Bugün: 21. 07. 2026
Kutsal Kitap okuma planı: SABAH
Hakimler 3:1-31
1 - Kenan'daki savaşların hiçbirine katılmamış olan İsrailliler'i sınamak
2 - ve hiç savaş deneyimi olmayan yeni kuşaklara savaş eğitimi vermek için RAB'bin dokunmadığı uluslar şunlardır
3 - Beş Filist Beyliği, bütün Kenanlılar, Saydalılar, Baal-Hermon Dağı'ndan Levo-Hamat'a kadar uzanan Lübnan dağlarında yaşayan Hivliler.
4 - RAB İsrailliler'i sınamak, Musa aracılığıyla atalarına verdiği buyrukları yerine getirip getirmeyeceklerini görmek için bu ulusları ülkelerinde bıraktı.
5 - Böylece İsrailliler Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiv ve Yevus halkları arasında yaşadılar.
6 - Onlardan kız aldılar, kızlarını onların oğullarına verdiler ve onların ilahlarına taptılar
7 - RAB'bin gözünde kötü olanı yapan İsrailliler Tanrıları RAB'bi unutup Baallar'a ve Aşera putlarına taptılar.
8 - Bunun üzerine RAB İsrail'e öfkelendi ve onları Aram-Naharayim Kralı Kuşan-Rişatayim'in eline teslim etti. İsrailliler sekiz yıl Kuşan-Rişatayim'in boyunduruğunda kaldılar.
9 - Ama RAB'be yakarmaları üzerine RAB onlara Otniel adında bir kurtarıcı çıkardı. Kalev'in küçük kardeşi Kenaz'ın oğlu Otniel onları kurtardı.
10 - RAB'bin Ruhu Otniel'in üzerine indi. Otniel İsrailliler'i yönetti, onlar için savaştı. RAB Aram-Naharayim Kralı Kuşan-Rişatayim'i onun eline teslim etti. Artık Otniel ondan daha güçlüydü.
11 - Ülke Kenaz oğlu Otniel'in ölümüne dek kırk yıl barış içinde yaşadı
12 - Sonra İsrailliler yine RAB'bin gözünde kötü olanı yaptılar. RAB gözünde kötü olanı yaptıkları için Moav Kralı Eglon'u onlara karşı güçlendirdi.
13 - Kral Eglon Ammonlular'la Amalekliler'i kendi tarafına çekerek İsrail'e saldırdı. Onları bozguna uğratarak Hurma Kenti'ni ele geçirdi.
14 - İsrailliler on sekiz yıl Moav Kralı Eglon'un boyunduruğu altında kaldılar.
15 - Ama RAB'be yakarmaları üzerine RAB onlar için Ehut adında bir kurtarıcı çıkardı. Benyaminli Gera'nın oğlu olan Ehut solaktı. İsrailliler Ehut'un eliyle Moav Kralı Eglon'a haraç gönderdiler.
16 - Ehut kendine bir arşın uzunluğunda iki ağızlı bir kama yaptı ve bunu sağ kalçası üzerine, giysisinin altına sakladı.
17 - Varıp haracı Moav Kralı Eglon'a sundu. Eglon çok şişman bir adamdı.
18 - Ehut haracı sunduktan sonra, haracı taşımış olan adamlarını salıverdi.
19 - Ama kendisi Gilgal yakınındaki taş putlardan geri döndü. "Ey kral, sana gizli bir şey söyleyeceğim" dedi. Kral ona, "Sus" diyerek yanındaki adamların hepsini dışarı çıkardı
20 - Ehut, üst kattaki serin odasında yalnız kalan krala yaklaşarak, "Tanrı'dan sana bir haber getirdim" deyince kral tahtından kalktı.
21 - Ehut sol eliyle sağ kalçası üzerindeki kamayı çekti ve kralın karnına sapladı.
22 - Kamanın ucu kralın sırtından çıktı. Bıçağın ardından kabza da ete saplanmıştı. Ehut kamayı çekmeyince kama kralın yağlı karnına gömüldü.
23 - Ehut sofaya çıktı, üst kattaki odanın kapısını ardından çekip kilitledi.
