1.Kor 3:18-20

Kaos kilisesi Korint - “Vaizlere bir çift sözüm var”



Pavlus burada 3. defa bu konuya değiniyor: insan tutmayın, toplulukta ayrım yapmayın



Bu kaos kilisesinde 10 tane sorun vardı. Ve en birincisi Bölünmeler,

1.Kor 1:12-13

Çünkü biriniz, "Ben Pavlus'çuyum!" diyor ve başkası "Ben de Apolos'çuyum!" diyor. Madem öyle, siz beden düşüncesi içinde değil misiniz? 13 Mesih paramparça mı oldu? Pavlus sizin için haça gerilmedi ki! Yoksa Pavlus'un adına mı vaftiz oldunuz?

1.Kor 3:5

Apolos da kimdir? Ve Pavlus da kimdir? Sadece hizmetçidirler. Her ikisi Rabbin verdiği fırsatla aracı oldular, siz imana gelesiniz:



Bölüm 1-4 Pavlus tek bu konuda konuşuyor: bir önder seçmeyin, kilisenin birliğini koruyun. Ve iyi bie avukat gibi, arka arkaya 10 tane argüman sıralıyor... tak tak tak:

1) Ben bile insanları kendime toplamadım, vaftiz etmedim (1:13-17)

2) Allahın kurtuluş planı, insan fikirlerine ters düşüyor - İyi haberin kendisi engel oluyor, büyük insanlarla övünelim (1:18-31)

3) Ben zayıflıkta size vaaz ettim; değil süslü laflarla, ama Allahın gücüyle (2:1-5)

4) Aslında Ruh'un kendisi sizi öğretiyor, değil o büyük önderler (2:6-16)

5) Madem insanları tutuyorsunuz, henüz ruhlanmadınız (3:1-4)

6) Biz, Pavlus ve Apollos, aynı işi yapıyoruz - gerek yok insan seçesiniz (3:5-15)

7) Siz Allahın evisiniz ve herşey sizindir - tek bir önderi seçmek zorunda değilsiniz (3:16-23)

8) Siz o kişiler değilsiniz, apostollara not veresiniz - onu Rab yapacak (4:1-8)

9) Zaten gerçek apostollara yakışmıyor, insanlardan saygı görsünler. Zorluk içinde yaşamak ve hor görülmek bize yakışıyor (4:9-13)

10) Neden başka önderlere bakıyorsunuz? İmandaki babanız yalnız benim; ve ben sizi terbiye edeceğim (4:14-20)

Biz bugün 7. noktaya bakıyoruz. Ve Pavlus burada Korint'teki imanlılara cesaret vermek istiyor, tek bir öndere bağlı kalmasınlar.

Durum neydi? Daha önceki ayetlere bir göz atalım:

1.Kor 3:11-15

Koyulan temel İsa Mesihtir. Ondan başka bir temel hiç kimse koyamaz. 12 Şimdi, bu temelin üzerinde kişi ev kaldırmaya kalkıyor: kimisi altın, gümüş ve kıymetli taşlarla, kimisi gene tahta, ot ve kamışla. 13 Herkesin işi belli olacak. O gün, o işi ilan edecek. Çünkü ateşle açığa çıkarılacak. Ve herkesin işi nasıl olduğunu, ateş onu ölçecek. 14 Eger kişinin kaldırdığı ev ayakta kalırsa, bir karşılık alacak. 15 Eger kişinin işi yanarsa, o zararını çekecek. Gene de kendisi kurtulacak. Yalnız, ateşin içinden geçmiş gibi kurtulacak.

Bir ev yapmak konusu, ve anlıyoruz bu herhangi bir ev değil, ama Allahın evi, tapınak.

Demek bölünmelerin sebebi: insan tutmak ve büyük önder hastalığı. Mektupta bu en birinci yerde geçiyor, hem de Pavlus en uzun cevap veriyor... koca 4 bölüm.

Pavlus bu düşünceye çok sert bir biçimde karşı çıkıyor: “Bu tek önder sistemiinsancadır, beden düşüncesinden kaynaklanıyor. Mesela: ordu olsun, pols olsun, firmalar olsun - her organizasyonun başında tek bir kişi var. Neden kilisedede aynısı olmasın ?”

