Matta 16:13-28
Sizce ben kimim? - 6. kısım
Matta 16:19-20
Bağlamak ve Çözmek
Matta 16:19
Yeryüzünde her neyi bağlarsan, o gökte de bağlanacak.
Ve yeryüzünde her neyi çözersen, o gökte de çözülecek."
Bugünlerde bu konuda çok fantazi düşünceler var. sanki burada konu birtakim ruhlaı bağlamak ve çözmektir. Sank İsa bize güç verdi, bir kişinin içinde kötü ruhları bağlayalım yada çözelim.
Yada yeryüzünde herhangi bir bölge, bir teritoriyanın üzerindeki kötü ruhları bağlayalım. Bu amaçla bir grup imanlı bir kasabada yürümeye başlıyorlar, bütün kasabayı çepeçevre dolanıyorlar (sanki Eriha kasabası imiş gibi).
Sonra havadaki kötü ruhları buyururlar ve buyurmakla onları bağlarmışlar. Ancak onu yaptıktan sonra o kasabada müjdeleme yaparsın, daha güçlü olur.
Acaba, İsa bağlamak ve çözmek sözünü kullanırken bunu mu kastetti?
yani: neyi bağlamak, çözmek: ipler, günahlarımızın bağlarını
- ama bu gücü sadece Petrus'a değil, bütün apostollara verdi
Yuhanna 20:22-33
Bunu söyledikten sonra onların üzerine üfürdü ve onlara dedi: "Kutsal Ruhu alın. 23 Kimin günahlarını bağışlarsanız, onlara bağışlanmış olur. Ve kimin günahlarını bağışlamazsanız, onlara bağışlanmamış olur."
- ama bu gücü sadece apostollara değil, bütün kiliselere verdi
Matta 18:17-20
Kardeş onları da seslemek istemezse, o vakıt meseleyi topluluğa bildir. Ve topluluğu bile seslemek istemezse, o vakıt o size bir Allahsız kişi ya da gümrükçü gibi olsun.
Kilisenin yetkisi var, tövbe etmeyen, değişmek istemeyen bir imanlıyı dışlasın. Onu "Allahsız kişi" yada "gümrükçü" saysın.
Burada kafamız karışmasın: İsa gümrükçüleri çağırmaya geldi, ama burada İsa o sözü normal anlamında kullanıyor:
1. Allahsız, putperest - asıl söz "milletlerden". Yani burada Yahudilerin anlayışı: "Biz özel bir mílletiz, Allahın seçtiği halkız". Geri kalanlar sadece "milletler"dir. Biz "goy", onlar "goyim". Ve zamanlar bu goyim lafı kötü bir anlam taşımaya başaaaladı - "Kafir, gavur" gibi
2. gümrükçü - onlar değil putperest, İsrail halkından, Yahudiler idi. Ama kendi halkını saoyup Romalılara verirdiler. Hem vatanını satardılar, hem zengin oldular. Yani, en büyük günahkar için bir laf.
Demek İsa "Putperest, Allahsız ve gümrükçü" sözünü kullanırken, demek istiyor ki, "Sizin yetkiniz ve hakkınız var, bazı kişileri Allah halkından atasınız".
1.Kor 5:5 ona "Şeytana teslim etmek" diyor. Evet orada diyor ki, o kişiyi en sonunda kurtarmak amacıyla yapıyoruz. Ama burada İsa apostolların ve kilisenin hakkını, yetkisini vurguluyor.
Demek: Petrus'un, apostolların ve de kiliselerin günah af etme yetkisi var.
Papaz kiliselerinde ve özellikle Katolik kilisesinde o ayetten "günah çıkartma" törenini geliştirdiler. Belli zamanlarda imanlı papazın yanına gidip ona işlediği günahlarının bir listesini sunuyor; günahlarını tek tek itiraf ediyor.
Herşeyi dinledikten sonra papaz bir küçük bir ceza veriyor, çoğu zaman birkaç dua söylemek. En sonunda papaz, listelenen günahların af edildi diye ilan ediyor.
Bu tören tabii ki, İncilde geçmiyor ve her türlü yanlışlığa kapı açıyor:
başkasının günahlarını af etme hakkı elbette müthiş bir güç kazandırıyor. Bu törenle bir insanı tamamen kontrol edebilirsin, çünkü onun en saklı günahlarını biliyorsun. Rab hiç bir zaman istemiyor ki, başkalarının üzerine öyle bir kontrol gücümüz olsun.
