- Rabbin Duası Serisi -
2.ders: "Adın kutsal bilinsin"


Matta 6: 7-13

Dua ettiğiniz zaman, aynı boş lafları tekrarlayıp durmayın. Allahsız milletler öyle yapıyorlar. Sanıyorlar ki, çok laf yaptılar mı, Allah onları işitecek. Onun için, onlar gibi olmayın. Babanız biliyor neye ihtiyacınız var, siz O´ndan dilemeden önce bile.

Onun için siz şöyle dua edin:

"Gökteki Babamız!
Senin adın kutsal bilinsin.
Senin krallığın gelsin.
Senin istediğin olsun - gökte nasıl olursa,
yeryüzünde de öyle olsun.
Bize bugünkü ekmeğimizi ver.
Bize karşı borçlu olanları bağışladık, Sen de aynı onun gibi bizi bağışla.
Bizi denemeye koyma, ama kötü olandan kurtar.
Çünkü krallık, kuvvet ve şan sonsuzlara kadar Senindir.
Amin."

Daka önce birlikte İsa Mesihin, öğrencilerine öğretirdiği bu duaya bakmıştık; Allaha "Göklerdeki Babamız" diyebildiğimizi öğrenmiştik.


Evet, Allah istiyor bize Baba olsun, bize yakın olsun, bizi evlatlarından saysın ve bize iyilik etsin. Bundan başka, Göklerdeki Babamız, İsa Mesihin ölümünü bizim ölümümüzün yerine saymaya hazırdır, bizim bütün günahlarımızı affetmeye ve bizi yeni ve sonsuz bir hayata kavuşturmak istiyor. Bu bizim için çok kıymetli bir müjdedir.


Bugün, bu duanın ikinci satırına bakacaz.


Herkes gibi, biz de bekliyoruz, başka insanlar bize saygı göstersinler. Çok dikkat ediyoruz adımız temiz kalsın. Birisi bize “saygıdeğer” dedi mi, bu söz hoşumuza gider. Ama birisi bizim için kötü konuştu mu, adımızı kirletirdi mi, çok kızarız ve böyle konuşan kişiyi lânetleriz.

İmanlı sayılanlar istiyorlar, hem Allahın gözünde, hem de insanların gözünde "kutsal" olsunlar. İstiyorlar, herkes onlar için iyi konuşsun.

Çok uğraiıyorlar, kusursuz, lekesiz görünsünler. Onların candan ettikleri dua şöyledir:


Ey Allahım, benim adım kutsal olsun, rubalarımda hiçbir leke olmasın, yalvarırım, bunun için bana yardım et.”


Ama İsa Mesihin bize öğretirdiği duada bizim saygıdeğer olmamız, bizim kutsal ve lekesiz olmamız için hiçbir söz yoktur. İsa Mesih sade Göklerdeki Babamızın adı ve Göklerdeki Babamızın adının kutsal bilinmesi için konuşur.


“Senin adın kutsal bilinsin” diye olan istek, İsa Mesihin bize öğretirdiği duanın birinci isteğidir. Bizi kalsa, duamıza herhalde “Ya Rab, bize bugünkü ekmeğimizi ver" ya da “Ey Allahım, bizi kötü olandan kurtar” isteğiyle başlayacaktık. Biz hep önce kendi durumumuzu ve kendi ihtiyaçlarımızı, kendi rahatımızı düşünürüz. Dualarımızda Kralların Kralı olan Göklerdeki Babamıza yakınlıyoruz, ama aklımızda olan, kendi isteklerimizdir. Ama İsa Mesih, “Senin adın kutsal bilinsin” isteğini duanın başına koyuyor. Bunu yapmakla bizleri davet ediyor düşüncelerimizi değiştirelim. Her şeyden daha önemli ve her şeyden daha kıymetli olan, Göklerdeki Babamızın adıdır.


Allahın adını kutsal saymak ne demek? Allahın adı zaten kutsal değil midir? Evet, doğru, Allahın adı kutsaldır, şanlıdır, temizdir, lekesizdir, kıymeti sonsuzdur. Peki, kutsal olan Allahın adı nasıl kutsal bilinsin? Bazı büyüklerimiz şöyle demişler: Allahın adı zaten kutsaldır, ama şimdi benim hayatımda Allahın adını kutsal tutmalıyım. Dikkat etmeliyim, benim hayatımda Allahın adı kirlenmesin.


