Serpme Benzetmesi
Matta 13:47- 50

47 Ve gene, gökün krallığı bir serpmeye benziyor. O denize atıldı mı, her türlü balık topluyor. 48 Serpme dolunca, onu kıyıya çekmişler. Sonra oturup güzel balıkları kaplara koymuşlar, ama bed olanları atmışlar.

49 Dünyanın sonunda aynı öyle olacak: melekler çıkıp kötü kişileri doğru olanların arasından çıkaracaklar. 50 Onları ateşli fırına atacaklar. Orada ağlamak ve dişleri gıcırdatırmak olacak.

Doğru anlayalım:


1. İsa’nın zamanında balık tutmak için ÜÇ yol vardı:

- olta ve kanca ile

- kayıktan atılan küçük bir serpme ile

- büyük serpmelerle: iki kayık arasında, ya da: biri plajda, öbürü kayıkta


2. bu benzetme kısır ekinleri benzetmesi gibidir: şimidi karışık, ama ayrım olacak


DERSLER:

A. Bir insan denizden kıymetli bir şey çıkarmak istiyor

(1) deniz = bütün insanlık

Habakuk 1:14

İnsanları denizdeki balıklara, yöneticiden yoksun sürüngenlere çevirdin.

- işte, normal insanların hali: serbest ama amaçsız, hayatı bir yere varmıyor

- ha bir köpek balığı onu yedi, ha otalanmış ölmüş = hayatı anlamsız


(2) serpme atılınca iki şey oluyor:

(a) bu balık artık serbest değildir, istediği gibi gezemez

(b) ama hayatı bşr anlam kazanıyor, insan onu yerken seviniyor, övüyor

- “Brak ölüleri, kendi ölülerini gömsünler”

- Matta 26:10-13

İsa bunu fark edince onlara dedi:

"Ne için kadını rahatsız ediyorsunuz? O bana bir iyilik yaptı. 11 Nasıl olsa, fukaralar her daim yanınızda olacak. Ama ben her daim yanınızda olmayacam. 12 Kadın bu parfümü benim bedenimin üzerine döktü, beni cenazeye hazırlamak için. 13 Size doğru bir şey söyleyeyim: bütün dünyada 'iyi haber' nerede bildirilecekse, orada bu kadının yaptığı da bildirilecek, kadın anılsın diye."

- Şifra ve Puah (Çıkış 1:15) hatırlanıyor ama Firavun Amun-Hotep II unutuluyor

- yoksa ölüm yatağında: “Arkadaşlar, hepsi boştur, hayatım bütün boşa geçti”

B. Serpmenin içinde herşey var:

bokluk, yaramaz balıklar ve uygun balıklar


(1) bokluk = hiç balık bile olmayanlar

- bu sade bir benzetmedir, hiç bir insana ‘bokluk’ demiyoruz, bunu RAB söyleyecek

- hiç tövbe etmemiş kişiler, sadece ağızla imanlı olanlar

- eski fotoğraflar: “Neden vaftiz olmaya alatladınız?”


(2) yaramaz balıklar = boyu yetmeyen, etsiz, tadı olmayan balıklar:

- geri kalmış, hiç büyümemiş imanlılar

- bonzay ağaçları

- yemiş vermeyen çubuklar (Yuh 15

(3) uygun balıklar:

denizin sahibi var, o da kendi işi için uygun balıklar arıyor, sade onları topluyor


(4) YA’ten bazı örnekler:

(a) Hananya ve Safira: ruhsal ikiyüzlülük (Apo 5:1-11)

(b) büyücü Simun: açgözlülük, Allahın sözünü ticaret için kullanmak


Apo 8:9-23

9 O kasabada gene, Simun adında bir adam vardı. ... Halkı uzun zamandan beri yaptığı büyücülükle şaşkınlık içinde brakmıştı. Onun için adama dikkat çevirirdiler. 12 Ama Filip onlara Allahın krallığından için 'iyi haberi' ve İsa Mesihin adını bildirdi. Buna iman edince, kadın erkek, hepsi vaftiz oldular. 13 Simun'un kendisi bile iman etti. ... 18 Ama Simun gördü, nasıl Kutsal Ruh verildi, hani apostolların el koymalarıyla. O vakıt onlara para vermeye kalktı. 19 Dedi ki,

"Bana da aynı kuvveti verin. Öyle ki, ben her kimin üzerine ellerimi koyarsam, o da Kutsal Ruhu alsın." 20 Ama Petrus ona şöyle konuştu:

"Paran seninle birlikte yok olsun! Sen sanıyorsun, Allahın vergisini parayla alacan. 21 Bu işin içinde ne hakkın ne de payın var. Çünkü Allahın önünde yüreğin doğru değildir. 22 Onun için, bu kötülüğünden tövbe et. Rabbe yalvar, eger mümkünse, senin yüreğindeki istek bağışlansın. 23 Çünkü fark ediyorum, senin içinde yılan otalağı var ve kötülüğe mapusçusun."


