İsa'nın Doğuşu (mahalece)

Oyuncular:

Dilenci
Lepilocu
İçkici
Melek
Meryem
Yusuf
Firdez
Şaziye
Kadın
1. Adam
2. Adam

1. Sahne: Çobanlar tarlada

Dilenci: Ah, ne kadar soğuk! Aacık ısınayım. Bugün garada iş çok iyi geçti. Sayayım paraları... 10, 20, 30...

Lepilocu: Haydi, çıkar bakalım kartaları.

İçkici: Paralarınn var mı ki?

Lepilocu: Elbet de var

İçkici: Göreyim...

(Melek ortaya çıkıyor - herkes fırlıyor)

Dilenci: Ay bu ne? Ne oluyor burada?

İçkici: Bak, bu şafaklık, gökten bir melek geliyor.

Melek: Korkmayın, size iyi bir haber veriyorum!

Bütün halkı sevintireceğim.

Bugün sizin için Yeniköy'de bir kişi doğdu.

O sizi bir gün kurtaracak. Bu Allahın kendisi olacak.

İşte size bir nişan veriyorum:

yeni doğmuş bir bebek bulacaksınız.

Sargıya sarılmış ve bir gumanın içinde yatıyor.

İçkici: Duydunuz mu? Yeniköy bir bebek doğdu.

Lepilocu: Eee, ne olacak? Her gün bebekler doğuyor!

İçkici: Ama bu daha başka.

Duymadınız mı, o bizi bir gün kurtaracak bu bataktan.

Lepilocu: Hadi be, sen de! Allah bizim gibilerle mi kaldı uğraşsın?

İçkici: Ama duymadın mı, melek ne dedi.

(dilenciye dönüyor) Ne oluyor sana?

Dilenci: (gözleri açılıyor) Görüyorum, görüyorum.

Lepilocu: Haydi çabuk Yeniköy'e!!



2. Sahne: Meryem ve Yusuf ev arıyor

Meryem: Off, ay, vah! Yusuf, dayantıramayacağım.

Yusuf: Mirem, az kaldı. İşte garaya geldik. 36'ya bindik mi, doğru mahalleye.

Meryem: İyi, ama bebek gelirse, şimdi.

Yusuf: Sıkılma, mahallede hısımlarım var. Onlar yardım yapacak bize.

Haydi, koş 36'ya

Meryem: Yusuuuuf!

(otobüse biniyorlar)

Ay, Yusuf! Bu dupkalar beni hasta yapıyor. Galiba burada doğuracağım. A be Yusuf! Ne lazımdı bu vakıt yolculuk yapalım?

Yusuf: A be Mirem, unuttun mu? Lazım asker kyağıdını çıkarayım.

Ayın kenarına kadan yetişmedik mi, lazım büyük globa ödeyelim

Neyse, zaten geldik mahalleye.



Meryem: Ama şimdi nereye gideceğiz?

Yusuf: Peşin bakalım Firdez teyzeye. Sigur orada bizim için bir yer var.

Meryem: Ee, nerede oturuyor?

Yusuf: Tee oralarda, şu yeşil butkanın arkasında.

Firdez: Oooooooo, Yusuf aga, Mirem de geldi. Hoşgeldiniz, hoşgeldiniz!

Yusuf & Meryem: Hoşbulduk, hoşbulduk!

Firdez: A şuraya bak. Mirem kızan duğuracak.

Siz daha çok tezlerde evlenmediniz mi?

Yusuf: Şey, Firdez teyze, lazım sana bir şey sorayım:

te görüyon, kadınım belki de tezlerde doğurucak.

Ama yok nerede kalalım. Olur mu, sende kalalım, bebek doğana kadar?

Firdez: Te ben de dakkada remont yapıyom. Bütün tavanları kireçleyeceğim. Bütün odalara tapet koyacağım. Hola yeni persiyski aldık.

Lazım onu da koyayım yere. Yaponska mazilka...

sonra da bir sürü temizlik. Oooo, dünyanın işi.

Ama bitti mi, o zaman gelim misafirliğe.

Yusuf: Peki, başka bir yer bulacağız.

Firdez: Allah yolunuzu açık etsin

(gittikten sonra) Toçno da zamanı buldular, misafirliğe gelsinler.

Meryem: Ya şimdi, nerede kalacağız?

Bebek yakında gelecek, sokakta mı doğuracağım?

Yusuf: Ben bir yer biliyom. Gidelim Şaziye abbaya...

Şaziye: Hoşgeldiniz, hoşgeldiniz.

Meryem & Yusuf: Hoşbulduk, hoşbulduk!

Şaziye: Buyurun bakalım, salona kadan. Durun aacık, gideyim kufnaya, yıkayım ellerimi. Oldular leş domatalardan

(ellerini yıkıyor) Eee, neye geldiniz? Bir derdiniz mi var?

Ne zaman çıktınız yola?

Meryem: İşte, üç gün evveli çıktık Varna'dan.

Şaziye: Oooo, aşkolsun. Mirem de gebe galiba.

Yusuf: Şey, Şaziye abba. Biz geldik buraya, bu gece sende kalalım.