Ama İncilde önderrrr yok, sadece önderlerrrrr var. Bir kilisenin başında tek kişi yok - önder heyeti, yani bie kolektif var: 3,4,5... önderbirlik ve harmoni içinde topluluğu güdüyor.

Evet, en başta, topluluk yeni başlayınca tek bir önder var; çünkü henüz başka olgun imanlılar yok. Toplantıyı başlatan misyoner tektir.

Ama zamanla yerli kişiler imana gelecek. Ve o yeni imanlıların arasından yeni önderler çıkaracak. Topluluğu sürekli olarak güdenler onlar olacak.

Ve bir önder kolektifinde hiç bir kişi kendini büyütürmez. “Şef benim, siz yardımcılarımsınız” demez.

İmanlılar da o kolektife boyun eğiyorlar, değil tek bir kişiye. Bütün önderlere aynı davranacaklar

1.Selanikliler 5:12-13

Kardeşler, size yalvarıyoruz, aranızda işleyen, size Rabde güdücülük yapan ve size akıl veren kişilerin kıymetini bilin! Onlara yaptıkları işinden için gayet fazlasına saygı gösterin.

Aranızda çalışanlara saygı: “-larrra”, çoğul, birkaç kişi, aynı derece saygı

A. Rabbe uygun bir vaiz nasıl konuşmalı ?

Bu, bir imanlının sorumluluğu. Öte yandan soruyoruz: önderlerin sorumululuğu nedir?

1.Timoteyus 4:16

Hem kendine, hem de öğretişine dikkat et. Bu şeylere devam et. Çünkü bunu yaptın mı, hem kendini, hem de seni sesleyenleri kurtaracan.

Demek bir önder iki şeye dikkat ediyor: kendi ruhsal durumuna - ve ağzından çıkan sözlere.

1. önder kendi durumuna dikkat etmeli

sadece günahtan uzak durmak konusu değil, ama kendi yüreğinin durumuna, kendi motivasyonunu kontrol etmeli.

Rabde hizmet ederken, sadece “Hangi işleri yapıyorum” diye sormak yeterli değil, ama “Bu işleri hangi düşünce ile, hangi amaçla yapıyorum?”

(1) “Ben neyim - şef mi, hizmetçi mi

Matta 24:45-51

45 Madem öyle, sadikan ve anlayışlı hizmetçi kim olacak? Efendisi onu bütün ev halkının başına koyacak, onlara vakıtla yemeklerini versin diye. 46 Ne mutlu o hizmetçiye, efendisi geldi mi, onu bu işin başında bulsun. 47 Size doğru bir şey söyleyeyim: efendisi onu bütün mallarının başına koyacak.

48 Ama diyelim, o hizmetçi kötü birisidir, ve kendi içinden diyor: 'Efendimin gelmesine daha çok vakıt var.' 49 Ve başlıyor, hizmetçi arkadaşlarını dövmeye ve içkicilerle birlikte yiyip içmeye.

50 O vakıt o hizmetçinin efendisi, adamın hiç beklemediği bir günde, hiç bilmediği bir saatte gelecek. 51 Efendisi onu kıyımcık kıyımcık yapacak ve ona ikiyüzlülerin yanında yer verecek. Orada ağlamak ve dişleri gıcırdatırmak olacak.

Evet, sen bir önder olarak nesin? Bir garson: kişilere yemek getiren - yemeği sen pişirmedin, aşçı sen değilsin. Ve ruhsal yemek güzel oldu seni övmeyecekler, Rabbi övsünler. Senin işin sadece oyemeği dağıtmak, aç imanlıları beslemek.

Kilisede önderlik konusunda nasıl bir sıra var: “Aranızda en büyük olan, herkesin hizmetçisi olsun” - “Çocuk gibi olmazsanız, zaten Allahın krallığına hiç giremezsiniz”.

(2) “Ben kime hesap veriyorum?”

1.Petrus 5:1-4

1 Aranızdaki ihtiyarlara yalvarıyorum (çünkü ben de sizin gibi bir ihtiyarım, Mesihin çekilerine şahidim ve tezlerde çıkacak olan şanlılığı paylaşacam).

