Bugün: 26. 01. 2026
Kutsal Kitap okuma planı: SABAH
Yaratılış 27:1-46
1 - İshak yaşlanmış, gözleri görmez olmuştu. Büyük oğlu Esav'ı çağırıp, "Oğlum!" dedi. Esav, "Efendim!" diye yanıtladı
2 - İshak, "Artık yaşlandım" dedi, "Ne zaman öleceğimi bilmiyorum.
3 - Silahlarını ‑ok kılıfını, yayını‑ al, kırlara çıkıp benim için bir hayvan avla.
4 - Sevdiğim lezzetli bir yemek yap, bana getir yiyeyim. Ölmeden önce seni kutsayayım."
5 - İshak oğlu Esav'la konuşurken Rebeka onları dinliyordu. Esav avlanmak için kıra çıkınca,
6 - Rebeka oğlu Yakup'a şöyle dedi: "Dinle, babanın ağabeyin Esav'a söylediklerini duydum.
7 - Baban ona, 'Bana bir hayvan avla getir' dedi, 'Lezzetli bir yemek yap, yiyeyim. Ölmeden önce seni RAB'bin huzurunda kutsayayım.'
8 - Bak oğlum, sana söyleyeceklerimi iyi dinle:
9 - Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.
10 - Yemesi için onu babana sen götüreceksin. Öyle ki, ölmeden önce seni kutsasın."
11 - Yakup annesi Rebeka'ya, "Ama kardeşim Esav'ın bedeni kıllı, benimkiyse kılsız" diye yanıtladı,
12 - Ya babam bana dokunursa? O zaman kendisini aldattığımı anlar. Kutsama yerine üzerime lanet getirmiş olurum.
13 - Annesi, "Sana gelecek lanet bana gelsin, oğlum" dedi, "Sen beni dinle, git oğlakları getir."
14 - Yakup gidip oğlakları annesine getirdi. Annesi babasının sevdiği lezzetli bir yemek yaptı.
15 - Büyük oğlu Esav'ın en güzel giysileri o anda evdeydi. Rebeka onları küçük oğlu Yakup'a giydirdi.
16 - Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.
17 - Yaptığı güzel yemekle ekmeği Yakup'un eline verdi.
18 - Yakup babasının yanına varıp, "Baba!" diye seslendi. Babası, "Evet, kimsin sen?" dedi.
19 - Yakup, "Ben ilk oğlun Esav'ım" diye karşılık verdi, "Söylediğini yaptım. Lütfen kalkıp otur, getirdiğim av etini ye. Öyle ki, beni kutsayabilesin."
20 - İshak, "Nasıl böyle çabucak buldun, oğlum?" dedi. Yakup, "Tanrın RAB bana yardım etti" diye yanıtladı.
21 - İshak, "Yaklaş, oğlum" dedi, "Sana dokunayım, gerçekten oğlum Esav mısın, değil misin anlayayım."
22 - Yakup babasına yaklaştı. Babası ona dokunarak, "Ses Yakup'un sesi, ama eller Esav'ın elleri" dedi.
23 - Onu tanıyamadı. Çünkü Yakup'un elleri ağabeyi Esav'ın elleri gibi kıllıydı. İshak onu kutsamak üzereyken,
24 - bir daha sordu: "Sen gerçekten oğlum Esav mısın?" Yakup, "Evet!" diye yanıtladı.
25 - İshak, "Oğlum, av etini getir yiyeyim de seni kutsayayım" dedi. Yakup önce yemeği, sonra şarabı getirdi. İshak yedi, içti.
26 - Yaklaş da beni öp, oğlum dedi.
27 - Yakup yaklaşıp babasını öptü. Babası da onun giysilerini kokladı ve kendisini kutsayarak şöyle dedi: "İşte oğlumun kokusu sanki RAB'bin kutsadığı kırların kokusu.
