Bugün: 20. 09. 2018
Kutsal Kitap okuma planı: SABAH


2.Samuel 15:1-37

1 - Bundan sonra Avşalom kendisine bir savaş arabası, atlar ve önünde koşacak elli kişi hazırladı.

2 - Sabah erkenden kalkıp kent kapısına giden yolun kenarında dururdu. Davasına baktırmak için krala gelen herkese seslenip, "Nerelisin?" diye sorardı. Adam hangi İsrail oymağından geldiğini söylerdi.

3 - Avşalom ona şöyle derdi: "Bak, ileri sürdüğün savlar doğru ve haklı. Ne var ki, kral adına seni dinleyecek kimse yok."

4 - Sonra konuşmasını şöyle sürdürürdü: "Keşke kral beni ülkeye yargıç atasa! Davası ya da sorunu olan herkes bana gelse, ben de ona hakkını versem!"

5 - Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.

6 - Davasına baktırmak için krala gelen İsrailliler'in hepsine böyle davrandı. Böylelikle İsrailliler'in gönlünü çeldi.

7 - Dört yıl sonra Avşalom krala, "İzin ver de Hevron'a gidip RAB'be adağımı yerine getireyim" dedi,

8 - Çünkü ben kulun Aram'ın Geşur Kenti'nde yaşarken, 'RAB beni Yeruşalim'e geri getirirse, O'na Hevron'da tapınacağım' diye adak adamıştım

9 - Kral, "Esenlikle git" dedi. Ne var ki, Hevron'a giden Avşalo

10 - bütün İsrail oymaklarına gizlice ulaklar göndererek şöyle dedi: "Boru sesini duyar duymaz, 'Avşalom Hevron'da kral oldu' diyeceksiniz."

11 - Yeruşalim'den çağrılan iki yüz kişi olup bitenden haberleri olmaksızın, iyi niyetle Avşalom'la birlikte gittiler.

12 - Avşalom kurbanları keserken, Davut'un danışmanı Gilolu Ahitofel'i de Gilo Kenti'nden getirtti. Böylece ayaklanma güç kazandı. Çünkü Avşalom'u izleyen halkın sayısı giderek çoğalıyordu.

13 - Bir ulak gelip Davut'a, "İsrailliler yürekten Avşalom'a bağlandı" dedi.

14 - Bunun üzerine Davut Yeruşalim'de kendisiyle birlikte olan bütün görevlilerine şöyle dedi: "Haydi kaçalım! Yoksa Avşalom'dan kaçıp kurtulamayacağız. Hemen gidelim! Yoksa Avşalom ardımızdan çabucak yetişip bizi yıkıma uğratır. Kenti de kılıçtan geçirir."

15 - Kralın görevlileri, "Efendimiz ve kralımız ne karar verirse yapmaya hazırız" diye yanıtladılar.

16 - Böylece kral ardısıra gelen bütün ev halkıyla birlikte yola koyuldu. Ancak saraya baksınlar diye on cariyesini orada bıraktı.

17 - Kralla yanındakiler kentin en son evinde durdular.

18 - Bütün kulları, Keretliler'le Peletliler kralın yanından geçtiler. Gat'tan ardısıra gelmiş olan altı yüz Gatlı asker de kralın önünden geçti.

19 - Kral, Gatlı İttay'a, "Neden sen de bizimle geliyorsun?" dedi, "Geri dön ve yeni kralla kal. Çünkü sen yurdundan sürülmüş bir yabancısın.

20 - Daha dün geldin. Bugün nereye gideceğimi kendim bilmezken, seni de bizimle birlikte mi dolaştırayım? Kardeşlerinle birlikte geri dön. Tanrı'nın sevgisi ve sadakati üzerinde olsun!"

21 - Ama İttay şöyle yanıt verdi: "Efendim ve kralım, yaşayan RAB'bin adıyla ve yaşamın hakkı için derim ki, ister yaşam, ister ölüm için olsun, sen neredeysen kulun ben de orada olacağım."

22 - Davut İttay'a, "Yürü, geç!" dedi. Böylece Gatlı İttay yanındaki bütün adamları ve çocuklarıyla birlikte geçti.

23 - Halk geçerken, bütün yöre halkı hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Kral Kidron Vadisi'ni geçti. Halk da kırlara doğru ilerledi.

24 - Kâhin Sadok'la Tanrı'nın Antlaşma Sandığı'nı taşıyan Levililer de oradaydı. Tanrı'nın Sandığı'nı yere koydular. Bütün halk kentten çıkana dek Aviyatar adaklar sundu.

25 - Sonra kral, Sadok'a, "Tanrı'nın Sandığı'nı kente geri götür" dedi, "RAB benden hoşnut kalırsa, beni geri getirir, sandığı ve konduğu yeri bana gösterir.

26 - Ama, 'Senden hoşnut değilim' derse, işte buradayım, bana uygun gördüğünü yapsın."

27 - Kral Kâhin Sadok'la konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sen bilici değil misin? Oğlun Ahimaas'ı ve Aviyatar oğlu Yonatan'ı yanına al; Aviyatar'la birlikte esenlikle kente dönün.

28 - Sizden aydınlatıcı bir haber alana dek ben kırda, ırmağın sığ yerinde bekleyeceğim."

29 - Böylece Sadok'la Aviyatar Tanrı'nın Sandığı'nı Yeruşalim'e geri götürüp orada kaldılar.

30 - Davut ağlaya ağlaya Zeytin Dağı'na çıkıyordu. Başı örtülüydü, yalınayak yürüyordu. Yanındaki herkesin başı örtülüydü ve ağlayarak dağa çıkıyorlardı.

