Bugün: 26. 02. 2026
Kutsal Kitap okuma planı: SABAH
Çıkış 9:1-35
1 - RAB Musa'ya şöyle dedi: "Firavunun yanına git ve ona de ki: 'İbraniler'in Tanrısı RAB şöyle diyor: Halkımı salıver, bana tapsınlar.
2 - Salıvermeyi reddeder, onları tutmakta diretirsen,
3 - RAB'bin eli kırlardaki hayvanlarınızı ‑atları, eşekleri, develeri, sığırları, davarları‑ büyük kırıma uğratarak sizi cezalandıracak.
4 - RAB İsrailliler'le Mısırlılar'ın hayvanlarına farklı davranacak. İsrailliler'in hayvanlarından hiçbiri ölmeyecek.'"
5 - RAB zamanı da belirleyerek, "Yarın ülkede bunu yapacağım" dedi.
6 - Ertesi gün RAB dediğini yaptı: Mısırlılar'ın hayvanları büyük çapta öldü. Ama İsrailliler'in hayvanlarından hiçbiri ölmedi.
7 - Firavun adam gönderdi, İsrailliler'in bir tek hayvanının bile ölmediğini öğrendi. Öyleyken, inat etti ve halkı salıvermedi
8 - RAB Musa'yla Harun'a, "Yanınıza iki avuç dolusu ocak kurumu alın" dedi, "Musa kurumu firavunun önünde göğe doğru savursun.
9 - Kurum bütün Mısır'ın üzerinde ince bir toza dönüşecek; ülkenin her yanındaki insanların, hayvanların bedenlerinde irinli çıbanlar çıkacak."
10 - Böylece Musa'yla Harun ocak kurumu alıp firavunun önünde durdular. Musa kurumu göğe doğru savurdu. İnsanlarda ve hayvanlarda irinli çıbanlar çıktı.
11 - Büyücüler çıbandan ötürü Musa'nın karşısında duramaz oldular. Çünkü bütün Mısırlılar'da olduğu gibi onlarda da çıbanlar çıkmıştı.
12 - RAB firavunu inatçı yaptı, RAB'bin Musa'ya söylediği gibi, firavun Musa'yla Harun'u dinlemedi
13 - RAB Musa'ya şöyle dedi: "Sabah erkenden kalkıp firavunun huzuruna çık, de ki: 'İbraniler'in Tanrısı RAB şöyle diyor: Halkımı salıver, bana tapsınlar.
14 - Yoksa bu kez senin, görevlilerinin, halkının üzerine bütün belalarımı yağdıracağım. Öyle ki, bu dünyada benim gibisi olmadığını öğrenesin.
15 - Çünkü elimi kaldırıp seni ve halkını salgın hastalıkla vurmuş olsaydım, yeryüzünden silinmiş olurdun.
16 - Gücümü sana göstermek, adımı bütün dünyaya tanıtmak için seni ayakta tuttum.
17 - Hyalya halkımı salıvermiyor, onlara üstünlük taslıyorsun.
18 - Bu yüzden, yarın bu saatlerde Mısır'a tarihinde görülmemiş ağır bir dolu yağdıracağım.
19 - Şimdi buyruk ver, hayvanların ve kırda neyin varsa hepsi sığınaklara konsun. Dolu yağınca, eve getirilmeyen, kırda kalan bütün insanlarla hayvanlar ölecek.'"
20 - Firavunun görevlileri arasında RAB'bin uyarısından korkanlar köleleriyle hayvanlarını çabucak evlerine getirdiler.
21 - RAB'bin uyarısını önemsemeyenler ise köleleriyle hayvanlarını tarlada bıraktı.
22 - RAB Musa'ya, "Elini göğe doğru uzat" dedi, "Mısır'ın her yerine, insanların, hayvanların, kırdaki bütün bitkilerin üzerine dolu yağsın."
23 - Musa değneğini göğe doğru uzatınca RAB gök gürlemeleri ve dolu gönderdi. Yıldırım düştü. RAB Mısır'a dolu yağdırdı.
