Bugün: 19. 01. 2026
Kutsal Kitap okuma planı: AKŞAM
Nehemya 9:1-38
1 - Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti.
2 - İsrail soyundan gelenler bütün yabancılardan ayrılmıştı. Günahlarını ve atalarının yaptığı kötülükleri ayakta itiraf ettiler.
3 - Oldukları yerde durup günün dörtte biri boyunca Tanrıları RAB'bin Yasa Kitabı'nı okudular. Günün öbür dörtte birindeyse günahlarını itiraf ederek Tanrıları RAB'be tapındılar.
4 - Levililer'e yüksekçe bir yer ayrılmıştı. Yeşu, Bani, Kadmiel, Şevanya, Bunni, Şerevya, Bani ve Kenani orada oturuyordu. Ayağa kalkıp yüksek sesle Tanrıları RAB'be yakardılar.
5 - Levililer'den Yeşu, Kadmiel, Bani, Haşavneya, Şerevya, Hodiya, Şevanya ve Petahya halka, "Ayağa kalkın!" dediler, "Başlangıçtan sonsuza kadar var olan Tanrınız RAB'be övgüler olsun. 'Ya Rab senin kutsal adın öyle yücedir ki, bizim yüceltmelerimiz, övgülerimiz yetersiz kalır.'"
6 - Halk şöyle dua etti: "Tek RAB sensin. Gökleri, göklerin en yüce katlarını, bütün yıldızları, yeryüzünü ve içindeki her şeyi, denizleri ve içlerindeki her şeyi sen yarattın. Hepsine sen can verdin. Bütün gök cisimleri sana tapınır.
7 - Ya RAB, Avram'ı seçen, onu Kildaniler'in Ur Kenti'nden çıkaran, ona İbrahim adını veren Tanrı sensin.
8 - Onu kendine yürekten bağlı buldun ve onunla bir antlaşma yaptın. Kenanlıl, Hitit, Amorlu, Perizli, Yevus, Girgaş topraklarını onun soyuna vereceğim deyip sözünü tuttun. Çünkü sen doğrusun.
9 - Atalarımızın Mısır'da çektiklerini gördün, Kızıldeniz’de yakarışlarını işittin.
10 - Firavuna, görevlilerine ve ülkesinin halkına karşı mucizeler, harikalar yarattın. Çünkü atalarımızı nasıl ezdiklerini biliyordun. Bugün olduğu gibi ün kazandın.
11 - Denizi yararak atalarımıza yol açtın. Denizin ortasından, kuru topraktan geçip gittiler. Onları kovalayanları ise bir taş gibi azgın derin sulara fırlattın.
12 - Gündüzün bir bulut sütunuyla, geceleyin yollarına ışık tutmak için bir ateş sütunuyla atalarımıza yol gösterdin.
13 - Sina Dağı'na indin, onlarla göklerden konuştun. Onlara doğru ilkeler, adil yasalar, iyi kurallar, buyruklar verdin.
14 - Kutsal Şabat Günü'nü bildirdin. Kulun Musa aracılığıyla buyruklar, kurallar, yasalar verdin.
15 - Acıktıklarında gökten ekmek verdin, susadıklarında kayadan su çıkardın. Onlara vermeye ant içtiğin ülkeye girmelerini, orayı mülk edinmelerini buyurdun.
16 - Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.
17 - Söz dinlemek istemediler, aralarında yaptığın harikaları unuttular. Dikbaşlılık ettiler, eski kölelik yaşamlarına dönmek için kendilerine bir önder bularak başkaldırdılar. Ama sen bağışlayan, iyilik yapan, acıyan, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin bir Tanrı'sın. Onları terk etmedin.
18 - Kendilerine buzağı biçiminde dökme bir put yaptılar, 'Sizi Mısır'dan çıkaran Tanrınız budur!' diyerek seni çok aşağıladılar.
19 - Yine de, yüce merhametinden ötürü onları çölde bırakmadın. Gündüzün yol göstermek için bulut sütununu, geceleyin yollarına ışık tutmak için ateş sütununu önlerinden eksik etmedin.