Eski peygamberlerin zamanında Allahın adını kutsal saymak şöyle olurdu: Allahı tek olan Allah olarak tanımak, O´ndan korkmak, O´na güvenip sığınmak, O´nu seslemek, O´nun dediğini yerine getirmek, O´nu övmek ve O´nu başkalarına tanıtırmak, O´nun adında doğru söylemek, O´nun adına başkalarına yardım etmek ve O´nun adı için acı çekmek.


Bugün insanların çoğu Allahı kutsal saymaktan çok uzaktır. Allaha saygı göstermezler. Allahın sözüne dikkat etmezler. Hıristiyan olsun, Müslüman olsun, insanların çoğu kolay kolay Allah için konuşurlar, ama gene de kendi bildiğini, kendi istediğini yaparlar. Böyle yaşamakla Allahın adını kirletirirler. Dikkat etmezsek, biz de her gün gördüğümüz bu insanlarla birlikte aynı yoldan gidecez. Allahtan korkmayan insanlar, candan, yürekten Allahın yolundan yürümek isteyenlere gülerler, ve sanki onların eski kafalılıklarına acırlar. Allahı candan sevenler, komşularının gülmelerine, maytaplarına dayanacaklar.


Allahı lâzım olduğu gibi över miyiz? O´nu Allah olarak sayıp sözüne dikkat eder miyiz? Aralarında yaşadığımız insanlar biliyorlar mı, O bizim için ne kadar kıymetlidır? Komşularımız anladılar mı, bizi Allahımızın yolundan caydıramayacaklar?


Göklerdeki Babamızın adının kutsal bilinmesi bizim her günkü hayatımıza bağlıdır. Bizim sözlerimiz ve bizim davranışlarımızla Allahımızın adı ya kutsal, ya da kirli ve kıymetsiz bilinecek. Örnekler vereyim: Yılmaz kardeşimiz hısımlarına ve komşularına, “Ben bundan sonra Allahın yolunda yürüyecem, imanlıyım, İsa Mesihin adına sudan geçtim, vaftiz oldum, sonsuz Allahın bir evladı sayılırım” diyor. Yılmaz´ın hısımları ve komşuları tabii ki, böyle sözlere alışık değiller. Yılmaz´ın bu yeni yoluna bakacaklar, hem de çok dikkatle bakacaklar. Yılmaz, zararına da olsa, hiç yalan söylemez oldu mu, kendi elleriyle kendi ekmek parasını kazandı mı, Göklerdeki Baba´nın adı kutsal bilinecek, şanlanacak, çünkü Göklerdeki Babamız da hiç yalan söylemez, büsbütün güvenilirdir, kimseyi aldatmazdır. Ama bu Yılmaz kardeşimiz Allahın yolunda yürüdüğünü söyleyip de satacağı süte su kattı mı, vergi kaçakçılığı için dava yerine götürüldü mü, ya da sahte kâğıtlarla bir komşusuna haksızlık etti mi, elbette Allahın adını kirlenecek, lekelenecek.


Allahı tanımayan birisi eşine haksızlık etti mi, elbette bu kötü bir şeydir, ama onun bu kötü davranışı Allahın adını kirletirmez, çünkü kötü davranan bu kişi Allahtan uzaktır. Ama Allaha duayla yakınlayan bir kişi eşini aldatırdı mı, ya da eşine karşı sevgisiz, saygısız davrandı mı, Allahının adını kirletirir ve sebep oluyor Allahın adı maytaba alınsın. Komşuları, “Bu yaramaz adama bak, Allah adamı olmaya kalkıyor” diyecekler, “Allah´ın adı her zaman dudaklarında, ama bu adamın hayatında Allahın merhametini hiç görmüyoruz. Hanife ablaya bakın: Allah onları sevip onları affettiğini söylüyor, ama altı senedir Hanife abla, kızkardeşi olan Necmiye´yle konuşmuyor. Ama her ikisi de her gün Kutsal Kitapları okuduğunu söylerler...”