28 - Tanrı sana göklerin çiyinden ve yerin verimli topraklarından bol buğday ve yeni şarap versin
29 - Halklar sana kulluk etsin, Uluslar boyun eğsin, Kardeşlerine egemen ol, Kardeşlerin sana boyun eğsin; Sana lanet edenlere lanet olsun, Seni kutsayanlar kutsansın."
30 - İshak Yakup'u kutsadıktan sonra, Yakup babasının yanından ayrıldı. O gider gitmez kardeşi Esav da avdan döndü.
31 - Esav da lezzetli bir yemek yaparak babasına götürdü. Ona, "Baba, kalk, getirdiğim av etini ye" dedi, Öyle ki, beni kutsayabilesin."
32 - Babası, "Sen kimsin?" diye sordu. Esav, "Ben ilk oğlun Esav'ım" diye karşılık verdi.
33 - İshak'ı bir titremedir sardı. Tir tir titreyerek, Öyleyse daha önce avlanıp bana yemek getiren kimdi?" diye sordu, "Sen gelmeden önce yemeğimi yiyip onu kutsadım. Artık o kutsanmış oldu."
34 - Esav babasının anlattıklarını duyunca, acı acı haykırdı. Babasına, "Beni de kutsa, baba, beni de!" dedi.
35 - İshak, "Kardeşin gelip beni kandırdı" diye karşılık verdi, "Senin yerine o kutsandı."
36 - Esav, "Ona boşuna mı Yakup diyorlar?" dedi, "İki kezdir beni aldatıyor. Önce ilk oğulluk hakkımı aldı. Şimdi de benim yerime o kutsandı." Sonra, "Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?" diye sordu.
37 - İshak, "Onu sana egemen kıldım" diye yanıtladı, "Bütün kardeşlerini onun hizmetine verdim. Onu buğday ve yeni şarapla besledim. Senin için ne yapabilirim ki, oğlum?"
38 - Esav, "Sen yalnız bir kişiyi mi kutsayabilirsin baba?" dedi, "Beni de kutsa, baba, beni de!" Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
39 - Babası İshak onu şöyle yanıtladı: "Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın
40 - Kılıcınla yaşayacak, Kardeşine hizmet edeceksin. Ama özgür olmak isteyince, Onun boyunduruğunu kırıp atacaksın."
41 - Babası Yakup'u kutsadığı için Esav kardeşi Yakup'a kin bağladı. "Nasıl olsa babamın ölümü yaklaştı" diye düşünüyordu, "O zaman kardeşim Yakup'u öldürürüm."
42 - Büyük oğlu Esav'ın ne düşündüğü Rebeka'ya bildirildi. Rebeka küçük oğlu Yakup'u çağırttı. Ona, "Bak, ağabeyin Esav seni öldürmeyi düşünerek kendini avutuyor" dedi,
43 - Beni dinle, oğlum. Hemen Harran'a, kardeşim Lavan'ın yanına kaç
44 - Ağabeyinin öfkesi dininceye, sana kızgınlığı geçinceye, ona yaptığını unutuncaya kadar orada kal.
45 - Birini gönderir, seni getirtirim. Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım
46 - Sonra İshak'a, "Bu Hititli kadınlar yüzünden canımdan bezdim" dedi, "Eğer Yakup da bu ülke kızlarıyla, Hitit kızlarıyla evlenirse, nasıl yaşarım ?"
Matta 26:1-75
1 - İsa bu bütün konuşmayı bitirdikten sonra, öğrencilerine dedi:
2 - "Biliyorsunuz, iki gün sonra Fısıh Bayramı olacak. O zaman İnsanoğlu haça gerilmek için teslim edilecek."
3 - O arada Allahevinin güdücüleri ve halkın akıldanecileri, Kayafas adındaki Allahevinin güdücüsünün avlusunda bir araya geldiler.
4 - Anlaştılar, İsa'yı saklıdan yakalayıp öldürsünler.