24 - Şiddetli dolu yağıyor, sürekli şimşek çakıyordu. Mısır Mısır olalı böylesi bir dolu görmemişti.
25 - Dolu Mısır'da insandan hayvana dek kırdaki her şeyi, bütün bitkileri mahvetti, bütün ağaçları kırdı.
26 - Yalnız İsrailliler'in yaşadığı Goşen bölgesine dolu düşmedi.
27 - Firavun Musa'yla Harun'u çağırtarak, "Bu kez günah işledim" dedi, "RAB haklı, ben ve halkım haksızız.
28 - RAB'be dua edin, yeter bu gök gürlemeleri ve dolu. Sizi salıvereceğim, artık burada kalmayacaksınız."
29 - Musa, "Kentten çıkınca, ellerimi RAB'be uzatacağım" dedi, "Gök gürlemeleri duracak, artık dolu yağmayacak. Böylece dünyanın RAB'be ait olduğunu bileceksin.
30 - Ama biliyorum, sen ve görevlilerin RAB Tanrı'dan hyalya korkmuyorsunuz."
31 - Keten ve arpa mahvolmuştu; çünkü arpa başak vermiş, keten çiçek açmıştı.
32 - Ama buğday ve kızıl buğday henüz bitmediği için zarar görmemişti.
33 - Musa firavunun yanından ayrılıp kentten çıktı. Ellerini RAB'be uzattı. Gök gürlemesi ve dolu durdu, yağmur dindi.
34 - Firavun yağmurun, dolunun, gök gürlemesinin kesildiğini görünce, yine günah işledi. Hem kendisi, hem görevlileri inat ettiler.
35 - RAB'bin Musa aracılığıyla söylediği gibi, Firavun inat ederek İsrailliler'i salıvermedi
Luka 12:1-59
1 - Bu sıralarda o kadar büyük bir kalabalık toplandı ki, artık birbirlerini ezmeye başladılar. O zaman İsa en peşin öğrencilerine şunları söyledi: "Ferisilerin ikiyüzlülüğü mayalı hamur gibidir. Kendinizi kollayın, öyle olmayasınız.
2 - Bakın, yok birhangi şey şimdi saklı olsun da, sonra açığa çıkmasın. Ya da şimdi örtülü olsun da, sonra bilinmesin.
3 - Onun için, siz karanlıkta neler konuşmuşunuz, aydınlıkta anlatılacak, ve kapalı kapılar ardında neler fısıldamışınız, onu çatılardan bağıra bağıra anlatacaklar."
4 - "Siz arkadaşlarımsınız. Size diyorum ki, korkmayın onlardan, hani bedeni öldürebilirler ve ondan öte kötülük yapamazlar.
5 - Size göstereyim kimden lazım korkasınız: Ondan korkun, hani öldürdükten sonra var kuvveti, sizi cendeme atsın. Evet, size diyorum ki, Ondan korkun.
6 - Beş serçe kuşu yirmi santime satmıyorlar mı? Ve Allah gene de onların hiç birini unutmaz.
7 - Bakın, kafanızdaki saçlar bile hepsi sayılmıştır. Korkmayın, siz birçok serçe kuşlardan daha kıymetlisiniz."
8 - Ve size diyorum ki, her kim beni insanların önünde tanırsa, İnsanoğlu da onu Allahın melekleri önünde tanıyacak.
9 - Ama kim beni insanların önünde inkâr ederse, Allahın meleklerinin önünde de inkâr edilecek.
10 - Ve her kim İnsanoğlu'na karşı bir söz söylerse, o af edilecek. Ama kim Kutsal Ruh'a karşı küfür ederse, o af edilmeyecek.
11 - Sizi ne zaman duahanelere, çorbacıların ve beylerin önüne dartarlarsa, hiç sıkılmayın. 'Kendimizi nasıl haklı çıkaracaz?' ya da 'Ne diyecez?' diye hiç düşünmeyin.
12 - Çünkü Kutsal Ruh size o dakkada öğretecek, ne lazım söyleyesiniz."