Sevgili kardeşler, az çok hepimiz Allaha yakın olmak isteyen kişileriz, dua eden kişileriz. Peki, her günkü hayatımız Göklerdeki Babamızın adının kutsal olduğunu gösterir mi? Göklerdeki Babamıza benzer miyiz? O´nun merhameti, O´nun sevgisi, O´nun sabrı, O´nun geniş yürekliliği görülebilir mi hayatımızda? Davranışlarımızı gören insanlar Allahımız için ne düşünürler, ne söylerler? Rabbi sevdiğimizi söyleyip de Rabbimizin adını lekeler miyiz?


Evet, bilerek ya da bilmeyerek, ve çoğu zaman da istemeyerek

Göklerdeki Babamızın adını kirletirmişiz. Göklerdeki Babamız gene de bizi çağırıyor, O´na yakın olmamızı istiyor. Dua etmemizden hoşlanıyor. Aynı zamanda Göklerdeki Babamız istiyor anlayalım, eksiklerimizle, O´nun adını lekelemekle O´na ne kadar sıkıntı ve acı veriyoruz diye. O´na yakınladığımız vakıt, lazım anlayalım ki affedilmeye muhtacız.


Göklerdeki Babamızın adını kutsal tutmak ne demek? Ne demek bu "kutsal" sözü? İbranice olan "kadoş" sözü ve eski Türkçede kullanılan "kuddus" sözü aynı kökten gelmektedir. "Kadoş" sözü, "ayrı olan", "başka olan", demektir. Göklerdeki Babamız kutsaldır demekle, O´nun bu günahla dolu dünyadan ayrı ve tam temiz olduğunu, O´nun insanlardan çok farklı olduğunu söyleriz.


Sayalım, Allah nasıl bizden farklıdır?

Bizler çok küçük, ölümlü ve sınırlıyız. Göklerdeki Babamız ise sonsuzdan sonsuza kadar var olan ve hiç değişmeyendir. Bizler bu yalancı dünyanın insanlarıyız, sözlerimize güvenilmez, bugün biriyle iş birliği yaparız, yarın öbür gün ondan ayrılırız. Ama kutsal Allah değil öyle. O, bu dünyadan ayrıdır. O´nda hiç yalan bulunmaz. O, verdiği sözünde duruyor. O, tam güvenilirdir. O, kimseyi aldatmaz. Hele Allah bizimle bir anlaşma yaptı mı, O´nun bize hep bağlı kaldığını görecez. Göklerdeki Babamızda kötü niyet yok. O, durmadan bizim iyiliğimizi düşünür, O, durmadan verir. Bizimle beraber olmak, bizi korumak ve bizi kurtarmak, bizi yetiştirmek O´nun için ağır bir iş değildir, sevinçtir. Allahta büyüklenme bulunmaz, o kadar alçakgönüllüdür ki, tam kutsal olduğu halde biz günahlılara yakın olur, bir de kapımızı açtık mı, bizim yüreğimize girmeye ve bizimle kalmaya hazırdır. İnsanlara çok zor geliyor birbirlerini affetsinler, ama kutsal Allahımız, her ne kadar günahlarımız için acı çekerse de, bizi affeder, affeder, affeder, sevgi doludur. Göklerdeki Babamız temizdir, eksiksiz ve kusursuzdur. O, kutsaldır.


İnsanların içi değil kutsal. Allahtan başka hiç kimse ve hiçbir şey kendiliğinden kutsal değildir. Ama bir insan kendini tam Allahın eline verdi mi, kutsal sayılır. İnsan kutsal sayılmıyor, kusursuz ve eksiksiz olduğu için, ama Allahın olduğu için, ya da Allahın hizmetinde olduğu için kutsal sayılır. Aynı zamanda kutsal sayılan insandan bekleniyor, Allaha benzer olsun. Bunun içindir ki, bizim sözlerimiz ve davranışlarımız Göklerdeki Babamızın adını ya kirletirir ya da kutsal gösterir.


Allah biliyor, onun adını ne kadar kolay, ne kadar çok kirletiriyoruz. Onun için Göklerdeki Babamıza benzemek için Rabbin yardımına çok muhtacız, dualarımızda “Ey Göklerdeki Babamız, adın kutsal bilinsin” diye candan yalvarırız.