5 - Ama dediler: "Aman, bayramda olmasın. Yoksa halkın arasında bir ayaklanma olacak."
6 - İsa Beytanya köyünde, Simun adında bir adamın evindeydi (onun lağabı 'lepralı' idi).
7 - O zaman bir kadın ona geldi. Onda çok pahalı parfümle dolu bir mermer kabı vardı. Ve İsa sofrada otururken, kadın onu İsa'nın kafasına döktü.
8 - Ama öğrenciler bunu görünce kızdılar. "Ne için bu ziyancılık?" dediler.
9 - "Olabilirdi, bu parfüm çok yüksek fiyata satılsın ve onun parası fukaralara dağıtırılsın."
10 - İsa bunu fark edince onlara dedi: "Ne için kadını rahatsız ediyorsunuz? O bana bir iyilik yaptı.
11 - Nasıl olsa, fukaralar her daim yanınızda olacak. Ama ben her daim yanınızda olmayacam.
12 - Kadın bu parfümü benim bedenimin üzerine döktü, beni cenazeye hazırlamak için.
13 - Size doğru bir şey söyleyeyim: bütün dünyada 'iyi haber' nerede bildirilecekse, orada bu kadının yaptığı da bildirilecek, kadın anılsın diye."
14 - Ondan sonra, onikilerden biri olan İskariyotlu Yahuda Allahevinin güdücülerine gitti.
15 - Ve dedi: "Onu size ele vermek için bana ne kadar vereceniz?" Ona otuz gümüş parası saydılar.
16 - Ve o andan sonra Yahuda başladı, İsa'yı ele vermek için fırsat arasın.
17 - Mayasız Ekmekler Bayramının birinci gününde, İsa'nın öğrencileri Ona gelip dediler: "Nerede istiyorsun hazırlık yapalım, Fısıh kurbanını orada yiyesin?"
18 - İsa dedi: "Kasabaya gidin, filanca adama deyin: 'Muallim diyor ki, 'Vaktım geldi artık, lazım Fısıh Bayramını öğrencilerimle birlikte senin evinde kutlayayım.'"
19 - Öğrenciler İsa'nın söylediği gibi yaptılar. Öylelikle Fısıh Bayramı için hazırlık yaptılar.
20 - Akşam olunca, İsa oniki öğrenci ile birlikte sofrada oturmakta idi.
21 - Yemek yerlerken dedi: "Size doğru bir şey söyleyeyim: sizden biri beni ele verecek."
22 - Çok sıkılmaya ve teker teker Ona sormaya başladılar: "Efendimiz, herhalde ben değilim ya?"
23 - İsa cevap verip dedi: "Elini benimle birlikte tencereye bandıran adam, işte, o beni ele verecek.
24 - Sahi, İnsanoğlu aynı öyle gidiyor, nasıl kendisinden için yazılmıştı. Ama İnsanoğlu'nu ele veren adam var ya, vay o adamın haline! O adam hiç dünyaya gelmeydi daha iyi olurdu."
25 - İsa'yı ele veren Yahuda Ona cevap verip dedi: "Muallim, herhalde ben değilim ya?" İsa ona dedi: "Sen kendin söyledin".
26 - Onlar yemek yerken, İsa ekmek aldı, onu mubarekleyip kırdı ve öğrencilere verip dedi: "Alın, yiyin, bu benim bedenimdir"
27 - Sonra bir kadehi aldı, şükür etti ve onlara verip dedi: "Siz hepiniz bundan için.
28 - Çünkü bu benim kanımdır, anlaşma kanıdır. Bu kan dökülüyor, birçoklarının günahları af edilsin diye.
29 - Ama size şunu söyleyeyim: asmanın yemişinden Babamın krallığında sizinle birlikte yeniden içecem. Ama bundan sonra o güne kadar ondan bir daha içmeyecem."
30 - Ve bir ilahi söyledikten sonra, çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.