Sonra, İncilde papaz sınıfı diye bir şey yok, hepimiz kardeşiz. Bir imanlı olarak bir kardeşe gidip günahlarını açıklarsan - o da derse:"Rabbin adında sana bildiriyorum günahların ef edildi" ... bu iyi bir şeydir. Ama bunu her imanlı yapabilir. Ancak özel papazlar değil.
Hayır: İsa'nın Petrus'a söylediği "bağlamak ve çözmek" sözlerini öyle anlamamalıyız. Sen günahları tek tek af edip, af etmiyorsun. Ama bir bütün olarak af ediyorsun, yada af etmiyorsun.
Kilise tövbe etmeyen bir kişi hakkında ilan ediyor: "Bu adam bundan sonra bize Allahsız yada gümrükçü gibidir". Günahlarını tek tek af ediyorsun, yada etmiyorsun değil.
Pavlus bunu Korint kilisesinde yaptı...
1.Kor 5:3-5
Ben kendim bedence aranızda bulunmasam da, ruhça sizinle birlikteyim. Ve madem sizinle birlikteyim, ben o işi yapmış olan kişiyi zaten davaladım. 4 Rabbimiz İsa Mesihin adıyla, siz ve benim ruhum bir araya toplanmış olarak, ve Rabbimiz İsa Mesihin kuvveti ile, 5 öyle bir kişiyi Şeytan'a teslim ediyoruz. Öyle ki, onun bedeni maf olsun, ama onun ruhu Rab İsa'nın gününde kurtulsun.
Kimisi diyecek: "Evet, Pavlus bir apostol olarak bunu yapabilir". Ama sonraki ayette görecez ki, bu yetki sadece Petrus yada apostollarda bulunmuyor, ama kilisede bulunuyor:
Matta 18:18-19
18 Size doğru bir şey söyleyeyim: yeryüzünde her ne bağlarsanız, o gökte de bağlanacak. Ve yeryüzünde her ne çözerseniz, o gökte de çözülecek. 19 Bir de size şunu da söyleyeyim: yeryüzünde sizden iki kişi her ne dilerseler, o mesele için aynı fikirde oldular mı, o vakıt gökte olan Babam onlar için onu yapacak. 20 Çünkü iki ya da üç kişi nerede bir araya gelirse, ben oradayım, onların arasındayım."
Bu sözlerle İsa bize kuraj ve teselli vermek istiyor ki, toplantımız küçük olsa bile O her daim bizimle birliktedir. - Hayır anlamı o değil !
Başkaları bu ayetten şunu çıkarıyorlar: "Rab İsa burada duanın gücünü vurguluyor - kardeşler ciddi ve yürekten dua ettiler mi, Rab onu görecek ve istediğimizi verecek. - Hayır anlamı o değil.
"iki yada üç kişi" bu söz her zaman mahkemede şahitler için kullanılıyor.
Ama bu ayetlerde İsa kilisenin yetkisini vurguluyor: "Günahları af etmek ve etmemek konusunda, yani, bir imanlıyı dışlamak konusunda kilise tam bir yetkiye sahiptir. Alınan bu kadar insanca bir karar değildir, ama İsa'nın kendi kararıdır.
Ama "bağlamak ve çözmek" sözünün başka bir anlamı daha var...
bu laf, hani bağlamak ve çözmek, Yahudilerin hayatında çok tanınmış bir söz idi. Herkes Yahudi hocaların ağızlarını bakardı, onlardan bir karar beklerdi, acaba yapmak istediğim iş, günah mı, değil mi, haram mı, helal mı?
- yani: yük düşüncesi, bir hayvanın sırtına bir yükü bağlamak (= mecbur kılmak), yada çözmek (= serbest brakmak)
Matta 23:4
Ağır ve zor taşınan yükleri hazırlıyorlar, sonra da onları insanların omuzlarına bindiriyorlar. Kendileri gene, onları kaldırmak için bir parmak bile oynattırmıyorlar
Mesela şöyle bir soru okuyoruz: "Bir köpek senin evinde ölürse, ev artık murdar mı oldu, yoksa gene temiz mi sayılır?" - Cevap: murdar. Yani bu durumda Yahudi hocalar onu bağladılar, mecbur kıldılar.
