Matta 16:13-28
Sizce ben kimim? - 4. kısım
Mat 16:18 Sana şunu da söyleyeyim: sen Petrus'sun.
Bu sözü anlamak için bir zaman makinasına binip o tarihe yolculuk yapmamız lazım. Biz bugün 'kilise' sözünü çok kolay anlıyoruz, ama apostollar o datada hiç bir zaman bir kiliseyi görmemişti. Acaba, İsa'nın bu lafından ne anladılar? İsa onlara deseydi "Ben sizi uçağa bindirecem" aynı efekt yaratacaydı.
Kilise sözü İncil'de "ekklesia" olarak geçiyor. Bu söz Grekçedir ve Greklerin arasında yaygın olan bir meseleyi gösteriyor. Bir kasabada önemli bir karar almak istediler mi, bütün serbest, yani köle olmayan, erkekler çağrılırdı, bir yerde toplantı yaptılar ve o meseleyi konuşup karar verdiler.
Burada kilise için 3 önemli nokta öğreniyoruz: birinci: ekklesiaya katılmak için en birinci vatandaş olmak lazım. İkincisi: ekklesinın içinde herkes aynı, ayrım, daha yüksek vedaha düşük pozisyon yok - üçüncüsü: ekklesi mutlaka bir araya gelmesi lazım, uzaktan katılmak yok.
İyi, ama ne İsa, ne de öğrencileri Grek değildiler, Yahudi idiler. Ve onlar acaba ne anladılar diye öğrenmek isterse, Eski Antlaşma'ya bakmamız lazım. Orada o ekklesia düşüncesi nasıl geçiyor.
- Tabii ki, EA Grekçe değil, ama İbranice yazıldı orada KAHAL sözü geçiyor. Ama İsa'da 200 sene önce gurbette yaşayan ve artık İbranice anlamayan Yahudiler için Eski Antlaşma'yı grekçeye tercüme ettiler, ve İbranice bilmezsek de, orada 'ekklesia' sözü nerde geçiyor kontrol edebiliriz.
Yasa 4:10
Horev'de Tanrınız RAB'bin önünde durduğunuz günü anımsayın. RAB bana şöyle dedi: 'Sözlerimi dinlemesi için halkı topla. Öyle ki, yaşamları boyunca benden korkmayı öğrensinler, çocuklarına da öğretsinler.
- halkı topla = bir ekklesia yap, kilise yap
- o günde ne yaptılar? Yasa 5:10 "Tanrımız RAB Horev Dağı'nda bizimle bir antlaşma yaptı."
- İşte o günde Rable bir antlaşma yaparken bir halk oldualr ve her İsrailli Allah halkının bir vatandaşı oldu
- ve şimdi İsa bu olay çağrıştırıyor... yeni bir ekklesi olacak, Rabbin değil, ama benim ekklesiam olacak... çünkü BEN yeni bir antlaşma yapacam
- tabii ki, insan sorabilir? "Sen kimsin de bir antlaşma yapacan?" - Anlıyor musunuz? BEN kiliseMİ kuracam dediği zaman, İsa dolaylı yoldan "Ben Yahveyim" demiş oluyor.
- ve o antlaşmayı geçerli kılmak için Musa'nın zamanında öküzlerin kanını alıp halkın önderlerinin üzerine serptiler.
- ama şimdi İsa aynı biçimde KENDİ kanını alıp imanlıların üzerine serpecek:
İbraniler 10:22
Öyleyse yüreklerimiz serpmeyle kötü vicdandan arınmış, bedenlerimiz temiz suyla yıkanmış olarak, imanın verdiği tam güvenceyle, yürekten bir içtenlikle Tanrı'ya yaklaşalım.
Görüyor musunuz? "Ben kilisemi kuracam" derken isa daha neler söylemiş oluyor:
- Yeni bir Antlaşma yapacam, Bu antlaşmanın kanını kim kabul ederse, sanki kimin üzerine serpilirse, o yeni antlaşmanın bir parçası olacak... ve ancak o kişi kilisemin bir parçası olacak.