24 - O çıktıktan sonra, geri gelen kralın hizmetkyarları üst kattaki odanın kapılarını kilitli buldular. Birbirlerine, "Su döküyor olmalı" dediler.
25 - Uzun süre bekledilerse de kral odanın kapılarını açmadı. Bunun üzerine bir anahtar bulup kapıyı açtılar. Efendilerinin ölüsü yerde yatıyordu.
26 - Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seira'ya yönelmişti.
27 - Oraya varınca Efrayim'in dağlık bölgesine çıkıp boru çaldı. İsrailliler onunla birlikte dağlardan indiler. Ehut önden gidiyordu.
28 - Onlara, "Beni izleyin" dedi, "RAB düşmanlarınızı, Moavlılar'ı elinize teslim etti." Ehut'u izleyen İsrailliler, Moav'a giden Şeria geçitlerini tuttular, kimseyi geçirmediler.
29 - Moav'ın güçlü yiğitlerinden on bin kadarını vurup öldürdüler; hiç kurtulan olmadı.
30 - Moav o gün İsrailliler'in boyunduruğuna girdi. Ülke seksen yıl barış içinde yaşadı
31 - Ehut'tan sonra Anat oğlu Şamgar başa geçti. Şamgar Filistliler'den altı yüz kişiyi üvendireyle öldürerek İsrailliler'i kurtardı
Apostolların İşleri 7:1-60
1 - Allahevinin güdücüsü sordu: "Bu sözler doğru mu?"
2 - Stefanus da şöyle konuştu: "Kardeşler ve babalar, bana kulak verin! Şanlı Allah, İbrahim dedemize göründü, o hâlâ Mezopotamiya'da iken, hani henüz Haran'a gitmeden önce.
3 - Ve ona dedi: 'Memleketinden ve hısımlarından ayrıl, ve sana hangi memleketi gösterecem, oraya git!'
4 - Ondan sonra İbrahim, Kildanilerin memleketinden ayrıldı ve Haran'a yerleşti. Babası öldükten sonra da, Allah onu oradan çıkarıp bu topraklara getirdi, nerede siz şimdi oturuyorsunuz.
5 - Allah ona bu toprakta hiç bir miras vermedi, bir karış bile vermedi. İbrahim'in kızanı yoktu, ve Allah gene de ona söz verdi ki, o toprağı kendisine ve kendisinden sonraki evlatlarına mülk olarak verecek.
6 - Allah ona şöyle konuştu: 'Senin torunların yabancı bir yerde gurbetçi olacak, ve dört yüz sene esir olup çeki görecekler.
7 - Ama hangi millete esirlik yapacaklar, ben kendim o milleti davalayacam. Ondan sonra oradan çıkıp bana bu yerde tapacaklar.'
8 - Allah İbrahim'e anlaşma için sünneti verdi. Böylelikle İbrahim İshak'ın babası oldu. Onu sekiz günlük iken sünnet etti. İshak, Yakub'un babası oldu. Yakup da oniki dedemizin babası oldu.
9 - Dedelerimiz de Yusuf'u kıskanıp Mısır'a sattılar. Ama Allah gene de onunla birlikte idi.
10 - Onu bütün çekilerinden kurtardı. Ona Mısır'ın kralı Firavun'un gözünde anlayış ve iyi niyet verdi. O da onu bütün Mısır'ın ve bütün evinin üzerine vezir yaptı.
11 - Sonra bütün Mısır ve Kenan topraklarında büyük kıtlık oldu. Korkunç çekiler başladı. Dedelerimiz artık ekmek bulamaz oldular.
12 - Ama Yakup işitince, hani Mısır'da buğday varmış, dedelerimizi oraya birinci defa yolladı.
13 - İkinci gidişlerinde gene, Yusuf kendini kardeşlerine bildirdi. Böylelikle Firavun anladı, Yusuf'un hanesi kimmiş.
14 - Yusuf da haber yollayıp babası Yakub'u ve bütün cinsini çağırtırdı; hepsi yetmiş beş kişi idiler.
15 - Yakup da Mısır'a indi ve orada geçindi. Dedelerimizin hepsi de orada geçindi.
