Bugün: 26. 02. 2024
Kutsal Kitap okuma planı: AKŞAM


Eyub 28:1-28

1 - Gümüş maden ocağından elde edilir, Altını arıtmak için de bir yer vardır.

2 - Demir topraktan çıkarılır, Bakırsa taştan.

3 - İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.

4 - Maden kuyusunu insanların oturduğu yerden uzakta açar, İnsan ayağının unuttuğu yerlerde, Herkesten uzak iplere sarılıp sallanır.

5 - Ekmek topraktan çıkar, Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.

6 - Kayalarından laciverttaşı çıkar, Yüzeyi altın tozunu andırır.

7 - Yırtıcı kuş yolu bilmez, Şahinin gözü onu görmemiştir.

8 - Güçlü hayvanlar oraya ayak basmamış, Aslan oradan geçmemiştir.

9 - Madenci elini çakmak taşına uzatır, Dağları kökünden altüst eder.

10 - Kayaların içinden tüneller açar, Gözleri değerli ne varsa görür.

11 - Irmakların kaynağını tıkar, Gizli olanı ışığa çıkarır.

12 - Ama bilgelik nerede bulunur? Aklın yeri neresi?

13 - İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.

14 - Engin, "Bende değil" der, Deniz, "Yanımda değil."

15 - Onun bedeli saf altınla ödenmez, Değeri gümüşle ölçülmez.

16 - Ona Ofir altınıyla, değerli oniksle, Laciverttaşıyla değer biçilmez.

17 - Ne altın ne cam onunla karşılaştırılabilir, Saf altın kaplara değişilmez.

18 - Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.

19 - KÜş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.

20 - Öyleyse bilgelik nereden geliyor? Aklın yeri neresi?

21 - O bütün canlıların gözünden uzaktır, Gökte uçan kuşlardan bile saklıdır.

22 - Yıkımla Ölüm: "Kulaklarımız ancak fısıltısını duydu" der.

23 - Onun yolunu Tanrı anlar, Yerini bilen O'dur.

24 - Çünkü O yeryüzünün uçlarına kadar bakar, Göklerin altındaki her şeyi görür.

25 - Rüzgara güç verdiği, Suları ölçtüğü,

26 - Yağmura kural koyduğu, Yıldırıma yol açtığı zaman,

27 - Bilgeliği görüp değerini biçti, Onu onaylayıp araştırdı.

28 - İnsana, "İşte Rab korkusu, bilgelik budur" dedi, "Kötülükten kaçınmak akıllılıktır."


1.Korintliler 14:1-40

1 - Sevginin peşinden koşun ve uğraşın, ruh vergileri alasınız. En çok gene, peygamberlik edesiniz.

2 - Çünkü kim bir dilde konuşursa, insanlara konuşmuyor, Allaha konuşuyor. Kimse onu anlamaz, Ruhta saklı şeyler konuşuyor.

3 - Ama kim peygamberlik ederse, insanlara konuşuyor: onları ilerletirsin, yüreklendirsin ve kuraj versin diye.

4 - Kim bir dilde konuşursa, kendi kendini ilerletiriyor; ama kim peygamberlik ederse, topluluğu ilerletiriyor.

5 - İstiyorum, hepiniz dilde konuşasınız; ama daha fazla istiyorum, peygamberlik edesiniz. Çünkü peygamberlik eden, bir dilde konuşandan daha büyüktür. Ama eger topluluğu ilerletirmek için o dili çevirirse, o başkadır.

6 - Şimdi de, kardeşler, diyelim, ben size gelip bir dilde konuşuyorum. Ama size aynı zamanda Allahtan gelen bir açıklamayla, bilgiyle, peygamberlikle, ya da öğretişle konuşmadım mı, size ne faydam olacak ki?

7 - Aynı öyle, kaval olsun gitara olsun,sız şeyler bile, ses çıkarıyorlar. Farklı sesler çıkarmadılar mı, nasıl belli olsun, kaval mı, gitara mı çalınıyor diye?

8 - Ve borazan belli olmayan bir ses çıkarırsa, kim kendini muharebe için hazırlayacak?

9 - Siz de öylece dilinizle anlaşılan sözler çıkarmadınız mı, söylenen laflar nasıl anlaşılsın ki? O vakıt havaya konuşmuş oluyorsunuz.

10 - Sahi, dünyada çok türlü diller var. Ama yok bir dil, anlamı olmasın.

11 - Onun için, eger sesin anlamını bilmesem, konuşan kişinin gözünde yabancı olurum. O da benim gözümde yabancı olur.

