürür.

20 - Rahim onları unutacak, Kurtlara yem olacak, Bir daha anılmayacaklar. Haksızlık bir ağaç gibi kırılacak.

21 - Onlar çocuğu olmayan kısır kadınları yolar, Dul kadına iyilik etmezler.

22 - Tanrı, gücüyle zorbaları yok eder, Harekete geçince zorbaların yaşama umudu kalmaz.

23 - Tanrı onlara güven verir, O'na güvenirler, Ama gözü yürüdükleri yoldadır.

24 - Kısa süre yükselir, sonra yok olurlar, Düşerler, tıpkı ötekiler gibi alınıp götürülür, Başak başı gibi kesilirler.

25 - Böyle değilse, kim beni yalancı çıkarabilir, Söylediklerimin boş olduğunu gösterebilir


1.Korintliler 11:1-34

1 - Ben nasıl Mesihi örnek aldım, siz de öylece beni örnek alın.

2 - Kardeşler, sizi şunun için öveyim: her meselede beni hatırladınız ve size teslim ettiğim öğretişleri olduğu gibi tutuyorsunuz.

3 - Ama istiyorum, şunu bilesiniz: her erkeğin başı Mesihtir, kadının başı gene erkektir, Mesihin başı da Allahtır.

4 - Başının üstünde bir şey varken dua eden ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürüyor.

5 - Ama başı örtülü değil iken dua eden ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürüyor. Çünkü öyle bir kadının hiç farkı yok kafası traş edilmiş bir kadından.

6 - Çünkü başı örtülü olmayan kadının da kafası traş edilsin. Ve madem kadın için kısa saçlı olmak ya da bütün traş olmak ayıptır, o vakıt örtünsün.

7 - Sahi, erkek lazım başını örtmesin, çünkü Allahın görünüşü ve şanlılığıdır. Kadın gene erkeğin şanlılığıdır.

8 - Erkek kadından meydana gelmedi, ama kadın erkekten meydana geldi.

9 - Ne de erkek kadın için yaratıldı, ama kadın erkek için yaratıldı.

10 - Bu sebepten üstünlüğün nişanı lazım kadının kafasının üstünde bulunsun. Hem de meleklerden için.

11 - Gene de Rab'de erkek kadınsız bir şey değildir, ne de kadın erkeksiz bir şey değildir.

12 - Çünkü nasıl kadın erkekten meydana geldiyse, aynı öyle erkek de kadından dünyaya geliyor. Ama zaten her şey Allahtan meydana geliyor.

13 - Siz kendiniz karar verin: başı örtülü değil iken Allaha dua etmek kadına yakışır mı?

14 - Hem de, dünyanın kendisi bile size öğretirmiyor mu ki, erkek için uzun saçlar ayıptır.

15 - Öbür türlü, kadının uzun saçları varsa, onun için şerefli bir şeydir. Ne de olsa uzun saçlar ona bir örtü olarak verildi.

16 - Ama bir kişi kavga çıkarmak isterse, bakın, öyle bir adet ne bizde, ne de Allahın topluluklarında var.

17 - Ama şu meselede sizi övmem: sizin toplantılarınız yarar getirmez, zarar getiriyor.

18 - Çünkü birinci olarak, ne vakıt toplantıda bir araya geliyorsunuz, ne kadar duyduysam, aranızda bölünmeler var. Bir parça da inanıyorum öyledir diye.

19 - Evet, aranızda lazım ayrı ayrı gruplar olsun. Öyle ki, aranızda denenmiş kişiler kimdir belli olsun.

20 - Demek, bir yerde toplanırken, Rabbin sofrasını yemek için toplanmıyorsunuz.

21 - Çünkü yemek yerken, herkes önce kendi sofrasını yapıyor. Ve biri aç kalırken, başka birisi sarfoş oluyor.

22 - Sizin evleriniz yok mu, orada yiyip içesiniz? Yoksa Allahın topluluğunu hor mu görmek istiyorsunuz? Fukaraları utandırmak mı istiyorsunuz? Size ne diyeyim? Sizi öveyim mi? Bu meselede sizi övmem!

23 - Çünkü size teslim ettiğim şu öğretişi ben de Rab'den aldım: Rab İsa o gecede, ne zaman Onu teslim ettiler, ekmek aldı,

24 - şükür ettikten sonra onu kırdı ve dedi: "Alın, yiyin! Bu sizin için kırılan benim bedenimdir. Beni anmak için bunu yapın."

25 - Aynı onun gibi, yedikten sonra kadehi de aldı ve dedi: "Bu kadeh, benim kanımla yapılan yeni anlaşmadır. Bunu her ne zaman içerseniz, beni anmak için yapın."

26 - Demek, her ne zaman bu ekmeği yerseniz, her ne zaman bu kadehten içerseniz, Rab gelinceye kadar, Onun ölümünü ilan etmiş oluyorsunuz.

27 - Onun için, kim yakışmayan bir durumda bu ekmekten yerse, ya da bu kadehten içerse, Rabbin bedenine ve kanına karşı suçlu oluyor.

28 - Ama kişi önce kendini denesin de öyle ekmekten yesin ve kadehten içsin.

29 - Çünkü her kim bedeni fark etmeden yerse ve içerse, yiyip içmekle kendi kendini davalamış oluyor.

30 - Zaten bu sebepten aranızda birçoğu zayıf ve hasta oldu, birçoğu gene uykuya daldı.

31 - Kendi kendimizi denemiş olsaydık, davalanmayacaydık.

32 - Rab bizi davalarsa bile, bizi terbiye etmek içindir. Maksat, dünya ile beraber ceza çekmeyelim.

33 - İşte böyle, kardeşlerim! Yemek için bir araya geldiniz mi, birbirinizi bekleyin.

34 - Bir kişi aç ise, evde ekmek yesin. Öyle ki, toplantılarınız sebep olmasın, ceza çekesiniz. Ne zaman gelirsem, öbür şeyleri de tertipleyecem.