16 - Ama dedelerimizin bedenlerini oradan alıp Şekem'e götürdüler. İbrahim orada Hamor'un oğullarından bir bölük para için bir mezar satın almıştı. İşte, dedelerimizin bedenlerini oraya koydular.
17 - Ama Allah İbrahim'e söz vermişti. Ve ne vakıt o sözün yerine gelmesi yakınladı, Mısır'daki halk gittikçe çoğalırdı.
18 - Çak o zamana kadar, ne vakıt başka bir kral Mısır'ın üzerine kalktı. O da Yusuf'tan için bir şey bilmezdi.
19 - O, bizim halkımızı kurnazca kullandı. Dedelerimize öyle çeki çektirdi ki, lazımdı yeni doğan kızanlarını atsınlar, artık yaşamasınlar.
20 - O günlerde Musa doğdu. Gayet fazla yakışıklı bir kızandı. Ve kendi babasının evinde üç ay beslendi.
21 - Ama dışarı atıldıktan sonra, Firavun'un kızı onu yanına aldı ve kendi çocuğu gibi baktı.
22 - Musa, Mısırlıların bütün bilgisinde yetiştirilmiş bir adamdı. Hem sözde, hem işte çok kuvvetli bir adamdı.
23 - Ama kırk yaşına gelince, aklına geldi, kendi kardeşleri olan İsraillilerini dolaşsın.
24 - Ve ne vakıt gördü, onlardan birisine haksızlık yapılıyor, o adamı savunmaya başladı. Kime karşı haksızlık yapıldı o adamın intikamını almak için Mısırlı adamı öldürdü.
25 - Ve sandı ki, onun kardeşleri anlayacak, hani Allah onun eliyle onlara kurtuluş getireceydi. Onlar gene, anlamadılar.
26 - Ertesi gün, onlar kavga yaparken, onların önüne çıktı. Onları yavaşlıkla gene barıştırmaya baktı. Dedi ki, 'Erkekler, siz kardeşsiniz, ne için birbirinizi vuruyorsunuz?'
27 - Ama komşusunu döven adam Musa'yı kakıp dedi: 'Seni üzerimize kim çorbacı ve hakim yaptı?
28 - Galiba niyetin var, nasıl dün o Mısırlıyı öldürdün, beni de öldüresin.'
29 - Bu lafın üzerine Musa kaçtı. Ve gidip Midiyan devletinde gurbetçilik yaptı. Orada iki çocuğun babası oldu.
30 - Kırk sene geçti. Ondan sonra, yanan bir çalının yalınında, Musa'ya bir melek göründü. Bu, Sina Dağı'ndaki ıssız yerlerde oldu.
31 - Musa ona bakınca, o görünüşe hayret etti. Daha yakından bakmak için yaklaştı. O vakıt Rabbin sesi ona geldi:
32 - Ben dedelerinin Allahıyım. İbrahim'in ve İshak'ın ve Yakub'un Allahı benim.' Musa da korkudan titredi ve kuraj bulamadı baksın.
33 - Rab ona dedi: 'Ayaklarından çarıkları çıkar, çünkü durduğun yer kutsal topraktır.
34 - Ben elbette gördüm, halkım Mısır'da ne kadar çeki çekiyor. Onların inlemelerine kulak verdim. Ve şimdi onları kurtarmak için indim. Gel de, seni Mısır'a yollayayım.'
35 - Bu Musa, hani ondan yüz çevirmiştiler, ona 'Seni üzerimize kim çorbacı ya da hakim yaptı'? demişlerdi, bu Musa Allahın gönderdiği adamdı. Allah onu hem güdücü, hem kurtarıcı yaptı, ve onun için Musa'ya çalının içinden görünen meleği kullandı.
36 - Evet bu adam halkı Mısır'dan çıkardı. Mısır'da, Kızıldeniz'de ve ıssız yerlerde kırk sene boyunca mucizeler ve nişanlar yapatı.
37 - Bu aynı Musa İsrailoğullarına dedi ki, 'Allah size kardeşlerinin arasından benim gibi bir peygamber kaldıracak'.
38 - Bu aynı Musa toplulukla birlikte ıssız yerlerde idi. Sina Dağı'nda daha büyük kendisine konuşan melekle birlikte idi. Dedelerimizle birlikte idi. O, bize ulaştırmak için, diri sözler aldı.
