Bugün: 10. 08. 2022
Kutsal Kitap okuma planı: SABAH


Rut 2:1-23

1 - Naomi'nin Boaz adında bir akrabası vardı. Kocası Elimelek'in boyundan olan Boaz, ileri gelen, varlıklı bir adamdı.

2 - Bir gün Moavlı Rut, Naomi'ye şöyle dedi: "İzin ver de tarlalara gideyim, iyiliksever bir adamın ardında başak devşireyim." Naomi, "Git, kızım" diye karşılık verdi.

3 - Böylece Rut gidip tarlalarda, orakçıların ardında başak devşirmeye başladı. Bir raslantı sonucu, kendini Elimelek'in boyundan Boaz'ın tarlasında buldu.

4 - Bu arada Beytlehem'den gelen Boaz orakçılara, "RAB sizinle olsun" diye seslendi. Onlar da, "RAB seni kutsasın" karşılığını verdiler.

5 - Boaz, orakçıların başında duran adamına, "Kim bu genç kadın?" diye sordu.

6 - Orakçıların başında duran adam şu karşılığı verdi: "Naomi ile birlikte Moav topraklarından gelen Moavlı genç kadın budur.

7 - Bana gelip, 'İzin ver de başak devşireyim, orakçıların ardından gidip demetlerin arasındaki artıkları toplayayım' dedi. Sabahtan şimdiye kadar tarlada çalışıp durdu, çardağın altında pek az dinlendi."

8 - Bunun üzerine Boaz Rut'a, "Dinle, kızım" dedi, "başak devşirmek için başka tarlaya gitme; buradan ayrılma. Burada, benim hizmetçi kızlarla birlikte kal.

9 - Gözün, orakçıların biçtiği tarlada olsun; kızların ardından git. Sana ilişmesinler diye adamlarıma buyruk verdim. Susayınca var git, kuyudan çektikleri suyla doldurdukları testilerden iç."

10 - Rut eğilip yüzüstü yere kapandı. Boaz'a, "Bir yabancı olduğum halde bana neden yakınlık gösteriyor, bu iyiliği yapıyorsun?" dedi.

11 - Boaz şöyle karşılık verdi: "Kocanın ölümünden sonra kaynanan için yaptığın her şey bana bir bir anlatıldı. Anneni babanı, doğduğun ülkeyi bıraktın; önceden hiç tanımadığın bir halkın arasına geldin.

12 - RAB yaptıklarının karşılığını versin. Kanatları altına sığınmak için kendisine geldiğin İsrail'in Tanrısı RAB seni cömertçe ödüllendirsin."

13 - Rut, "Bana çok iyi davrandın, efendim" dedi. "Cariyelerinden biri olmadığım halde, söylediğin sözlerle ben cariyeni teselli ettin, yüreğimi okşadın."

14 - Yemek vakti gelince Boaz Rut'a, "Buraya yaklaş, ekmek al, şıraya batırıp ye" dedi. Rut varıp orakçıların yanına oturdu. Boaz ona kavrulmuş başak verdi. Rut bir kısmını yedikten sonra doydu, birazını da artırdı.

15 - Başak devşirmek için kalkınca, Boaz adamlarına, "Demetler arasında da başak devşirsin, ona dokunmayın" diye buyurdu.

16 - Hatta onun için demetlerden başak ayırıp yere bırakın da devşirsin. Sakın onu azarlamayın.

17 - Böylece Rut akşama dek tarlada başak devşirdi. Devşirdiği başakları dövünce bir efa kadar arpası oldu.

18 - Bunu yüklenip kente döndü. Devşirdiklerini gören kaynanasına ayrıca, tarlada doyduktan sonra artırdığı başakları da çıkarıp verdi.

19 - Naomi, "Bugün nerede başak devşirdin, nerede çalıştın?" diye sordu. "Sana bunca yakınlık göstermiş olan her kimse, kutsansın!" Rut, tarlasında çalıştığı adamdan sözederek kaynanasına, "Bugün tarlasında çalıştığım adamın adı Boaz" dedi.

20 - Naomi gelinine, " RAB sağ kalanlardan da ölmüşlerden de iyiliğini esirgemeyen Boaz’ı kutsasın" dedi. Sonra ekledi: "O adam akrabalarımızdan, yakın akrabalarımızdan biridir."