Biliyorum ki, Göklerdeki Babamızın adını kutsal saymak benden başlamalı, bizden başlamalı. Ama kimi kere görüyoruz, ya da işitiyoruz nasıl başka imanlı kardeşler Allahın adını lekeliyor. O´nun kutsal adına hiçbir toz kondurmak istemiyoruz, çünkü Allahımızı seviyoruz, O´na karşı gönül borcumuzun sonsuzdur. Bazı imanlılar O´nun adına leke getirdiler mi çok acı çekeriz. Ama çoğu zaman durumu değiştirmek için elimizden bir şey gelmez. O zaman hem “Ey Göklerdeki Babamız, adın kutsal bilinsin” diye dua ediyoruz, hem de yalvarıyoruz, Allahın kendisi bu kötü ve canımızı sıkan duruma karışsın, kendi adının şanlanması için bir şeyler yapsin. Daha iyi böyle dua edelim, ne kadar kötülük yapan kardeşlerimize kızıp onları kötüleyelim ve onları davalayalım.


Sık sık işitiyoruz, nasıl bazı kardeşlerimiz İsa Mesihe iman ettikleri için çok acı çekiyorlar. Buna şaşmayalım, çünkü İncil Kitabı´nın birçok yerinde yazıyor ki, iman edenler lazım acı çekmeye hazır olsunlar. İman ettikleri için çok kişi hısımları tarafından dışlanırlar, uğratırılırlar, işsiz kalırlar, mapusa atılırlar. İran, Afganistan, Pakistan ve bazı Arap devletlerinde, Sudan, Eritreya ve Nigerya´da imanlı olmak çok

pahalıya mal olabilir ve bazı kardeşlerimiz öldürülüyor. Kuzey Kore ve Çin gibi yerlerde bayağı çok imanlı var, ama devlet onlara kötü davranıyor. Büyük sıkıntıda bulunan bu kardeş ve kız kardeşlerimizle beraber acı çekiyoruz, ama onlara pek yardım edemiyoruz. Kardeşlerimiz için nasıl dua etmeliyiz? “Ya Rab, gösteriş yap ve kardeşlerimizi kurtar” diye mi? “Ey Allahımız, kardeşlerimizin düşmanlarını ya yok et, ya da onları değiştir” diye mi? "Ya Rab, kardeşlerimize Sen kuraj ver, dayanmak için kuvvet ver, Sen onları elinde tut, Sana bağlı kalsınlar” diye mi? Ya da Rabbin bu kardeşlerimizi bir an önce kendi yanına alsın diye mi yalvaralım? Çoğu zaman bilmiyoruz nasıl dua edelim. Çünkü Rabbin bu kardeşlerimiz için neler planladığını bilemeyiz. Rabbin kendi adını nasıl şanlayacağını, kendi düşmanlarını nasıl tövbeye çağıracağını, onları nasıl kazanacağını da bilmeyiz. Bunları her şeyi önceden bilen Göklerdeki Babamıza bırakacaz. Önemlisi, her durumda O´nun adı şanlansın, kutsal bilinsin. Bunun için acı çeken kardeşlerimizi andık mı, “Ya Rab, Sen onlara yakın ol ve her durumda Senin adın kutsal bilinsin, onların olduğu yerlerde Senin krallığın gelsin” diye dua edebiliriz.


Gelelim Göklerdeki Babamızı tanımayanlara. Bazen onlara çok acıyorum. Sağlam ümitleri olmadan, boşuna yaşayıp ölüme doğru giderler. Onlar Allahın adını kirletirmezler. Çünkü onlar Göklerdeki Babamızdan uzaktırlar. Ama aynı zamanda O´nu şanlamazlar, övmezler. İsteriz ki, Babamızı tanısınlar. İsteriz ki, Allah Kendini onlara da göstersin, tanıtırsın. Belki Göklerdeki Babamız onların gözlerini açmak için bizi kullanacak. Ama şunu da biliyoruz: Kutsal Ruh işlemezse, bizim işlememiz boşuna olacak. Bunun için Göklerdeki Babamıza diyoruz, “Ya Rab, Seni tanımayan bu insanları Sen görürsün. Yalvarırız, Sen onlara acı, Senin kutsal adın övülsün diye kendini, sevgini ve kuvvetini onlara göster, Kutsal Ruhunla onların arasında işle. Onlar Seni tanıyıp Seni övsünler, kıymetli adın kutsal bilinsin.”


Sevgili kardeşlerim, dualarımızda değil kendi ihtiyaçlarımız, ama Göklerdeki Babamızın şan ve şerefi, O´nun adının temiz bilinmesi birinci isteğimiz olsun.