İkinci soru: "Köpek evin avlusunda ölürse, ev murdar mı, yoksa temiz mi sayılıyor?" - Cevap: Temiz sayılacak. Demek bu durumda çözdüler: ev için Musa'nın kanunundaki temizlik ritualı yapmak zorunda değilsin.
3. soru: Peki, köpek tam evin eşiğinde ölürse ne olacak? Ev temiz mi, murdar mı? - Bu artık çok zor bir soru oldu: ama onu da çözdüler: ölen köpeğin burnuna bakacaksın: eğer burnu avluya doğru bakarsa, o zaman ev temiz sayılacak. Ama köpeğin burnu evin içine doğru bakarsa, o zaman ev murdar sayılacak.
İsa, öğrencilerinin hocası (Rabbi) olarak bu bağlama ve çözme işini yapardı/ Mesela şu durumu Şabat gününü bozan iş mi sauılırdı, değil mi...
Mat 12:1-2
O günlerde, İsa bir cumartesi günü ekin tarlalarından geçti. Onun öğrencileri acıktılar ve başladılar, ekinin başlarını koparıp yemeye. 2 Ferisiler bunu görünce İsa'ya dediler: "Bak, senin öğrencilerin öyle işler yapıyorlar, hani cumartesi gününde onları yapmak helal değildir."
Bir çiftçi Şabat gününde tarlaya gidip orakla, tırpanla buğday kesemez, sonra ekin tanelerini çuvalla değirmene götürüp öğütemez. O apaçık iştir, yasaktır.
Ama İsa'nın öğrencileri? Bir avuç dolu koparıp ellerinin arasında ovdular... o da mı iş sayılırdı?
Ferisiler bu durumda bağladılar: Yasak, iştir... Ama İsa? O çözdü: "Hayır, o iş sayılmaz, Şabatı bozmaz"
Bu yetki Yahudi hocaların elinde idi. Ama İsa bu yetkiyi onların elinden aldı, kendisi kullandı ve O ayrıldıktan sonra Petrus'a ve öbür apostollara verdi.
Ve apostollar da onu çok büyük kurajla kullandılar, çok büyük konular için:
Apo 15:28-29
Evet, Kutsal Ruh'a ve bize uygun göründü, üzerinize fazla yük koymayalım; sade şu mecbur olan şeyler: 29 - Putlara adanmış şeylerden, - kandan, - boğulmuş hayvanların etinden, - hem de zinadan uzak durasınız. Kendinizi bunlardan ırak tuttunuz mu, iyi yapacanız. Hoşçakalın!"
Burada milletlerden olan, yani Yahudi olmayan imanlıları çözdüler: artık sünnet olup Yahudi olmak zorunda değildiler.
- burada bu kararı veren bütün konsey, sadece Petrus değil, hatta Yakup daha fazla söz sahibi
Demek Petrus ve apostollar İsa tarafından bu yetkiyi aldılar. Öğretiş konusunda karar verdiler mi, sanki İsa'nın kendisi o kararı vermiş oldu! İsa sahip olduğu kendi yetkisini bütün olarak transfer etti
1. Yuh 1:1-3
En baştan beri var idi, biz onu işittik, kendi gözlerimizle onu gördük, ona baktık ve ellerimizle onu elledik, hani yaşam sözünden için konuşuyorum.
3 Evet, biz neyi gördük ve işittik, işte, onu size bildiriyoruz.
Öyle ki, sizin de beraberliğiniz olsun bizimle.
Bizim gene beraberliğimiz var Baba ile ve Onun Oğlu İsa Mesih ile.
Yuhanna apaçık bildiriyor: bağlantı biziz, biz apostollar. Biz olmadan kimse Baba ve Oğulla bağlantı kuramaz.
1.Kor 11:2
Kardeşler, sizi şunun için öveyim: her meselede beni hatırladınız ve size teslim ettiğim öğretişleri olduğu gibi tutuyorsunuz.
2.Sel 2:15
Madem öyle, kardeşler, sağlam durun. İster sözle, ister bizim mektuplarımızla - aldığınız öğretişlere sıkı tutunun.
