Bugün: 26. 02. 2024
Kutsal Kitap okuma planı: SABAH


Çıkış 10:1-29

1 - RAB Musa'ya, "Firavunun yanına git" dedi, "Belirtilerimi aralarında göstermek için firavunla görevlilerini inatçı yaptım.

2 - Mısır'la nasıl alay ettiğimi, aralarında gösterdiğim belirtileri sen de çocuklarına, torunlarına anlat ki, benim RAB olduğumu bilesiniz."

3 - Musa'yla Harun firavunun yanına varıp şöyle dediler: "İbraniler'in Tanrısı RAB diyor ki, 'Ne zamana dek alçakgönüllü olmayı reddedeceksin? Halkımı salıver, bana tapsınlar.

4 - Halkımı salıvermeyi reddedersen, yarın ülkene çekirgeler göndereceğim.

5 - Yeryüzünü öylesine kaplayacaklar ki, toprak görünmez olacak. Doludan kurtulan ürünlerinizi, kırda biten bütün ağaçlarınızı yiyecekler.

6 - Evlerine, bütün görevlilerinin, bütün Mısırlılar'ın evlerine çekirge dolacak. Ne babaların, ne ataların ömürlerince böylesini görmediler.'" Sonra Musa dönüp firavunun yanından ayrıldı.

7 - Görevlileri firavuna, "Ne zamana dek bu adam bize tuzak kuracak?" dediler, "Bırak gitsinler, Tanrıları RAB'be tapsınlar. Mısır harap oldu, hyalya anlamıyor musun?"

8 - Böylece, Musa'yla Harun'u firavunun yanına geri getirdiler. Firavun, "Gidin, Tanrınız RAB'be tapın" dedi, "Ama kimler gidecek?"

9 - Musa, "Genç, yaşlı hep birlikte gideceğiz" dedi, "Oğullarımızı, kızlarımızı, davarlarımızı, sığırlarımızı yanımıza alacağız. Çünkü RAB'be bayram yapmalıyız."

10 - Firavun, "Alın çoluk çocuğunuzu, gidin gidebilirseniz, RAB yardımcınız olsun!" dedi, "Bakın, kötü niyetiniz ne kadar açık.

11 - Olmaz. Yalnız erkekler gidip RAB'be tapsın. Zaten istediğiniz de bu." Sonra Musa'yla Harun firavunun yanından kovuldular.

12 - RAB Musa'ya, "Elini Mısır'ın üzerine uzat" dedi, "Çekirge yağsın; ülkenin bütün bitkilerini, doludan kurtulan her şeyi yesinler."

13 - Musa değneğini Mısır'ın üzerine uzattı. Bütün o gün ve gece RAB ülkede doğu rüzgarı estirdi. Sabah olunca da doğu rüzgarı çekirgeleri getirdi.

14 - Mısır'ın üzerinde uçuşan çekirgeler ülkeyi boydan boya kapladı. Öyle çoktular ki, böylesi hiçbir zaman görülmedi, kuşaklar boyu da görülmeyecek.

15 - Toprağın üzerini öyle kapladılar ki, ülke kapkara kesildi. Bütün bitkileri, dolunun zarar vermediği ağaçlarda kalan meyvelerin hepsini yediler. Mısır'ın hiçbir yerinde, ne ağaçlarda, ne de kırdaki bitkilerde yeşillik kalmadı.

16 - Firavun acele Musa'yla Harun'u çağırttı. "Tanrınız RAB'be ve size karşı günah işledim" dedi,

17 - Lütfen bir kez daha günahımı bağışlayın ve Tanrınız RAB'be dua edin; bu ölümcül belayı üzerimden uzaklaştırsın.

18 - Musa firavunun yanından çıkıp RAB'be dua etti.

19 - RAB rüzgarı çok şiddetli batı rüzgarına döndürdü. Rüzgar çekirgeleri sürükleyip Kızıldeniz'e döktü. Mısır'da tek çekirge kalmadı.