39 - Dedelerimiz istemediler ona boyun eğsinler. Onu reddettiler. Yüreklerinde Mısır'a döndüler.
40 - Ve Harun'a dediler: 'Bizim için Allahlar yap, bizim önümüzden gitsinler. Çünkü bu Musa var ya, hani bizi Mısır'dan çıkaran, ona ne oldu bilmiyoruz'
41 - O vakıt bir dana yaptılar, o puta kurban kestiler. Ellerinin yaptıklarıyla sevindiler.
42 - Ama Allah onlardan yüz çevirdi, onları kendi haline braktı. Öyle ki, gökteki yıldızlara hizmet etsinler. Aynı peygamberlerin kitabında yazıldığı gibi: 'Verdiğiniz adaklar, kestiğiniz kurbanlar benim için değildi, ey İsrail halkı!
43 - Hayır, siz Moloh'un evini ve Refan adındaki tanrının yıldızını taşıdınız. Tapmak için yaptığınız eşyaları taşıdınız. Ben de sizi Babil'in ötesine götürecem.'
44 - Dedelerimizde ıssız yerlerde 'Şahitlik külübesi' vardı. Musa'ya Konuşan ona buyurmuştu onu yapsın. Musa'da onu görmüş olduğu planına göre yaptı.
45 - Dedelerimiz onu aldılar. Sonra Allah birkaç millet onların önünden kovdu, onların topraklarını da dedelerimize verdi. Onlar da o 'şahitlik külübesini' Yeşu ile birlikte buralara getirdiler. Ve Davud'un zamanına kadar burada kaldı.
46 - Davut da Allahın hoşuna gitti ve yalvardı, Yakub'un Allahı için oturacak bir yer bulsun.
47 - Ama Allaha ev yapan Süleyman oldu.
48 - Gene de en yükseklerde Olan ellerle yapılmış evlerde oturmaz. Aynı peygamberin dediği gibi:
49 - Rab diyor: 'Gökyüzü benim kral iskemlemdir, Yeryüzü de ayaklarıma basamaktır, Siz bana nasıl bir ev yapacanız? Ya da uzanacak yerim neresi?
50 - Bütün bunları yapan, benim elim değil miydi?'
51 - Siz dik kafalılar, yürekleriniz ve kulaklarınızda sünnetsiz olan adamlar! Siz her daim Kutsal Ruh'a karşı gidiyorsunuz. Dedeleriniz nasıl yaptı, siz de aynısını yapıyorsunuz.
52 - Dedeleriniz peygamberlerin hangisine fenalık yapmadılar ki? O peygamberler önceden bildirdiler, 'Doğru Olan' gelecek diye. Onu bildirenlerin katilleri dedeleriniz idi ve Onun kendisini ele verenler, Onun katilleri şimdi siz oldunuz.
53 - Siz Allah kanununu meleklerin elleriyle aldınız, ama gene de onu tutmadınız."
54 - Bunu işitince, kudurdular ve Stefanus'a karşı dişlerini gıcırdatırdılar.
55 - Ama o, Kutsal Ruh'la doldu, gözlerini göke dikip Allahın şanlılığını gördü. Ve gördü, İsa nasıl Allahın sağ tarafında durdu.
56 - Ve dedi: "Bakın, ben görüyorum, nasıl gök açık duruyor ve İnsanoğlu nasıl Allahın sağ tarafında duruyor."
57 - Bunun üzerine yüksek sesle bağırdılar, kulaklarını tıkayıp hepsi bir anda kendilerini onun üstüne attılar.
58 - Onu kasabadan dışarı çıkarıp taşlamaya başladılar. Şahitler de kaftanlarını çıkarıp Saul adında genç bir adamın ayaklarının dibine braktılar.
59 - Stefanus'u gene, taşlamaya devam ettiler. O da sonra Rabbi çağırıp dedi: "Ya Rab İsa, ruhumu kabul et!"
60 - Dizlerinin üstüne düşüp yüksek sesle şöyle bağırdı: "Rab, bu günahı onlara sayma!" Ve bunu söyledikten sonra uykuya daldı.