2 Yanınızda olan Allahın sürüsünü güdün. Güdücülük yapın, değil zorluktan imiş gibi, ama Allahın istediği gibi, hani gönül razılığıyla, değil kazanç için, ama merakla. 3 - değil size emanet edilen kişilere zorbacılık yapmakla, ama sürüye örnek olmakla.

4 Ve Başçoban ne zaman ortaya çıkacaksa, o zaman solmaz bir şanlılık tacı alacanız.

Hey pastör ! Anladın mı ? Sen belki çobansın, ama unutma bir başçoban var... bir gün hizmetin içiin ONA hesap verecen.

(3) “Ben imanlılara mı bağlanıyorum, yoksa imanlıları kendime mi bağlıyorum?”

Matta 18:12

Sizce nasıl: adamın yüz tane koyunu olsun, onun bir tanesi de yolunu şaşırsın - adam doksandokuzu balkanda brakıp da yolunu şaşırmış olan o koyunu aramaz mı?

Sen imanlılara asıl çobanlık yapıyor musun? Her birisin üstünde titriyor musun? Acaba, onun ruhsa durumu nasıl diye her gün dua ediyor musun? Yoksa...

Hezekiel 34:2-4

"İsrail'in çobanlarına karşı peygamberlik et ve onlara, bu çobanlara şöyle de: 'Egemen RAB diyor ki: Vay kendi kendini güden İsrail çobanlarına! Çobanların sürüyü gütmesi gerekmez mi? 3 Yağı yiyorsunuz, yünü giyiyorsunuz, besili koyunları kesiyorsunuz, ama sürüyü kayırmıyorsunuz. 4 Zayıfları güçlendirmediniz, hastaları iyileştirmediniz, yaralıların yarasını sarmadınız. Yolunu şaşıranları geri getirmediniz, yitikleri aramadınız. Ancak sertlik ve şiddetle onlara egemen oldunuz.

Bulgaristan önderlerin durumu çoğu defa öyle değil mi?

2. önder öğretişine dikkat etmeli

Neyi vaaz ediyorum, nasıl vaaz ediyorum? İsa Mesihin haçının haberini mi, yoksa insan aklına dayanan bir mesajı mı?

Ve asıl tekstimize geldik ...

1.Kor 3:18-20

18 Hiç kimse kendi kendini aldatırmasın: bir kişi bu dünyaya göre bilgili ise, cahil olsun, öyle ki, asıl bilgili olabilsin.

19 Çünkü bu dünyanın bilgiliği Allahın önünde akılsızlıktır. Aynı yazıldığı gibi: "O, bilgili kişileri bilgilikleri içinde yakalıyor."

20 Ve gene şöyle: "Allah bilgili kişilerin düşüncelerini, onların boş olduğunu biliyor."



İnsan bilgisi - ve Allahın bilgisi. Pavlus bu meseleyi zaten 1. bölümde paylaşmıştı:

1.Kor 1:17-19

17 Mesih beni zaten göndermedi ki, vaftiz edeyim, ama iyi haberi ilan edeyim. Ama değil akıllıca sözlerle. Öbür türlü Mesihin haçı boş bir şey olacaydı.

18 Çünkü haçın haberi perişan olacak kişiler için akılsızlıktır. Ama bizim gibi kurtulanlar için Allahın kuvvetidir.

19 Nasıl da yazılmıştır: "Akıllı kişilerin akıllılığını yok edecem. Ve kurnaz kişilerin kurnazlığını maf edecem."

Evet, ben bir vaiz olarak imanlıları neyle besliyorum: haçın haberi mi, yoksa insan aklına dayanan laflara mı? Topluluğu nasıl güdecem Allahın gücüyle ile, yoksa insan yöntemleriyle?

Bu farkı iyice anlayalım: Rab diyor “Benim gücüm zayıflık içinde tamamlanıyor” (2.Kor 12:9). Sen bir pastör olarak o zayıflığı vaaz etmeye razı mısın?