20 - Ama RAB firavunu inatçı yaptı. Firavun İsrailliler'i salıvermedi

21 - RAB Musa'ya, "Elini göğe doğru uzat" dedi, "Mısır'ı hissedilebilir bir karanlık kaplasın."

22 - Musa elini göğe doğru uzattı, Mısır üç gün koyu karanlığa gömüldü.

23 - Üç gün boyunca kimse kimseyi göremez, yerinden kımıldayamaz oldu. Yalnız İsrailliler'in yaşadığı yerler aydınlıktı.

24 - Firavun Musa'yı çağırttı. "Gidin, RAB'be tapın" dedi, "Yalnız davarlarınızla sığırlarınız alıkonacak. Çoluk çocuğunuz sizinle birlikte gidebilir."

25 - Musa, "Ama Tanrımız RAB'be kurban kesmemiz için bize kurbanlık ve yakmalık sunular da vermelisin" diye karşılık verdi,

26 - Hayvanlarımızı da yanımıza almalıyız. Bir tırnak bile kalmamalı burada. Çünkü Tanrımız RAB'be tapmak için bazı hayvanları kullanacağız. Oraya varmadıkça hangi hayvanları RAB'be sunacağımızı bilemeyiz.

27 - Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, Firavun İsrailliler'i salıvermeye yanaşmadı.

28 - Musa'ya, "Git başımdan" dedi, "Sakın bir daha karşıma çıkma. Yüzümü gördüğün gün ölürsün."

29 - Musa, "Dediğin gibi olsun" diye karşılık verdi, "Bir daha yüzünü görmeyeceğim."


Luka 13:1-35

1 - O anda bazı kişiler İsa'ya geldi. Anlattılar Ona o Celilelilerden için, hani onlar kurban keserken Pilatus onları öldürtürmüş. Öyle ki, onların kanı, kurbanların kanı ile karıştı.

2 - İsa da şöyle cevap verdi: "Ne sanıyorsunuz? O Celileliler öbür vatandaşlardan daha mı büyük günahkârlar idi, madem başlarına öyle bir şey geldi?

3 - Ben size diyorum: öyle değil. Ya siz? Eger siz de tövbe etmezseniz, siz de aynı öyle maf olacanız.

4 - Ya o onsekiz kişi, hani Şiloa'daki kule onların üstüne yıkıldı ve onları öldürdü. Ne sanıyorsunuz? Onlar Yeruşalim'de oturan öbür insanlardan daha mı suçluydular?

5 - Hayır! Sözlerime dikkat edin: tövbe etmezseniz, siz de maf olacanız."

6 - Onlara şu benzetmeyi de anlattı: "Bir adamın bahçesinde bir incir ağacı varmış. Ve geldi, onun üzerinde yemiş arasın, ama bulamamış.

7 - Bağcıya da demiş ki: 'Te, üç senedir gelip bu incir ağacının üstünde yemiş arıyorum, hiç de bulamıyorum. Artık kes onu. Niye toprağı zayıflatırsın ki?'

8 - Adam da ona cevap verip demiş: 'Efendim, onu bu sene de brak, ben onun etrafını çapalayım, gübreleyeyim.

9 - Gelecek sene yemiş verirse, iyi. Eger yoksa onu kesersin.'"

10 - İsa gene bir duahanede cumartesi gününde ders verdi.

11 - Ve işte, orada bir kadın vardı, onsekiz seneden beri bir viranlık ruhundan çekerdi. İki kat olmuştu, belini doğrulturamazdı.

12 - İsa kadını görünce onu çağırıp dedi: "Ey kadın! Viranlığından kurtul!"

13 - Ellerini onun üzerine koydu. Kadın da dakkada doğruldu ve Allahı övmeye başladı.

14 - Ama duahanenin güdücüsü, İsa'ya çok fena kızdı, cumartesi gününde şifa veriyor diye. Adam duahanedeki halka dedi: "Altı gün var, lazım onlarda işleyelim. O günlerde gelin, şifa bulun. Ama cumartesi gününde olmaz."