Luk 10:16
Kim sizi seslerse, beni seslemiş olur. Ve kim sizi kabul etmezse, beni kabul etmemiş olur. Ve kim beni kabul etmezse, beni Göndereni kabul etmemiş olur."
Bu sıra, apostolların zamanında kesin idi. Ya apostollar öldükten sonra? Yuhanna belki 100 senesinde ölünce, bu yetki kime geçti?
İşte, bu soru kilise tarihinde en büyük rol oynadı.
Katolikler diyorlar: "İsa tek bie Pertus'u seçti - onun için kilisede tek bie Petrus olabilir. Ona Papa diyoruz. Ölünce kilise önderleri bir araya gelip yeni bir Papa, yeni yeni bir Petrus seçiyorlar."
Ortodokslar diyor: "Hayır, İsa o yetkiyi bütün apostollara verdi: tek bir Papa yok, ama her ortodoks kilisesinin üzerine tek bir önder var. Yani, Rus kilisesi, Ukrayna kilisesi, Rum (Grek) kilisesi, Bulgar, Sırp ... ve hepsi birlikte apostolların yerine geçiyorlar. 12 sayısı önemli değil."
Sonra Mormonlar gibi aşırı sektalar var. Onların başında hep 12 apostol bulunuyor. Biri öldü mü, onun yerine başka birisi seçiliyor.
Ve sanıyorum görüyorsunuz, bu konu ne kadar önemli bir soru. Ve ne kadar büyük güç ona bağlıdır. Acaba doğru cevap nedir?
Efes 2:20
Evin köşe taşı İsa Mesihin kendisidir. Temeli de apostollar ve peygamberlerdir. Siz gene, onların üzerinde kuruluyorsunuz.
Burada anlatılan ev, tabii ki, Rabbin evi, Rabbin tapınağıdır. O da insanlardan oluşuyor. Her bir taş birer imanlıdır.
Ama her binaya bir temel lazım. Ve Pavlus bize onu çok güzel anlatıyor: temelin iki parçası var - köse taşı (o İsa'nın kendisidir) ve Onun yanında apostollar.
Ve temel bir kere konuldu mu, onun işi bitti: her katta yeni bir temele gerek yok, o saçmalıktır. Ve bu tabii ki, zamanın ilerlemesini, yani kilise tarihini gösteriyor. Apostollar öldükten sonra her kuşakta onun yerine geçen önderler, Papalar, Patriarhlar... öyle bir şey yok.
Ama apostolların sözleri yanımızda var. Petrus, Pavlus, Yuhanna ve Yakup hepsi bugüne kadar bütün dünyada kiliseyi güdüyorlar. Onların yazılarını, şahitliklerini okuduk mu, sanki onlar direktno bugün bize konuşuyorlar.
Bu sistem daha sağlam, daha garantilidir. Çünkü bugün apostollar var diye kabul edersem, o kişiler en büyük saçmalık ve sapıklık buyurabilirler, nasıl da yaptılar.
Biz İncil'i ölü bir kitap gibi kabul etmeyelim, hayır: o, İsa'nın seçtiği yetkili kişilerin şahitliğidir. Onda apostollar bize bugüne kadar konuşuyorlar.
O yüzden onlara daha fazla kulak vermeliyiz. O da çok harika bir şey: Rab İsa bütün kilise çağında geçerli olan bir ses sağladı. Kilise tarihinde çok sapıklıklar oldu ve hepsinin kaynağı ve sebebi aynısıdır: apostolların şahitliklerini ciddi almadılar.
2.Petrus 1:18-19
Ve biz, ne zaman Onunla birlikte kutsal balkanda idik, gökten gelen bu sesi kendimiz işittik. 19 Bizim için peygamberliğin sözü daha da kesin oldu. Siz ona kulak astınız mı, iyi yaparsınız. O sizin için sanki karanlık bir yerde parlayan bir lamba gibidir. Gün doğana kadar, sabah yıldızı yüreklerinizde doğana kadar parlasın.
Bakın Petrus hökten bir ses işitti. Ve bugüne kadar bazıları aynısını yapıyorlar: "Rab bana konuştu..."
Ama Petrus'un kendisi diyor ki, eski peygamberler (Eski Antlaşma) ve İsa'nın apostolların sesi, şahitliği daha saplam, daha da kesindir.
Yeniden yüreğimizde Rabbin sözüne karşı bir sevgi uyandıralım !