20 - Onları eğitmek için iyi Ruhun'u verdin. Ağızlarından manı eksiltmedin. Susadıklarında onlara su verdin.
21 - Kırk yıl onları çölde besledin. Hiç eksikleri olmadı. Ne giysileri eskidi, ne de ayakları şişti.
22 - Onlara ülkeler, uluslar verdin, aralarında bölüştürdün. Heşbon Kralı Sihon'un, Başan Kralı Og'un ülkesini mülk edindiler.
23 - Onlara gökteki yıldızlar kadar çocuk verdin. Onları, mülk edinmek üzere atalarına söz verdiğin ülkeye getirdin.
24 - Çocukları Kenan ülkesini ele geçirip mülk edindiler. Ülke halkının onlara boyun eğmesini sağladın. Krallarını ve ülkedeki halkları istediklerini yapsınlar diye ellerine teslim ettin.
25 - Surlu kentler, verimli topraklar ele geçirdiler. Güzel eşyalarla dolu evlere, kazılmış sarnıçlara, bağlara, zeytinliklere, çok sayıda meyve ağacına sahip oldular. Yediler, doydular, beslendiler ve onlara yaptığın büyük iyiliklere sevindiler.
26 - Ama halkın söz dinlemedi, sana başkaldırdı. Yasana sırt çevirdiler, sana dönmeleri için kendilerini uyaran peygamberleri öldürdüler. Seni çok aşağıladılar.
27 - Bu yüzden onları düşmanlarının eline teslim ettin. Düşmanları onları ezdi. Sıkıntıya düşünce sana feryat ettiler. Onları göklerden duydun, yüce merhametinden ötürü kurtarıcılar gönderdin. Bunlar halkı düşmanlarının elinden kurtardı.
28 - Ne var ki İsrail halkı rahata kavuşunca yine senin gözünde kötü olanı yaptı. Bu yüzden onları düşmanlarının eline terk ettin. Düşmanları onlara egemen oldu. Yine sana yönelip feryat ettiler. Onları göklerden duydun ve merhametinden ötürü defalarca kurtardın.
29 - Onları Kutsal Yasan'a dönmeleri için uyardınsa da, gurura kapılarak buyruklarına karşı geldiler. Kurallarını çiğneyip günah işlediler. Oysa kim kurallarına bağlı kalırsa yaşam bulur. İnatla sana sırt çevirdiler, dinlemek istemediler.
30 - Yıllarca onlara katlandın. Ruhun'la, peygamberlerin aracılığıyla onları uyardın. Ama kulak asmadılar. Bunun üzerine onları çeşitli ülke halklarının ellerine teslim ettin.
31 - Yüce merhametinden ötürü yok olmalarına izin vermedin. Onları terketmedin. Çünkü sen iyilik yapan, acıyan bir Tanrı'sın.
32 - Ey Tanrımız! Sen antlaşmana bağlı kalırsın ve hep sevgi gösterirsin. Güçlü, görkemli, yüce bir Tanrı'sın. Asur krallarının döneminden bugüne kadar krallarımız, önderlerimiz, kâhinlerimiz, peygamberlerimiz, atalarımız ve bütün halk acı çekti. Çektiklerimizi küçümseme.
33 - Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.
34 - Krallarımız, önderlerimiz, kâhinlerimiz, atalarımız Yasan'a göre yaşamadılar. Verdiğin buyrukları, yaptığın uyarıları dinlemediler.
35 - Ülkelerinde onlara sağladığın bolluk içinde, önlerine serdiğin geniş, verimli topraklarda sana kulluk etmediler, kötülüklerinden dönmediler.
36 - Bak, bugün köleyiz. Meyvelerini, iyi ürünlerini yesinler diye atalarımıza verdiğin ülkede köle olduk.
37 - Günahlarımız yüzünden ürünlerimizin çoğunu başımıza getirdiğin krallara veriyoruz. Bizi de, hayvanlarımızı da istedikleri gibi kullanıyorlar. Büyük sıkıntı içindeyiz
38 - Bütün bu olanlardan ötürü biz İsrail halkı olarak kesin bir yazılı antlaşma yapıyoruz. Önderlerimiz, Levililerimiz ve kâhinlerimiz de antlaşmayı mühürlüyor.