- demek İsa kilisemi kuracam derken bütün bu hakikatları ortaya koyuyor: bugün de kilise rastgele bir kalabalık değildir. Nasıl bir futbol maçı, yada bir konser için bir araya geliyorlar.
- Hayır. Kilise demek, Allahın halkı, daha doğrusu Antlaşmayı kanı ile kabul etmiş olan kişiler Rabbin huzurunda toplanıyorlar. Bu ciddi bir olaydır ve herkes tek tek o kanı kendisi için geçerli kılması lazımdı da o ekklesidan sayılsın.
Yasa 23:3, 7-8
"Ammonlu ya da Moavlı biri RAB'bin topluluğuna girmeyecek. Onların soyundan gelenler de onuncu kuşağa dek asla RAB'bin topluluğuna girmeyecek.
7-8 "Edomlular'dan iğrenmeyeceksiniz. Onlar kardeşinizdir. Mısırlılar'dan da iğrenmeyeceksiniz. Çünkü onların ülkesinde yabancı olarak yaşadınız. 8 Onlardan doğan üçüncü kuşak çocuklar RAB'bin topluluğuna girebilir."
Burada ekklesianın sınırları çiziliyor, kesin bir içeride ve dışarıda olmak durumu var. Burada 'kusak' meselesi ne demek. Diyelim başka halktan olan bir yabancı karar veriyor İsraililerin arasında yaşasın, ve onun çocukları da, torunları ...
Eğer Ammonlu yada Moavlı ise, ancak 10 kuşak sonra o antlaşmanın altına hirebilir, eğer Edomlu yada Mısırlı ise üçüncü kuşakta İsrailli olabilir.
Ve bu mesele bugün bize ders olsun: sen ekklesianın bir parçası mı oldun, iman etmek ve vaftiz olmakla? Yoksa daha o Moavlılar, Mısırlılar, Edomlular gibi Allah halkının arasında bir yabancı gibi mi yaşıyorsun?
Ve bugünkü ekklesinanın önderleri, kendini pastor yapanlar: Siz bu ayrımı gözetliyor musunuz? Vaftiz ederken o kadar titiz davranıyor musunuz? Toplantıya gelenlerin arasında bir ayrım yapıp, "Bu benim koyunlarımdandır, Bu daha da ziyaretçi durumundadır" diye düşünüyor musunuz?
Evet, İsa "BEN KİLİSEMİ kuracam" derken, çok büyük ve derin bir söz söylemiş oluyor, ve tek bir sözle bir litap dolusu ders vermiş oluyor.
Ve ikinci büyük hakikat: her bir binanın bir temeli lazım: ister taştan yapılan bir bina, ister insanların bir organizasyonu olsun... temel şart.
Ve şimdi soruyoruz: bu yeni ekklesinan temeli nedir?
Ve İsa'nın bu sözleri çooook büyük bir yankı uyandırdı. Daha doğrusu İsa'nın bu iki sözü "Sen Petrus'sun ve bu kayanın üzerine kilisemi kuracam" - bunlar bütün dünya tarihini değiştirdiler. Ama maalesef iyi yönde değil, çok kötü sonuçlara yol açtı ve yüzlerce milyon kişilerin ölümüne sebep oldu, hatta milyonlarca insanları cehenneme yolladı.
Biliyoruz, "Petros" taş yada kaya demektir, ve dikkatlice okumazsak ve derin düşünmezsek okuyan kişi düşünebilir ki, kilisenin temeli Petrus'tur, onun apostolluk görevinin üzerine bütün kilise duruyor. Katoliklerin öğretişi budur.
Yetmiyor nu, hani Petrus bir kere bütün kilisenin temeliolsun, hatta diyorlar ki, bu "kayalık", bu temel olma vazifesi, kuşaktan kuşağa kadar devam edermiş. Petrus ölünce o kaya görevi, Linus adında birine geçmiş. O da olünce onu Cletus'a devretmiş. Sonra... 1. Klement, Evaristus, 1. Aleksander, 1. Sixtus... ve böyle gidiyor: bugünkü papa 13. Leo - 267inci papa imiş.