15 - Rab da onlara cevap verip dedi: "Sizi ikiyüzlüler sizi! Cumartesi günü oldu mu, hepiniz öküzünüzü ya da eşeğinizi çözüp yemlikten su içirmeye götürmez misiniz?

16 - İşte, bu kadın da İbrahim'in bir kızıdır. Ama Şeytan onu onsekiz sene bağlı tuttu. Bu da bu bağlardan cumartesi gününde lazımdı çözülsün, değil mi?"

17 - İsa bunu söyleyince, onun düşmanlarının hepsi rezil oldu. Ama bütün halk sevindi, İsa bu kadar şanlı işler yaptı diye.

18 - İsa onun için dedi: "Allahın krallığı neye benziyor? Neye benzetireyim onu?

19 - O benziyor bir hardal tanesine: adam onu alıp bahçesine ekti. Sonra büyüdü, ağaç kadar oldu. Öyle ki, gökün kuşları gelip onun dalların arasında yuva kurdular."

20 - İsa gene onlara şöyle dedi: "Allahın krallığını neye benzetireyim?

21 - O bir parça mayaya benziyor: kadın onu alıp kırk kile un ile karıştırdı. En sonunda hepsi mayalı oldu."

22 - İsa köyler ve kasabalardan geçerek hep ders verirdi. Yeruşalim'e doğru yoluna devam ederdi.

23 - Ve biri Ona dedi: "Efendimiz, acaba kurtulanlar az mı olacak?" İsa da halka şöyle konuştu:

24 - "Uğraşın, dar kapıdan giresiniz. Size diyorum ki, çok kişi isteyecek girsinler, ama giremeyecekler.

25 - Ev sahibi kalkıp kapıyı kilitledi mi, siz de dışarıda kaldınız mı, kapıya vurmaya ve 'Efendimiz, aç kapıyı bize!' diye bağırmaya başladınız mı, işte o vakıt size şöyle cevap verecek: 'Siz de nereden geldiniz? Sizi tanımıyorum.'

26 - Siz de o vakıt diyeceniz: 'Değil mi, seninle beraber yedik, içtik. Sen de bizim sokaklarımızda ders verirdin.'

27 - Ama ev sahibi şöyle diyecek: 'Siz de nereden geldiniz? Sizi tanımıyorum. Hepiniz benden ırak olun, siz kötülük işleyenler.'

28 - İbrahim, İshak ve Yakup ve bütün peygamberler Allahın krallığında olacaklar. Siz gene onları görüp dışarıda kalacanız. İşte o vakıt ağlayıp dişlerinizi gıcırdatıracanız.

29 - Gündoğusundan ve günbatısından, kuzeyden ve güneyden insanlar gelecek, Allahın krallığında sofraya oturacaklar.

30 - Ve işte, bazı sonuncular birinciler olacak, bazı birinciler de sonuncular olacak."

31 - Tam o dakkada bazı Ferisiler gelip Ona dediler: "En iyisi git buradan, yoluna devam et. Hirodes bakıyor, seni öldürsün."

32 - İsa onlara dedi: "Gidin o tilkiye deyin ki, 'Bugün ve yarın kötü ruhları uğratıracam, şifa verecem, ve öbür gün işimi bitirecem.'

33 - Gene de lazım, bugün ve yarın ve öbür gün yoluma devam edeyim. Çünkü olamaz, bir peygamber Yeruşalim'den başka bir yerde öldürülsün.

34 - Ey Yeruşalim, Yeruşalim! Sen ki, peygamberleri öldürürsün ve sana gönderilen kişileri taşlarsın! Kaç kere istedim, bir tavuk piliçlerini nasıl kanatlarının altında toplarsa, ben de senin evlatlarını öyle toplayayım - ama sen istemedin.

35 - İşte senin evin ıssız kalacak. Size diyorum ki, ne vakıt diyeceniz, 'Rabbin adında gelen mubarek olsun!' o zamana kadar beni görmeyeceniz."