Apostolların İşleri 19:1-41
1 - Ve öyle oldu ki, Apolos Korint kasabasında iken, Pavlus balkan taraflarından geçip Efes'e geldi. Orada kimi öğrencileri buldu.
2 - Onlara sordu: "Siz ne zaman iman ettiniz, o vakıt Kutsal Ruh'u aldınız mı?" Onlar da Pavlus'a dediler: "Hayır, almadık. Zaten hiç öyle bir şey işitmedik, hani Kutsal Ruh varmış."
3 - Pavlus da dedi: "Madem öyle, siz hangi vaftizi aldınız?" - "Yahya'nın vaftizini" dediler.
4 - Pavlus da şöyle konuştu: "Yahya'nın vaftizi bir tövbe vaftizi idi. Halka hep derdi ki, kendisinden sonra gelecek olan kişiye, hani İsa'ya, iman etsinler."
5 - Öbürleri bunu işitince, Rab İsa'nın adına vaftiz oldular.
6 - Pavlus da onların üzerine ellerini koydu. O vakıt Kutsal Ruh onların üzerine geldi, ve dillerde konuşmaya ve peygamberlik etmeye başladılar.
7 - Onlar aşağı yukarı oniki erkek idiler.
8 - Pavlus da duahaneye girdi ve üç ay boyunca kurajla konuşmaya devam etti. Onlarla konuşup onları Allahın krallığı temasında inandırmaya çalıştı.
9 - Ama bazıları sertleşip iman etmek istemediler. Halkın önünde bu Yol'dan için kötü konuşmaya başladılar. O zaman Pavlus onlardan elini çekip öğrencileri ayırdı. Her gün Tiranus'un mektebinde ders verdi.
10 - Bu böyle iki sene devam etti. Öyle ki, Yahudi olsun Grek olsun, Asya sancağında oturanların hepsi Allahın haberini işittiler.
11 - Allah da Pavlus'un eliyle görülmemiş mucizeler yapardı.
12 - Öyle ki, onun bedenine değmiş olan mendiller ya da önlükleri bile hastalara götürdüler; ve hastalıklar onlardan uzaklaştı, kötü ruhlar da çıktı.
13 - Ama kimi Yahudiler vardı, yer yer gezip kötü ruhları uğratırırdılar. Onlar da kalktılar, kötü ruhlu kişilerin üzerine Rab İsa'nın adını kullansınlar. Şöyle derdiler: "Pavlus'un bildirdiği İsa'nın adıyla sana buyuruyorum..."
14 - Skeva adında bir Yahudinin yedi oğlu da bu işi yapardılar (Skeva gene Allahevinin güdücüsü idi).
15 - Kötü ruh da onlara cevap verip dedi: "İsa'yı tanıyorum, Pavlus'u da biliyorum. İyi de, siz kimsiniz?"
16 - İçinde kötü ruh bulunan adam, onların üstüne fırlayıp onları perişan etti. Öyle ki, o evden çıplak ve yaralı kaçtılar.
17 - Efes kasabasında yaşayanların hepsi, hem Yahudiler hem Grekler, bu meseleden için haberleri oldu. Herkesin üzerine bir korku düştü ve Rab İsa'nın adı büyük oldu.
18 - İman edenlerden birçoğu gelip, yapmış oldukları işleri ortaya çıkarıp açık açık söylediler.
19 - Büyücülükle uğraşmış olanlardan da bir sürü kişi, kitaplarını bir araya getirip onları herkesin gözünün önünde yaktılar. Kitapların fiyatını hesapladılar: toplam elli bin gümüş parçası idi.
20 - Böylelikle Rabbin haberi kuvvetli bir biçimde büyüdü ve üstün oldu.
21 - Bu meseleden sonra, Pavlus ruhunda karar verdi, Makedoniya ve Ahaya sancaklarından geçip Yeruşalim'e gitsin. Dedi ki, "Oraya gittikten sonra, lazım Roma'yı da göreyim."