Acaba, İsa'nın demek istediği bu muydu? Şimdi bu önemli konu araştırmak gerek...
Evet, kaya kimdir?
En başta şu hakikati anlamalıyız: bir binanın temeli sadece bir kere, hem de en aşağı koyuluyor. Sekizinci katta bir temeli gördünüz mü hiç? Demek Petrus her neyse, sadece onun için geçerlidir, sonraki kuşaklar için değil. Yani, Rab Petrus'a ne görev verdiyse, o sadece ona verildi - Petrus onu başkasına transfer edemez.
Sonra: Petrus o muhabbette kendisi için konuşmuyor, bütün apostolların sözcüsü idi. Rab İsa Petrus için ne konuşmuşsa, aynısı bütün apostollar için geçerlidir. Onu daha sonra daha net görecez.
bütün İncil'e bir göz atarsak bunun cevabı kesindir. En iyisi bakalım, Petrus'un kendisi bu konuda ne yazdı:
1.Petrus 2:4
"Ona gelin, diri kayaya gelin!"
- bakın: "Bana gelin" demiyor, "Ona gelin" diyor. O kaya kendisi değildir, ama Mesihtir.
"O belki insanlar için reddedilmiş bir kayadır, ama Allah için seçili ve kıymetli bir kayadır.
5 Allah ruhça bir ev kaldırıyor. Siz de, o evin içinde diri taşlar olun. ...
6 Çünkü Kutsal Kitapta şöyle diyor: "Bakın, ben Siyon'da seçili ve kıymetli bir köşe kayası koyuyorum. Ve kim ona iman ederse, hiç utandırılmayacak."
7 Sizin gibi iman edenler için o kaya kıymetlidir. Ama iman etmeyenler için... "Ustaların bir kenara attıkları kaya, işte, köşe kayası o oldu."
8 ve... "Köstekleme taşı ve düşüren kaya" ... o oldu. Onlar seslemeyip Allahın sözüne kösteklendiler. Ve Allah zaten karar vermişti, öyle olsunlar diye.
Madem Petrus'un kendisi bu kayanın İsa olduğunu söyledi, demek konu kapandı.
Gene de İsa Petrus ve o kayanın arasında bir bağlantı kuruyor. Aslında bu Grekçede belli oluyor, burada sanki bie kelie oyunu var:
"Sen Petros'sun ve bu Petra'nın üzerinde kilisemi kuracam: Petros ve Petra. Petros bir taş demektir, Petra gene kocaman bir kaya:
Ama Petrus az önce ne demişti: "Sen Mesihsin, diri Allahın Oğlusun": işte bu sözler, bu anlayış, bu öğretiş ... asıl kaya budur. Bütün ekklesia bunun üzerinde kuruldu.
ve kim bu sözleri ikrar ederse, ona bu kayanın yanında yer veriliyor.
Efes 2:20
"Evin köşe taşı İsa Mesihin kendisidir. Temeli de apostollar ve peygamberlerdir. Siz gene, onların üzerinde kuruluyorsunuz."
İşte burada üç farklı taş görüyoruz: (1) en önemlisi: köşe taşı - onun yanında (2) birinci sıra kayalar... onlar da apostollardır ... ve daha sonra (2) geri kalan taşlar.
Köşe taşı (İsa) temel kayalarına yön veriyor (apostollar) - temel kayaları geene, bize yön veriyorlar.
Demek apostolların görevi çok önemli: İsa ile imanlıların arasında bir köprü oluşturuyorlar. Bütün imanımız onların üzrinde duruyor. Ve onları seslemedilk mi, imandan çıkmış oluyoruz, binamız çöküyor.