31 - Sonra İsa onlara dedi: "Bu gece hepiniz benden için düşeceniz. Çünkü şöyle yazıyor: 'Çobanı vuracam, sürüdeki koyunlar da darmadağın olacak.'
32 - Ama dirilecem ve ondan sonra sizden önce Celile sancağına gidecem."
33 - Ama Petrus Ona cevap verip dedi: "Hepsi senden için düşseler de, ben asla düşmem."
34 - İsa ona dedi: "Sana doğru bir şey söyleyeyim: tam bu gece, horoz ötmeden, sen beni üç defa inkâr edecen."
35 - Petrus Ona dedi: "Lazımsa seninle birlikte ölürüm, ama seni inkâr etmem." Bütün öğrenciler de aynısını söylediler.
36 - İsa onlarla birlikte Getsemani adında bir yere geldi. Öğrencilerine dedi: "Ben te oracığa kadar gidip dua edecem, siz gene, burada oturun."
37 - Ama yanına Petrus'u ve Zebedi'nin iki oğlunu aldı. Sonra başladı, üzülmeye ve ağır bir sıkıntı hisetmeye.
38 - Onlara dedi: "Canım o kadar sıkıntı içinde, sanki ölecem. Siz burada kalın ve benimle birlikte uyanık durun."
39 - Biraz ileri gitti, yere kapandı ve şöyle dua etmeye başladı: "Babam, mümkünse, bu kadeh benden geçsin. Gene de, değil benim istediğim, ama senin istediğin olsun."
40 - İsa öğrencilerine döndü, ama onları uykuda buldu. Ve Petrus'a dedi: "Demek, bir saat olsun, benimle birlikte uyanık duramadınız.
41 - Uyanık durun ve dua edin, denemeye düşmeyesiniz. Ruh istekli, ama beden zayıfıtr."
42 - İkinci defa gidip şöyle dua etti: "Babam, eger fırsat yoksa, bu kadeh geçsin ben onu içmeden, o vakıt senin istediğin olsun."
43 - Ve bir daha gelip onları uykuda buldu, çünkü gözleri artık çok ağırlaşmıştı.
44 - Gene onları brakıp döndü ve üçüncü defa aynı sözlerle dua etti.
45 - Sonra öğrencilere gelip dedi: "Hâlâ uyuyup dinleniyor musunuz? Bakın, vakıt geldi. İnsanoğlu günahkârların eline teslim edilecek.
46 - Kalkın, gidelim. Bakın, beni ele veren adam geldi!"
47 - İsa daha konuşurken, işte, onikilerden biri olan Yahuda geldi. Yanında bir kalabalık kişi vardı. Kılıçlar ve sopalar taşırdılar. Allahevinin güdücüleri, kanun muallimleri ve halkın akıldanecileri onları yollamıştı.
48 - İsa'yı ele veren adam onlara şöyle bir nişan vermişti: "Ben kimi öpersem, odur. Onu yakalayın."
49 - Ve hemen İsa'ya yaklaşıp, "Selam, muallim!" dedi ve Onu öptü.
50 - İsa ona dedi: "Arkadaş! Ne için geldiysen, onu yap!" Sonra geldiler ve İsa'yı yakalayıp tuttular.
51 - Ve işte, İsa'yla birlikte olanlardan biri, uzanıp kılıcını çekti. Allahevinin güdücüsünün hizmetçisini vurdu ve onun kulağını uçurdu.
52 - O vakıt İsa o kişiye dedi: "Kılıcını gene yerine koy! Çünkü her kim kılıcı çekerse, o kılıçtan yok olacak.
53 - Yoksa ne sanıyorsun: bende yok mu fırsat, Babamdan rica edeyim. O zaman O bana dakkada oniki ordudan fazla melek yollamayacak mı?
54 - Ama o vakıt Kutsal Kitabın sözleri nasıl yerine gelecek. Çünkü onlara göre bu iş lazım böyle olsun."