22 - Ona yardım eden iki kişiyi, Timoteyus ve Erastus'u, Makedoniya sancağına yolladı. Kendisi gene, bir vakıt için Asya sancağında kaldı.
23 - O zamanlarda bu Yol'dan için bayağı büyük bir karışıklık çıktı.
24 - Çünkü Demetriyus adında bir adam vardı. O, bir gümüş ustası idi, ve gümüşten Artemis'in put evinin modellerini yapardı. Zanaatçılar o işten çok para kazanırdılar.
25 - Demetriyus onları ve başka zanaatçıları toplayıp şöyle konuştu: "Arkadaşlar! Biliyorsunuz, zenginliğimiz bu işe bağlıdır.
26 - Ama görüyorsunuz ve işitiyorsunuz bu Pavlus'tan için, hani nasıl değil sade Efes'te ama hemen bütün Asya sancağında çok fazla kişi kandırıp saptırıyor. Diyor ki, elle yapılmış tanrılar, tanrı değilmiş.
27 - Bir tarafta öyle bir korkunçluk var, zanaatımız saygınlığını kaybedecek, hem de büyük dişi tanrımız Artemis'in evi artık sayılmayacak. Bütün Asya sancağı, hem de bütün dünya bile ona tapıyor; ve öyle olmasın da, onun büyüklüğü aşağı vurulsun."
28 - Bunu duyunca öfkeyle doldular. 'Efeslilerin Artemis'i büyüktür!", diye bağırmaya başladılar.
29 - Kasaba bütün karıştı. Hep birlikte tiyatroya koştular. Pavlus'la beraber Makedoniya'dan gelmiş olan Gayus ve Aristarhus vardı; onları da oraya çektiler.
30 - Pavlus da o kalabalığa katılmak isterken, kardeşler onu brakmadılar.
31 - Kimi sancak güdücüleri de Pavlus'un arkadaşları idiler. Onlar da ona haber yollayıp yalvardılar, tiyatroya gitmesin.
32 - Böylelikle kimileri birşeyler bağırdılar, başkaları gene başka bir şey bağırdılar. Toplanan kişiler karmakarışıklık içindeydiler. Kalabalığın çoğu zaten bilmezdiler, ne sebeple bir araya geldiler.
33 - Kalabalık da sandı, Aleksander'den için mesele olurmuş. Çünkü Yahudiler onu öne kaktılar. O da elini kaldırdı, çünkü toplanmış halkın önünde kendini haklı çıkarmak istedi.
34 - Ama ne vakıt anladılar onun Yahudi olduğunu, hepsi tek bir sesle yakın iki saat boyunca şöyle bağırdılar: 'Efeslilerin Artemis'i büyüktür!"
35 - Kasaba hükümetinden bir görevli adam gelip halkı susturdu ve sonra şöyle konuştu: "Efesliler! Kim o adam, hani bilmesin ki, büyük Artemis'in taşı gökten düştü. Efes kasabası da Artemis'in evinin kollayıcısıdır.
36 - Evet, kimse bu hakikatları inkâr edemez. Madem öyle, lazım sakin kalasınız ve acele iş yapmayasınız.
37 - Çünkü siz bu adamları buraya getirdiniz, onlar gene ne put evleri soymuş, ne de tanrımıza dil uzatmış kişilerdir.
38 - Onun için: eger Demetriyus ve onunla birlikte olan zanaatçıların birhangi kişiye karşı bir ağlaşması varsa, te dava yerleri açık, sancak güdücüleri de var. Haydi, birbirlerine karşı dava açsınlar.
39 - Ama ondan öte birhangi şey isterseniz, ona sıralı bir toplantıda karar verilsin.
40 - Çünkü, sahi, bugünkü toplantı için aslında hiç bir sebep yok. Ve öyle bir korkunçluk var, bunun için bizi kafa kaldırmakla suçlasınlar. Biz de bu karmakarışık toplantıdan için hesap veremeyecez."
41 - Ve bunu söyledikten sonra, halkı saldı gitsinler.