Yoksa Allahın gücünü sadece mucizelerde, hani bu dünyaya göre güçlü sayılan olaylarda mı arıyorsun? Mesihte isen bu dünyada başarılı olacan, bu düünyada rahat olacan... hmmm... bu mu senin mesajın?

Ve bu iş daha da derin: “Haçın haberi” - onu vaaz ettiğin zaman insanın asıl problemini ortaya koyuyorsun. O da nedir ya?

Açıklama 3:17

Madem diyorsun, 'Zenginim, zenginleştim, artık bir şeye ihtiyacım yok', ve madem bilmiyorsun, ziyan ve zavallı ve fukarasın,

Evet, insanın asıl durumu bu ya: bütün paralara, mallara, altınlara rağmen asıl geçerli olan konularda fukarayız, ziyanız, zavallıyız.

Sen pastör... bu haberi yayıyor musun? Kişileri uykularından uyantırıyor musun? Yoksa öyle mi vaaz ediyorsun, kişiler kendilerini rahat etsinler.

MEGAKİLİSELER

Bugünlerde normal büyüklükte, bir kolektif önderler tarafından güdülen kiliseler azalıyor. Onun yerine kocaman, 2000, 3000... 10000 15000 kişilik megakiliseler çoğalıyor.

Bir liste buldum: Amerikada en büyük megakiliseler - 500 kilisede yakın 4 milyon imanlı var. Ve onlar gittikçe çoğalıyor. Bir elektrik süpürge gibi, küçük kiliselerin gençlerini çekiyorlar.

Ve onların başında birkaç önder yok... her zaman pop star gibitek bir kişi var ve herkes sadece ona bağlanıyor, herkes onu alkışlıyor.

O kiliselerde anvon, yani konuşma kürsüsü yok - ama o megapastor kocaman sahnede ileri geri geziyor. Çok modern ve çekici giyiniyor: rubaların her detayılı, bütün renkler, saç sakal modeli... hepsi hesaplı.

Not: bizde birçok yerde anvon hastalığı var. Herkes bakıyor öne çıksın, sanki o yeri kaptı mı toplulukta kontrolu ele geçirdi. Ancon bizim gibi zayıf, okumamış kişilerin gururnu besliyor.

Ama alsında öyle değildi: protestan hareketinde en başta kürsüler (anvonlar) kocaman yaptıla, öyle ki, konuşan kişi gözükmesin, Kutsal Kitap gözüksün, insan konuşmasın, Allahın sözü konuşsun.

Ve o kiliselerin en büyük magneti: müzik. İlahiler artık Rabbi yüceltmek için söylenmiyor, ama imanlılarda uygun bir hava, sözde ruhsal hava yaratmak, yada heyecanlamak için söyleniyor.

Ve biliyorsunuz sinekler neye konuyorlar; bu megakiliselerin imanlıcıkları da aynı o biçimde o müziğe ve megakilisesindeki tiyatro performanslara konuyor.

Biz de onları TV'da, Youtube'da bakıp “Vau, bak! Kutsal Ruh onlarda nasıl işliyor” deyip hayran kalıyoruz. Gençlerimize o sahtekarlara kaybediyoruz.

Son:

Evet, bugün Pavlus birliği korumak için çok önemli bir konuya değindi: Vaizler neyi vaaz ediyorlar. Eğer insanca bir haberi, insanca metodlarla paylaşırsam, bu en sünunda ayrım getirecek. Ama haçın haberini yaydığım zaman birliği sağlamış olurum. Bizi birleştiren İsa Mesihin gerçek müjdesidir.

Bir önder olarak neye güveniyorum: kendi akıllığıma, konuşma ustalığına, ses tonuma, ruhsal sözlerine mi?

Grekler süslü filozofluk konuşmalarına bayılırdılar, Allahın gücünü orada sanırdılar.

Buna karşı Pavlus diyor: Hayır - Allahın kuvveti mesajın kendisinde bulunuyor. İyi haber tohumdur. O çok ufak ve zayıf görünürse de, asıl kuvvet onun içindedir.

Biz de o zayıf görünen haberi yaymakla yetiniyoruz... ancak o zaman Allahın kuvveti belli olacak!