12 - İşte bunun gibi siz de, madem ruh vergileri almaya heveslisiniz: bakın, onları bola gani alasınız. Öyle ki, topluluk ilerletirilsin.

13 - Onun için, kim bir dilde konuşursa, dua etsin, ona o dili çevirmek de verilsin.

14 - Çünkü bir dilde dua ederken, benim ruhum dua eder, anlayışım gene ondan bereket almıyor.

15 - Öyleyse nasıl olacak? Hem ruhta dua edecem, hem zihnimde dua edecem. Hem ruhta ilahi söyleyecem, hem zihnimde ilahi söyleyecem.

16 - Öbür türlü, sen ruhta Allahı överken, sıradan olan kişilerin yerinde duran, senin şükür ettiğine nasıl 'Amin' diyecek, madem senin konuştuğunu anlamıyor?

17 - Sen güzel şükür ediyorsun, ama öbürünü imanda ilerletirmiyorsun.

18 - Allahıma çok şükür, hepinizden daha fazla dilde konuşuyorum.

19 - Ama toplantıda istiyorum, sade beş laf söyleyeyim zihnimle, öbürlerinı öğretireyim diye, ne kadar onbin laf söylemeyeyim dilde.

20 - Kardeşler, anlayışta artık kızanlar olmayın, ama kötülükte bebekler olun. Anlayışta büyük insanlar olun.

21 - Allah kanununda şöyle yazıyor: "Bu halka konuşacam yabancı dillerle ve başka dudaklarla. Ve beni gene de seslemeyecekler, Rab diyor."

22 - Demek, diller bir nişan içindir: değil imanlılara ama imansızlara. Peygamberlik gene değil imansızlara, ama imanlılara bir nişandır.

23 - Onun için, diyelim, bütün topluluk bir yerde toplandı ve hepsi dillerde konuşmaya başladı. O dakkada sıradan imanlılar ya da imansızlar içeri geliyor. "Siz deli oldunuz!" demeyecekler mi?

24 - Ama diyelim, hepsi peygamberlik ediyorlar ve o dakkada imansız biri ya da sıradan bir imanlı içeri geliyor. O zaman herkes onun günahlarını gösterecek ve onu suçlu çıkaracak.

25 - Öylelikle, o kişinin yüreğindeki saklı şeyler ortaya çıkacak, ve diz çöküp Allaha tapacak. Diyecek ki, "Allah sahiden de sizin aranızdadır."

26 - Öyleyse, kardeşler, nasıl olacak? Toplandığınız zaman herkesin bir ilahisi var, herkesin bir öğretişi var, herkesin gökten gelen bir açıklaması var, herkesin bir dili var, herkesin bir dil çevirmesi var. Güzel, ama herşey ilerletirmek için yapılsın.

27 - Dilde konuşan olursa, iki, en fazla üç kişi olsun. Bunu da arka arkaya yapsınlar. Hem de bir kişi onu çevirsin.

28 - Eger yoksa kim çevirsin, öbür kişi toplantıda sussun. Kendi kendine ve Allaha konuşsun.

29 - İki ya da üç peygamber konuşsun. Sesleyenler de konuşulan sözleri araştırıp karar versinler.

30 - Ama yakın oturan birisine bir açıklama sözü gelirse, birincisi sussun.

31 - Hepiniz tek tek, sırayla peygamberlik edebilirsiniz. Öyle ki, herkes öğrensin, herkes de yüreklendirilsin.

32 - Peygamberlerin ruhları peygamberleri sesliyorlar.

33 - Çünkü Allah karışıklık Allahı değildir, barış Allahıdır.

34 - Kutsalların bütün topluluklarında olduğu gibi, sizin kadınlarınız da toplantıda sussunlar. Onlara yok izin konuşsunlar. Allah kanununun dediği gibi boyun eğsinler.

35 - Ama birhangi şeyi öğrenmek isterlerse, evde kocalarına sorsunlar. Çünkü toplantıda konuşmak kadına yakışmaz.

36 - Yoksa Allahın haberi sizden mi çıktı? Ya da sade size mi erişti?

37 - Bir kişi kendini peygamber ya da 'ruhlanmış' sayarsa, anlasın ki, size yazdığım şeyler Rabbin buyruklarıdır.

38 - Kim bu şeyleri tanımazsa, Allah da onu tanımayacak.

39 - İşte böyle, kardeşler, uğraşın peygamberlik edesiniz. Dilde konuşmayı da yasak etmeyin.

40 - Ama her şey uygun biçimde ve tertiple yapılsın.