13 - Kalabalıktan biri gelip İsa'ya dedi: "Muallim, agama söyle de, mirası benimle paylaşsın."
14 - İsa da ona öyle konuştu: "Ey adam! Kim bana bu işi verdi de, size hakim ya da uzlantırıcı olayım?"
15 - Ve herkese şunu söyledi: "Dikkat edin, kendinizi her türlü açgözlülükten kollayasınız. Çünkü bir adamın çok fazla malı olsa da, onun yaşamı o şeylerde değildir."
16 - Onlara şu benzetmeyi anlattı: "Zengin bir adamın toprağı çok fazla harman vermiş.
17 - Kendi kendine düşünmüş ki, 'Ne yapayım? Yok nereye harmanımı saklayayım!'
18 - Ve dedi: 'Evet, şöyle yapacam: ambarlarımı yıkacam, daha büyüklerini yapacam. Bütün harmanımı ve mallarımı oraya saklayacam.
19 - Ve canıma diyecem, 'Ey canım, şimdi çok sene yetecek kadar malların var, rahat et, ye, iç, sefa sür.'
20 - Ama Allah ona dedi: 'Ey akılsız adam! Bu gece canını senden isteyecem. Ve işte, hazırladığın şeyler, onlar kimin olacak?'
21 - Evet, kim kendine mal biriktirirse, ama Allahın önünde zengin değilse, ona benziyor."
22 - Ve İsa öğrencilerine dedi: "Onun için size diyorum: hayatınız için kahırlanmayın, ne yiyeceniz diye. Ne de bedeniniz için kahırlanmayın, ne giyeceniz diye.
23 - Çünkü hayat sade yemek değildir. Beden de sade ruba giyimek değildir.
24 - Gargalara bakın: ne ekiyorlar, ne biçiyorlar. Kilerleri yok, ambarları da yok. Ve Allah onları gene de besler. Siz gene, kuşlardan ne kadar daha kıymetlisiniz.
25 - Aranızdan kim kahırlanmakla yüksekliğini bir karış arttırabilir?
26 - Madem siz bu kadar küçük bir şey bile yapamazsınız, niçin öbür şeyler için kahırlanıyorsunuz?
27 - Çiçeklere bakın, nasıl büyüyorlar! Ne iş yaparlar, ne de iplik eğiriyorlar. Gene de size şunu söyleyeyim: Kral Süleyman çok süslü yaşardı. Ama o bile, bunlardan bir tanesi kadar güzel giyinmezdi.
28 - Otlar bir gün tarlada, ertesi gün de sobaya atılır. Açan Allah otları bile öyle giydiriyor, o vakıt çok daha kesin ki, sizi de giydirecek. Ey siz imanı az olanlar!
29 - Siz de ne yiyeceğinizi ve ne içeceğinizi hep düşünmeyin. Hep fesfese etmeyin.
30 - Çünkü dünyanın Allahsız milletleri hep bunu arıyorlar. Ama sizin Babanız biliyor ki, bu şeyler size lazım oluyor.
31 - Öyle yapacağınıza, Allahın krallığını arayın. O vakıt öbür şeyler de sizin olacak.
32 - Korkmayın, ey küçük sürü. Babanız razı geldi, krallığı size versin.
33 - Mallarınızı satın, sadaka verin. Kendinize öyle keseler alın ki, hiç çürümesinler. Kendinize gökte öyle bir hazine toplayın ki, hiç eksilmesin. Oraya hırsızlar giremez, böcekler de yiyip bitiremez.
34 - Çünkü malınız nerede ise, yüreğiniz de orada olacak.
35 - Belleriniz hep kuşanmış olsun, lambalarınız da hep yansın.
36 - O adamlara benzer olun, hani efendileri ne vakıt düğünden eve dönerse, onlar bekleyip duruyorlar. Öyle ki, efendileri gelip kapıya vurursa, ona hemen açabilsinler.
37 - Ne mutlu o hizmetçilere ki, efendi geldiği vakıt onları uyanık bulsun. Size doğrusunu söyleyeyim: o efendi peşkir takıp hizmetçileri sofraya oturturacak, gelip onlara hizmet edecek.