21 - Moavlı Rut şöyle konuştu: "Üstelik bana, 'Adamlarım tüm biçme işini bitirinceye kadar onlarla birlikte kal' dedi."

22 - Naomi, gelini Rut'a, "Kızım, onun kızlarıyla gitmen daha iyi. Başka bir tarlada sana zarar gelebilir" dedi.

23 - Böylece Rut arpa ile buğday biçimi sonuna kadar Boaz'ın hizmetçi kızlarından ayrılmadı; başak devşirip kaynanasıyla oturmaya devam etti


Apostolların İşleri 27:1-44

1 - Ve karar verildi, gemiyle İtaliya'ya gidelim. Pavlus'u birkaç başka mapusçu ile birlikte Yuliyus adında bir yüzbaşıya teslim ettiler. Adam Avgustus'un bölüğünden idi.

2 - Edremit kasabasından olan bir gemiye bindik. Asya sancağının kıyısından geçecekti. Böylelikle denize çıktık. Yanımızda Selanik kasabasından olan Aristarhus adında bir Makedoniyalı da vardı.

3 - Ertesi gün Sidon kasabasına geldik. Yuliyus da Pavlus'a efendice davrandı. Ona izin verdi, arkadaşlarını ziyaret edip azıcık misafirlik etsin.

4 - Oradan gene denize açılıp Kıbrıs'ın rüzgârsız tarafından geçtik, çünkü rüzgâr bize karşı esti.

5 - Kilikiya ve Pamfiliya'nın kıyılarından geçip Likiya sancağındaki Mira kasabasında toprağa vardık.

6 - Orada yüzbaşı başka bir gemi buldu. O, Aleksandriya'dan gelip İtaliya'ya gitmekte idi. Bizi ona bindirdi.

7 - Bayağı günler ağır ağır ilerledik, zorlukla Knidos'un karşısına vardık. Rüzgârlar artık fırsat vermezdi, daha öteye gidelim. Onun için Salmone kasabasını geçip Krit adasının rüzgârsız tarafından dolandık.

8 - Orasını zorlukla geçip 'Güzel Limanlar' adında bir yere geldik, o da Laseya kasabasına yakındı.

9 - Bayağı vakıt geçti ve yolculuk artık korkunç olmaya başladı, çünkü kış başlamak üzere idi. O vakıt Pavlus onlara şöyle akıl vermeye başladı:

10 - "Arkadaşlar! Artık anlıyorum ki, bu yolculukta çok zarar ve ziyanlık olacak - değil sade yüke ve gemiye ama canlarımıza da."

11 - Ama yüzbaşı geminin pilotuna ve onun sahibine daha fazla inandı, ne kadar Pavlus'un sözlerine.

12 - O liman uygun değildi, kış ayları orada geçirilsin. Onun için çoğunluk karar verdi, oradan ayrılsın ve mümkünse Feniks denilen limana gidilsin. O liman Krit adasında bulunuyor ve hem güneybatıya hem de kuzeybatıya bakıyor. Kışı orada geçirmeye düşündüler.

13 - Ondan sonra güneyden gelen yavaş bir rüzgâr çıktı ve düşündüler, onların işi oldu. Demir alıp Krit adasının çok yakınından geçtiler.

14 - Fazla vakıt geçmeden, 'Evrakilo' denilen çok kuvvetli bir rüzgâr adadan inmeye başladı.

15 - Gemi ona tutuldu ve ona karşı gidemedi. O vakıt gemiyi braktık sürüklensin.

16 - Klavda adında küçük bir adanın rüzgârsız tarafından geçtik. Ve gene de geminin kayığını zorla tutabildik.

17 - Onu içeri aldılar. Sonra geminin altından ipler çektiler, çünkü korktular, Sirte denizindeki sıva topraklarına çarpmasın. Ve yelken kumaşını toplayıp kendilerini sürüklenmeye braktılar.

18 - Ertesi gün, fırtına içinde çok fazla çalkalanınca, yükü denize atmaya başladılar.

19 - Üçüncü günde kendi elleriyle geminin iplerini de denize attılar.