(c) Korint kilisesi: zina, birbirlerine dava açmak, ayrım,

(d) Tiyatira kilisesi: Açık 2:20

Gene de sana karşı birkaç şeyim var: İzebel adındaki kadın kendini peygamber getiriyor. Sen de ona veriyorsun, öğretiş versin ve benim hizmetçilerimi saptırsın; zina etsinlermiş ve putlara adanmış yiyentilerden yesinlermiş.

C. ayrım olacak

- İsa bunu sık sık söylüyor: yemiş veren – vermeyen çubuklar, güzel ekinler – kısır ekinler, koyunlar – keçiler, akıllı – akılsız kızlar

- bu dünya karmakarışıktır, çünkü bir karıştırıcı var: Şeytan (Diavolos = alt üst eden)

- ama Allah yavaş, yavaş sırayı düzeltiyor ve gün gelecek tam ayrım yapacak

D. Biz o ayrımı yapmayacaz

(1) “Ben kimin için hesap verecem?”

Rom 14:4

Sen de kimsin, başkasının hizmetçisini davalamaya kalkıyorsun? O, kendi efendisinin önünde ayakta kalacak ya da düşecek. Ve ayakta kalacak, çünkü Allahın kuvveti var, onu ayakta tutsun.

(2) “Ben kendimi kiminle karşılaştırayım?”

2.Kor 10:12

12 Var kişiler, kendi kendilerini övüyorlar. Kurajımız yok ki, kendimizi onlardan sayalım ya da kendimizi onlarla karşılaştıralım. Onlar o kadar akılsız ki, kendilerini kendileriyle ölçüyorlar ve karşılaştırıyorlar.

(3) “Benden daha zayıf bir kardeşi görünce, ne yapayım?”

Gal 6:2-5

2 Birbirinizin yüklerini taşıyın. O zaman Mesihin kanununu yerine getirmiş olursunuz. 3 Ama kişi bir hiç iken kendini bir şey sandı mı, kendi kendini aldatırmış oluyor. 4 Herkes kendi yaptıklarına bir kere baksın, ondan sonra fırsatı olacak övünmeğe; ama sade kendi işleri ile, başkalarının işleriyle değil. 5 Çünkü her birimiz kendi ağırlığını taşıyacak.

(b) ama: 1.Kor. 5:9-12

9 Mektubumda size yazmıştım ki, zinacılarla işiniz olmasın. 10 Ama demek istemedim, dünyadan olan zinacılarla, ya da açgözlülerle, dolandırıcılarla, puta tapanlarla. Öyle olaydı, lazımdı bu dünyadan dışarı çıkaydınız. 11 Hayır, size yazarken demek istedim ki, eger bir kardeş zinacı, açgözlü, puta tapan, küfürcü, içkici ya da dolandırıcı olarak bilinirse, o vakıt onunla hiç işiniz olmasın. Böyle birisi ile yemek bile yemeyin. 12 Çünkü dışarıdakileri davalamak bana mı düşüyor? Ama içerdekilerini de mi davalamayacanız? 13 Dışarıdakileri Allah davalayacak. Ama siz kötü kişiyi aranızdan atacaksınız.

- biz iyi / kötü diye ayırmayız, ama zarar veren işileri uzaklaştırmak lazım

E. serpme gittikçe kapanıyor

(a) iki durumda kapanıyor: senin ölümünde ve dünyanın sonunda

(b) sanki toklar kesilecek: dediler ‘akşama doğru’; belki yedide, belki sekizde

- sen gene ona göre hesap yapmıyorsun “Bol bol vakıt var diyorsun”

- erkekler: bütün gün karta oynayıp, yan yatıyorsun, akşama doğru işi bitirecez

- kadınlar: bütün gün komşularla dedikodu yapıyorsun, akşama doğru yemek pişirecem

- birdenbire toklar kesilince, her şey olduğu durumda kalıyor: yemek çiğ, iş bitmemiş

- “Yarın tövbe edecem, ko... ko... ko...

(c) Şeytan, hizmetçi ruhlarını çağırmış, imanlıları aldatsın

- birincisi: “Cennet yok” – hayır, inanmayacaklar: herkes yüreğinde hissediyor

- ikincisi: “Cendem yok” – hayır, inanmayacaklar: incilin öğretişi apaçıktır

- üçüncüsü: “Acele yok” – Ha! Sen işimi bitirecen, git!


F. Sade serpmenin içindeki balıklar kullanılabilir = serpmeyi atmak lazım

(1) balıkçılık ve avcılık EA’te savaşta kazanmak için bir sembol idi:

Yere 16:16

"Birçok balıkçı çağırmak üzereyim. Onları yakalayacaklar" diyor RAB, "Ardından birçok avcı çağıracağım. Her dağın, her tepenin üzerinden, kaya kovuklarından avlayacaklar onları.

(2) İşte, bizim ruhsal savaşımız bu:

- Allahın sözünü yaymak, insanlara yalvarmak

- değil müslümanlar gibi; değil başkalarının bedenlerini öldürmekle, ama onların ruhlarını diriltmekle


(3) onu kim yapacak?

- Allah seni dünyayı yargılamak işinde kullanmak istiyor

- en büyük balıkçı: Petrus “Seni insan balıkçısı yapacam!” (Matta 4:19)