Kurtuluşunu bitir !

Filipililer 2:12-13



Php 2:12 İşte, sevgililer, siz her daim seslerdiniz.

Ama değil sade ben varken, ben şimdi yokken daha da fazla uğraşın,

kurtuluşunuzu korku ve titremekle bitiresiniz.

Php 2:13 Çünkü içinizde işleyen Allahtır.

Kendi istediği gibi olsun diye,

hem istek uyantıran, hem de işleyen Odur.



1. Her zaman sesleyin, itaat edin

2. „kurtuluşunuzu bitiresiniz.“

= tamamlayın, sonunu getirin

3. korku ve titremekle

Demek bu konu, hani Rab için yanmak, kurtuluşumuzun sonunu getirmek, senin keyfine kalmış bir mesele değildir. Sank, “Olursa daha iyi” - Hayır !!! Bu bir ölüm kalım meselesi

Rab, talantını gömen, hiç çoğaltırmayan hizmetçisini en karanlık yere atacak. Orada dişleri gıcırdatırmak olacak. Hiç meyve vermeyen asmayı kesip atacak. Hiç meyve vermeyen incir ağacını lanetleyecek.

Korku = içimizde bir duygu, bir his, onu göremezsin – titremek = o histen gelen bir tepki, o gözüküyor, dışarıdan belli oluyor

1982 film 'Ateş Arabaları' – Eric Lidell, Uçan İskoçyalı, o zamanki anlayış: Pazar günü Şabattır, iş yapılmaz – belki doğru değil, ama adam kendi anlayışına göre hareket etti

Rabden korktuğu için öyle yaptı. Yüreğindeki duygu, emotsyaları yeterli değildi. Korktuğun lazım senin hareketlerinden de anlaşılsın.

Ama aynı Pavlus Rom 8de yazıyor “Biz korku Ruhunu almadık, evlatlık Ruhunu aldık” - elbette, bizim Allah korkumuz bir babadan duyduğumuz bir tür korkukdur. Değil bir diktatörden, ya da bir katilden hissettiğimiz bir korku.

Bir evlat babadan nasıl korkarsa... ama bugünlerde toplumun duygusu bu konuda değişti, babadan korkmak kötü bir şey gibi gösteriliyor.

Biz de Rabden korkuyoruz

Psa 2:10 Ey krallar, akıllı olun! Ey dünya önderleri, ders alın! 11  RAB'be korkuyla hizmet edin, Titreyerek sevinin.

Rab sen'n hayatinda iki korkunç şey yapabilir:

(1) seni terbiye edebilir (İbraniler 12)

5 Yoksa unuttunuz mu, Allah size nasıl kendi evlatlarına konuşurmuş gibi konuşuyor: "Oğlum, Rabbin terbiyesini hor görme, O seni azarladı mı, sakın umudunu kesme.

6 Çünkü Rab kimi severse, onu terbiyeye çekiyor, Ve kimi evlat yerine kabul ederse, onu şamarlıyor."

7 Demek, ne vakıt terbiyeye çekiliyorsunuz, o vakıt Allah size evlatlara davranır gibi davranıyor. Çünkü var mı bir evlat, babası onu terbiyeye çekmesin?

11 Terbiyeye çekilmek elbette o anda kişinin hoşuna gitmez, ona ağır geliyor. Ama sonra, kim öyle alıştırılırsa, o kişilerde yemiş olarak barışı getiren bir doğruluk meydana getiriliyor.

(2) seni kendi haline brakabilir

bu daha da korkunç: en başta Rabbe yakın idin, ruhsal hayatında büyüme vardı... sonra gittikçe daha fazla uykuya daldın

İbraniler 6:7-8

Bir toprak onun üzerine sık sık düşen yağmuru içti mi, ve kendisine bakan kişilere fayda getiren otlar çıkardı mı, o Allahtan bereketleniyor.

8 Ama bir toprak tikenli otlar ve çalılar çıkardı mı, o yaramazdır ve lanetlenmenin üzerindedir. Onun sonu yanmaktır.

Demek, Rab bir dereceye kadar seninle uğraşıyor, ruhsal yağmurunu gönderiyor, yağdırıyor... ama gördü mü, hiç meyva yok, hiç karşılık yok ... o zaman artık yağmurunu kesiyor.

Sen şükret, açan hayatında daha da zorluklar var, Rab seni terbiye ediyor, seninle uğraiıyor. Her şey sütle balla gitti mi, o zaman kork !

4. işleyen Allahtır

Fil 2:13 Çünkü içinizde işleyen Allahtır.

Kendi istediği gibi olsun diye, hem istek uyantıran, hem de işleyen Odur.

Gene kimse sanmasın ki, insan kendi kendini yaptığı iyi işlerle kurtarabilir diye, Pavlus çok ilginç bir fikir ekliyor:

Sen ne kadar kendini sıkasan bile, ne kadar kendini Rabbe versen bile, hiç bir şey senin elinden gelmiyor: herşeyi yapan Rabdir. 1. önce istek uyandırıyor – 2. sonra o isteiği yerine getirmek için kuvvet veriyor.

- o zaman insana ne kalıyor? O zaman robot muyuz* Hiç seçme hakkımız yok mu? - Ya da diyebilir miyiz: “Eh, madem yüreğimde ateş yok, demek Rab onu yüreğime koymadı”

- “Ben bekleyecem Rab onu yüreğime koysun, ondan sonra işleyecem!” - acaba, sence Pavlusun anlamı bu muydu?

- Hayır – insanın seçme hakkı var... ama sadece olumsuz olarak, yani biz ruhsal işler için istek uyandıramayız, Kutsa Ruhun işi olmadan. Ama onun işine karşı gelmek... onu artık kendimiz becerebiliriz.

Joh 15:5 Asma ben'im, çubuklar gene sizsiniz. Kim bende kalırsa, ve ben kimde kalırsam, o kişi çok yemiş verecek. Çünkü benden ayrı olarak bir şey yapamazsınız.

Demek aslında yapmak fırsatı yok bizde, ancak bzmak fırsatı var...

1Th 5:19 Kutsal Ruhu söndürmeyin!

Eph 4:30 Allahın Kutsal Ruh'unu da üzmeyin.

Act 7:51 Siz dik kafalılar, yürekleriniz ve kulaklarınızda sünnetsiz olan adamlar! Siz her daim Kutsal Ruh'a karşı gidiyorsunuz. Dedeleriniz nasıl yaptı, siz de aynısını yapıyorsunuz.

Ben eminim, Rab kendi Ruhuyla senin yüreğine konuşıyor, aslında bir istek uyandırmak istiyor, ya sen? Sen ona fırsat veriyor musun?

- eski bir Western filmi: The Hanging Tree = İdam ağacı – Gary Cooper bir doktor oynuypr. Genç bir adamın hayatını kurtarıyor. Adamın göğsünde kurşun var, Gary Cooper de onu kesip kurşunu çıkarıyor.

Sonra genç adam ona teşekkür ediyor: “Doktor bey, söyleyin, size meinnettar olduğumu göstermek için ne yapabilirim?” - “Bak şimdi, çoktan bana bir hizmeti arıyorum. İstersen, gel, hizmetçim ol!” - “İyi, ama ne zamana kadar'” - “Elebtte hayat boyunca!” - “O kadar uzun mu'” - “Evet, çünkü ben seni kurtarmasaydım, o kadar uzun ölü kalacaktın”