31 - O sırada biri Davut'a, "Ahitofel Avşalom'dan yana olan suikastçıların arasında" diye bildirdi. Bunun üzerine Davut, "Ya RAB, Ahitofel'in öğüdünü boşa çıkar" diye dua etti.

32 - Davut Tanrı'ya tapınılan tepenin doruğuna varınca, Arklı Huşay giysisi yırtılmış, başı toz toprak içinde onu karşıladı.

33 - Davut ona, "Benimle birlikte gelirsen, bana yük olursun" dedi,

34 - Ama kente döner ve Avşalom'a, 'Ey kral, senin kulun olacağım; geçmişte babana nasıl kulluk ettiysem, şimdi de sana öyle kulluk edeceğim' dersen, Ahitofel'in öğüdünü benim için boşa çıkarırsın.

35 - Kâhin Sadok ile Kâhin Aviyatar orada seninle birlikte olacaklar. Kralın sarayında duyduğun her şeyi onlara bildir.

36 - Sadok oğlu Ahimaas ile Aviyatar oğlu Yonatan da oradalar. Bütün duyduklarınızı onların aracılığıyla bana iletebilirsiniz.

37 - Böylece Davut'un dostu Huşay Yeruşalim'e gitti. Tam o sırada Avşalom da kente giriyordu.


2.Korintliler 8:1-24

1 - Kardeşler, size anlatmak istiyoruz, Allah Makedoniya'daki topluluklara nasıl bir vergi verdi:

2 - Onlar büyük bir sıkıntı ve deneme içinde idiler. O kadar fukaraydılar, ama gene de öyle bir sevinçle doldular ki, cömertçe verdiler. O cömertlik de onların zenginliği oldu.

3 - Onlar için şahitlik yaparım ki, kendilerinden kalkıp, ne kadar fırsatları varsaydı, hem de daha da fazlasını verdiler.

4 - Bize çok yalvarıp rica ettiler, kutsallara yapılan bu hizmete katılsınlar - onu bir şeref saydılar.

5 - Değil sade biz nasıl umut etmiştik. Hayır, önce kendilerini Rabbe verdiler. Sonra Allahın isteğine göre bize de verdiler.

6 - Böylelikle Titus'a şöyle akıl verdik: madem o daha evel aranızda bu merhametli işi başlattırdı, şimdi de onu tamamlasın.

7 - İmanda, konuşmakta, bilgide, her mesele için uğraşmakta ve bize karşı olan sevgide artıyorsunuz. Aynı onun gibi bakın, bu merhametli işte de artasınız.

8 - Bunu size söylemiyorum bir buyruk gibi. Ama istiyorum, başkalarının ciddiliğini göstereyim ve sizin imanınızın sahte olmadığını belli edeyim.

9 - Çünkü Rabbimiz İsa Mesihin merhametini biliyorsunuz: O zengin idi, ama bizim için fukara oldu. Öyle ki, Onun fukaralığı ile insanlar zenginleştirilsinler.

10 - Bu meselede kendi fikrimi size söyleyeyim. Bu, sizin faydanız içindir: bir sene önce, hem bu işi yapmak için, hem de istemek için siz birinci idiniz.

11 - Ama şimdi bu işi bitirin! Öyle ki, sizde nasıl yapmaya istek vardı, şimdi de, elinizden geldiği kadar, tamamlamak olsun.

12 - Çünkü yeter ki en evelâ istek olsun. O vakıt kişinin bahşişi şöyle kabul edilecek: sahip olmadığı şeylere bakarak değil, ama sahip olduğu şeylere bakarak.

13 - Değil, başkaları rahatlık içinde olsunlar, siz gene sıkıntı çekesiniz. Ama uygunluk olsun diye; sizin bolluğunuz, onların eksikliğini tamamlasın diye.

14 - Ve onların bolluğu da sizin eksikliğinizi tamamlasın. Maksat, uygunluk olsun.

15 - Aynı yazıldığı gibi: "Kim çok toplamışsa, onun fazlalığı yoktu. Kim az toplamışsa, onun gene eksikliği yoktu."

16 - Allaha şükürler olsun ki, Titus'un yüreğine öyle bir duygu koydu, o da sizin için aynı ciddilikle uğraşsın.

17 - Sahi, o kuraj aldı. Ama onda daha da büyük bir ciddilik var. Onun için kendiliğinden kalkıp, size kadar gitti.

18 - Ama biz onun yanına başka bir kardeş daha da yolluyoruz. O bütün topluluklarda 'iyi haber'deki hizmeti için övülüyor.

19 - Değil sade bu kadar. Aynı zamanda topluluklar onu seçtiler, bu vergiyi götürürken bizimle birlikte yolcucuk yapsın. Biz onu yapıyoruz, Allahın şanlılığına bir hizmet olsun ve sizin istekli olduğunuz gösterilsin diye.

20 - Sakınıyoruz, hizmet ettiğimiz bu büyük yardım meselesinde kimse bizi suçlamasın.

21 - Dikkat ediyoruz, değil sade Allahın önünde, ama insanların önünde de doğru olanı yapalım

22 - Ve bu ikisinin yanında başka bir kardeşimizi daha yolluyoruz: onun ciddiliğini çok defa ve birçok meselede denemiştik. Şimdi gene size çok güvenip daha da fazla uğraşıyor.

23 - Titus'a gelince: o benim ortağım ve aranızda çalışan iş arkadaşımdır. Öbür kardeşlerimize gelince: onlar toplulukların habercileri ve Mesihin şanıdır.

24 - Onun için sevginizi onlara belli edin ve gösterin ki, sizinle bütün topluluklara boşuna övünmedik.