38 - Ne mutlu o hizmetçilere, efendi ikinci ya da üçüncü nöbette geldiği vakıt, onları öyle bulsun.
39 - Şunu da bilin: Eger ev sahibi bilseydi, hırsız hangi vakıtta gelecek, izin vermeyeceydi, duvarlar delinsin.
40 - Siz de lazım hazır olasınız. Çünkü İnsanoğlu beklemediğiniz vakıtta gelecek."
41 - Petrus şöyle sordu: "Efendimiz, bu benzetmeyi sade bize mi, yoksa herkese mi anlatıyorsun?"
42 - Rab da ona dedi: "Acaba, kim olacak o sadikan ve akıllı hizmetçi, hani efendisi onu bütün evinin üstüne koyacak, herkese yemeğini tam vaktında versin diye?
43 - Ne mutlu o hizmetçiye, hani efendisi gelince, onu bu şeyleri yaparken buluyor.
44 - Size doğrusunu söyleyeyim: efendi o hizmetçiyi bütün herşeyin üzerine koyacak.
45 - Ama diyelim, o hizmetçi yüreğinde, 'Efendim zaten henüz gelmez' diyor. Öbür erkek ve kadın hizmetçilere fena etki yapmaya başlıyor. Ve yemeye, içmeye ve sarfoş olmaya başlıyor.
46 - O vakıt o hizmetçinin efendisi, hiç beklemediği bir gün ve hiç bilmediği bir vakıtta gelecek. Adamı kırıp dökecek, Allahsız kişilerin yanında yer verecek.
47 - Diyelim, bir hizmetçi zaten efendisinin ne istediğini biliyor, ama ona göre hazırlık yapmıyor. Ya da onun istediğini yerine getirmiyor. İşte o hizmetçi gayet fazla dövülecek.
48 - Ama diyelim bir hizmetçi, bilmeden bir şey yapmış, ve onun için dövülmeyi hak ediyor. O vakıt az dövülecek. Kime çok verilmişse, ondan çok şeyler de istenecek. İnsanlar kime fazla emanet ederlerse, ondan fazla da bekliyorlar."
49 - "Ben geldim, dünyada bir ateş yakayım. Ve keşke daha şimdiden yakılmış olaydı.
50 - Ama bir vaftizim var, lazım onunla vaftiz olayım. O işi bitirinceye kadar nasıl da sıkılıyorum.
51 - Ne sanıyorsunuz: dünyaya barışıklık getirmeye mi geldim? Hayır, daha doğrusu bölmeye geldim.
52 - Çünkü bundan sonra şöyle olacak: bir hanede beş kişi bölünmüş olacak - ikiye karşı üç ve üçe karşı iki olacak.
53 - Baba çocuğuna, çocuğu da babasına karşı gelecek. Kız anasına ve anası kıza karşı gelecek. Gelin kaynanasına ve kaynanası da gelinine karşı gelecek."
54 - İsa kalabalıklara şunu da söyledi: "Ne zaman görüyorsunuz günbatısından bir bulut yükseliyor, dakkada diyorsunuz 'Yağmur yağacak!'. Ve öyle de oluyor.
55 - Ve ne zaman görüyorsunuz rüzgâr güneyden üflüyor, diyorsunuz, 'Çok sıcak olacak.' Ve öyle de oluyor.
56 - Sizi ikiyüzlüler sizi! Yeryüzünün ve gökün görünüşünü ne güzel anlıyorsunuz. Ama bu şimdiki vakıt, işte onu anlayamıyorsunuz.
57 - Niçin kendiniz için karar vermiyorsunuz, doğru olan nedir diye?"
58 - "Ne zaman seni davaya veren kişi ile dava yerine gidiyorsun, bak onunla barışasın. Yoksa o seni hakimin önüne dartacak, hakim de seni polisin eline verecek, o da seni mapusa atacak.
59 - Size doğrusunu söyleyeyim: borcunu son santime kadar ödemeden oradan çıkamazsın."