55 - O vakıt İsa kalabalığa dedi: "Beni kılıçlarla sopalarla mı tutmaya çıktınız? Sanki hırsızın peşine düşmüş gibi! Her gün Allahevinde oturup ders verirdim ve beni tutmadınız.
56 - Ama bütün bunlar oldu ki, peygamberlerin yazdığı sözler yerine gelsin." Ondan sonra bütün öğrenciler İsa'yı terk edip kaçtılar.
57 - İsa'yı yakalayanlar Onu Allahevinin güdücüsüne götürdüler. Onun adı Kayafas idi. Kanun muallimleri ve akıldaneciler orada toplanmıştı.
58 - Ama Petrus uzaktan İsa'nın arkasından gitti ve Allahevinin güdücüsünün avlusuna kadar geldi. Orada bekçilerle birlikte oturdu. Merak etti, bu işin sonu ne olacak.
59 - Allahevinin güdücüleri ve bütün parlamento hep uğraşırdılar, İsa'ya karşı bir yalancı şahitlik bulsunlar da, Ona ölüm cezasını versinler.
60 - Bir sürü yalancı şahit öne çıktı, gene de hiç bir şey bulamadılar. En sonunda iki kişi çıkıp dediler:
61 - "Bu adam dedi ki, 'Benim var fırsatım, Allahevini yıkayım ve üç gün sonra onu yeniden kaldırayım.'"
62 - O vakıt Allahevinin güdücüsü ayağa kalkıp İsa'ya dedi: "Sen hiç cevap vermeyecen mi? Bu adamların sana karşı yaptıkları şahitlikler nedir?"
63 - Ama İsa hep sustu. Allahevinin güdücüsü Ona dedi: "Yaşayan Allahın adına sana yemin ettiriyorum - söyle bize, Mesih sen misin, Allahın Oğlu sen misin?"
64 - İsa ona dedi: "Sen kendin söyledin. Gene de size söylüyorum: bundan sonra İnsanoğlu'nu göreceniz, nasıl en kuvvetli Olanın sağında oturacak, ve nasıl gökteki bulutların üstünde gelecek."
65 - Bunun üzerine Allahevinin güdücüsü rubalarını yırttı ve dedi: "Adam Allaha küfür etti. Artık ne ihtiyacımız kaldı şahitlere? Siz kendiniz işittiniz, nasıl Allaha küfür etti.
66 - Kararınız ne?" Cevap verip, "Ölümü hak etti!" dediler.
67 - Ondan sonra İsa'nın yüzüne tükürdüler ve yumruklarla dövdüler. Kimisi gene, şamarladı.
68 - Ve dediler: "Haydi Mesih seni! Peygamberlik et bakalım, Seni kim vurdu?"
69 - Bu arada Petrus dışarıda avluda otururdu. Bir hizmetçi kız gelip ona dedi: "Sen de o Celileli İsa ile birlikte idin."
70 - Ama Petrus onu herkesin önünde inkâr edip dedi: "Anlamıyorum, ne konuşuyon!"
71 - İç avlusundan dış avlusuna geçti. O vakıt başka bir hizmetçi kız onu gördü ve orada duranlara dedi: "Bu adam Nasıralı İsa ile birlikte idi."
72 - Ve yemin edip inkâr etti: "Ben o adamı tanımıyorum!"
73 - Az sonra orada duranlar yaklaşıp Petrus'a dediler: "Sahi, sen de onlardansın. Senin diyalektin seni ele veriyor."
74 - O vakıt Petrus ilenmeye ve yemin etmeye başladı: "Ben o adamı tanımıyorum!" Ve dakkada horoz öttü.
75 - O vakıt Petrus, İsa'nın ona söylediği sözlerini aklına getirdi: "Horoz ötmeden, sen beni üç defa inkâr edecen." Ve dışarı çıkıp acı acı ağlamaya başladı.