Şaziye: Ooo, çok yazık... kalamazsınız. Niçin ki, görüyonuz, işim var.

Kışlık yapıyom. Kompotların, domataların üstünde mi yattırayım sizi?

Başka hısımlarınız yok mu. Mesela, Firdez teyzeye gittiniz mi?

Meryem: Evet gittik. Ama o da kireç yapıyor.

Şaziye: Eee, ne yapayım şimdi? Mare kızım, sende de naş akıl var?

Bu zor günlerde yollara çıktınız.

(Yusuf'a) Sen de görmüyon mu kadının halini?

Neyse, birhangi yer bulacanız bu gece için.

Ben de sizin için dua edecem. Rab yardımcınız olsun!

(gittikten sonra) Püü, bak onlara! Utanmıyorlar mı?

Bu pahalılıkta misafirliğe geliyorlar.

Meryem: Eee Yusuf! Kısmetimiz hiç yok bugün. Senin de hısımlarına.

Ne biçim insan bunlar? Bir de kendilerini Allah adamı yapıyorlar.

Ee şimdi? Sokakta mı doğuracam?

Yusuf: Korkma, Mirem, Rab bize yardımcı olacak.

Te o karıya bir şey sorayım:

Affedecen abba: biz burada yabancıyız, uzak yoldan geldik.

Sen bilesen burada birhangi hotel, kalalım bu gece orada.

Kadın: Yoo, mahallede hotel motel yok. Lazım tsentere gidesin.

Ama oralarda da çok pahalı. Ve gitsen de, gene de bulamayacan.

Hani, büyük panayır var ya!

Yusuf: Ama görüyon, karım gebe. Mutlaka bu gece bir yerde lazım kalalım.

O kadar paramız da yok.

Kadın: Bak, ne diyecem size: Bu gece bizde kalın.

Yalnız, kocam çok içiyor, duurudan alkolik.

Sizi evde gördü mü, fenalık yapacak.

Ama bizde eski bir garaj var, orada yatabilirsiniz.

Meryem: Ay Yusuf, doğuracam galiba.

Kadın: (onları garaja sokuyor, sonra çıkıyor)

Çabuk bir doktor bulalım !!!

(içerden bebek ağlaması duyuluyor)



3. Sahne: Çobanlar bebeği arıyorlar

Lepilocu: Merhaba, sen burada yeni doğmuş bir bebek göresen?

Bir garajda yatıyor, böyle gumanın içinde. Çok arıyoz onu.

1.Adam: Yooo, öyle bir şey hiç duymadım.

İçkici: Merhaba, sen burada yeni doğmuş bir bebek göresen?

Bir garajda yatıyor, böyle gumanın içinde. Çok arıyoz onu.

2. Adam: (eğlenerek) Tabii, yeni doğmuş bebek, ha!

Gumanın içinde, değil mi?

Aga, sen grozdovayı biraz fazla kaçırdın galiba.

("onlar aklını kaçırmış" diye hareketler yapıyor)

Dilenci: Merhaba, sen burada yeni doğmuş bir bebek göresen?

Bir garajda yatıyor, böyle gumanın içinde. Çok arıyoz onu.

Kadın: Niçin arıyonuz onu?

İçkici: Biz kırda kumar oynarken bir melek geldi,

dedi ki, bugün Yeniköy'de bir bebek doğacakmış.

O da bir gün bizi kurtaracakmış.

Kadın: Evet, onlar bizim evde. Tee o garaja bakınınz.

(garajın kapısını açıyorlar).

Yusuf: Evet, kimsiniz, ne istiyorsunuz

Lepilocu: Şey, yani... biz... ee... kırda... ü... yani

İçkici: Te bakın bebek ! Tam da meleğin dediği gibi !

Lepilocu: Evet, garajda doğmuş.. sargıya sarılmış.. ve gumanın içinde yatıyor.

Meryem: Siz de kimsiniz, nereden geldiniz bu yanı.

Niçin rahatsız ediyonuz bizi?

Yusuf: Yetmiyor uzak yerden geldik, bu kadar zahmet gördük.

Şimdi de elalem üstümüze geliyor, bizimle eğlensin.

İçkici: Hayır, senin düşündüğün gibi değil.

Sesle, biz az önce Şekermahallede kırda dururduk.

Birdenbire bir melek gördük. O bize dedi ki,

'Yeniköye gidin ! Bir garajda bir bebek bulacaksınız.

O bebek kurtarıcı olacak'.

Evet, toçno öyle dedi. Rabbin kendisi olacakmış.

Lepilocu: Hem melek dedi ki, bu kızan Mesih olacak.

Meryem: Mesih mi? Hani yüzlerce sene bizim halkımız onu bekledi, gelsin! Şimdi de benim çocuğum o mu olacak?

(Yusuf'a) Gördün mü, dokuz ay önce melek bana da aynısını anlattıydı.

İçkici: Demek, Allah bizim gibileri kurtarmak istiyor.

Dilenci: Evet, ben kör idim, ama melek anlatırken benim gözlerim açıldı.

Meryem: Allah hepimizin gözlerini açsın da bu kızan kimdir görelim.