20 - Birçok gün ne güneş, ne yıldızlar göründü ve kocaman bir fırtına sürdü. Yavaş yavaş artık hiç umudumuz kalmadı kurtulalım.

21 - Hem de uzun zaman aç kaldık. O vakıt Pavlus onların ortasında durup dedi: "Arkadaşlar! Keşke beni sesleyip hiç Krit adasından yola çıkmaydınız. O vakıt bu ziyan ve zarar olmayacaydı.

22 - Ama şimdi gene de size diyorum, kurajlanın. Aranızdan bir kişi bile canını kaybetmeyecek, yalnız gemi ziyan olacak.

23 - Çünkü dün gece bağlı olduğum ve hizmet ettiğim Allahın bir meleği yanımda durdu.

24 - Ve şöyle konuştu: 'Korkma, Pavlus! Sen lazım emperatorun önüne çıkasın. Ve işte, Allah seninle birlikte gemide olan bütün kişileri de sana verdi.'

25 - Onun için, arkadaşlar, kurajlanın. Çünkü Allaha güveniyorum ki, bana nasıl bildirildi, aynı öyle olacak.

26 - Yalnız, lazım gemiyi bir adaya bindirelim."

27 - Ondördüncü gece oldu ve İyon Denizinde sağa sola sürüklenirdik. Gece yarısına doğru denizciler hisettiler ki, birhangi toprağa yaklaşıyoruz.

28 - Ve başladılar, denizin derinliğini ölçmeye: kırk metre buldular. Biraz daha ötede gene ölçtüler ve otuz metre buldular.

29 - Artık korktular, birhangi kayaya çarpmayalım. Onun için geminin arka tarafından dört tane demir attılar. Ve dua ettiler, artık gün doğsun.

30 - Gemiciler de gemiden kaçmaya kalktılar. Öyle yaptılar, sanki geminin ön tarafından demir atacaklardı, sonra kayığı denize indirdiler.

31 - O zaman Pavlus yüzbaşıya dedi: "O adamlar gemide kalmadılar mı, siz de kurtulamayacanız."

32 - Bunun üzerine askerler kayığın iplerini kesip onu braktılar, aşağı düşsün.

33 - Sabaha doğru Pavlus herkese yalvardı, ekmek yesinler, ve dedi: "Artık ondördüncü gün oluyor telaşla bekleyip aç kaldınız, bir lokma bile yemediniz.

34 - Onun için size yalvarırım, biraz ekmek yiyin. Kurtulmak istediniz mi, bu lazım olsun. Hiçbirinizin kafasından saç bile düşmeyecek."

35 - Bunu söyledikten sonra, ekmek aldı, herkesin önünde Allaha şükür etti ve yemeye başladı.

36 - O zaman hepsi kurajlandılar ve yemek yemeye başladılar.

37 - Hepimiz gemide iki yüz yetmiş altı kişi idik.

38 - Hepsi karnılarını doyurdular. Ondan sonra başladılar, gemiyi yiyinleştirmek için, buğdayı denize döksünler.

39 - Sabah olunca, o yeri tanıyamadılar. Ama kıyıda küçük bir dere fark ettiler. Ve karar verdiler, eger mümkünseydi, gemiyi oraya aydasınlar.

40 - Demirleri kaldırıp denizde braktılar. Aynı zamanda tekerleğin iplerini çözdüler ve en büyük kumaş yelkeni rüzgâra karşı açtılar. Böylelikle kıyıya doğru ilerlediler.

41 - Ama orada bir kumluk vardı. Gemi oraya saplandı. Geminin ön tarafı takılı kaldı, arka tarafı gene, dalgaların kuvvetinden ikiye bölündü.

42 - Askerlerin niyeti vardı, mapusçuları öldürsünler, ne kadar onlardan biri yüzerek kaçmasın.

43 - Yüzbaşı gene, Pavlus'u kurtarmak istedi ve askerlere engel oldu. Buyruk verdi, yüzmeyi bilen kişiler en birinci denize atlayıp toprağa yetişsinler.

44 - Geri kalanlar, kimisi tahtalara, kimisi geminin başka kırıntılarına tutunsun da, öyle arkadan gelsinler. Aynısı da oldu; hepsi sağ salim toprağa kavuştular.