Vahiy 21:14
Kasabanın duvarında oniki temel kayası var. Onların üstünde Kuzu'nun oniki apostolunun adları var. ... 19 Kasaba duvarının temel kayaları türlü çeşit kıymetli taşlarla süslenmişti: birinci temel kayası yeşil idi, ikincisi koyu mavi idi, üçüncüsü kül rengi idi,
görüyor musunuz - değil bir tane, ama 12 tane, 12 apostol, 12 temel kayası
İsa Petrus'a "Kayasın" derken, aslında bütün apostollara konuştu "siz yanımda kayalarsınız, bu ekklesiamın temellerini oluşturuyorsunuz"
2.Tim 2:19
Gene de, Allahın temeli sağlam duruyor, ve onun mühürü şudur: "Allah kendi kişilerini tanıyor" ve "Her kim Mesihin adını söylerse haksızlıktan uzaklaşsın."
İşte, bu ayette de bize gösteriliyor ki, temel aslında bir kişi değildir, ama kişilerin ikrar ettiği imandır: "Her kim Mesihin adını söylerse" = Petrus'un yaptığı gibi. "Allah kendikilerini tanıyor" İsa'nın Petrus'a konuştuğu gibi..
Burada söz konusu olmuyor cehennem için - ama Hades, Şeol dedikleri ölüler diyarı, ölüler devleti ... ölü bu dünyadan göçtüğün zaman nereye gidiyorsun. İşte, orada bu gölgeli, pek bilinmeyen bir yer var.
İsa'nın zamanından önce diriliş ve sonsuz yaşam hakkında kimsenin kesin bilgisi yoktu. Ve sanılar o yerin kapıları varmış, sadece bir tarafı doğru açılırmış. Yani, o ölüler devletine giren çok, ama çıkan yok.
Nasıl Bat-Şeba olayında: bebek ölünce Davut dedi: "Ben onun yanına gidecem, ama o bana dönmeyecek"
Nasıl Luka 16'da Lazar diyor: aramızda bir uçurum var kimse burada size gidemez
Ve insanlar zaten ölüm hakkında konuşuyor: "Kim oraya gitti de döndü bize haber versin"
Ama şimdi durum tamamen değişti. Var bir kişi gitsin ve dönsün: İsa Mesih, yani bu ekklesiyayı kuran kişi.
Ne zaman İsa pazar sabahı, üçüncü gün, güneş henüz doğmadan önce mezar çıkınca o kocaman taşı uçurdu, yani o kayayı 20 m püskürdü, işte o zaman sadece onu mezardan uzaklaşmadı. Aynı zaman Şeol'da, yani ölüler diyarında bir şey oldu:
O kapılar ona dayanamadı, bozuldu, uçuruldu. Artık o kapılar İsa'ya iman edenler için de engel değil, "kapılar dayanamadı.
1.Kor 15:25-26
Çünkü bütün düşmanları Onun ayaklarının altına serilecek. O zamana kadar O lazım krallık sürsün. 26 En son olarak yok edilecek olan düşman, ölümdür.
Vahiy 20:6
Kimin payı varsa bu birinci dirilişte, o mutlu ve kutsaldır. O kişilerin üzerine ikinci ölümün hakkı yoktur. Hayır, onlar Allahın ve Mesihin kutsal hizmetçileri olacaklar ve Onunla birlikte bin sene krallık sürecekler.
Vahiy 20:14
Ölüm ve ölüler devleti ateş gölüne atıldılar. İşte, ikinci ölüm budur, bu ateş gölüdür.
Evet, kilise olarak bizim misyonumuz, amacımız nedir?
- değil sadece insanlar bir araya gelsinler, Rabbe tapsınlar
- değil sadece bazı kişileri yargıdan kurtarsınlar
- ama İsa ekklesiayı bir ordu gibi gösteriyor: birlikte insanları ölüler devletinden kurtarıyoruz
- ve onu nasıl yapıyoruz: Petrus gibi İsa'ya Mesih ve allahın Oğlu'sun demekle