Çıkış 6:6-8

Rabbin sofrası ve Seder sofrası (Fısıh Bayramı)


İsa Mesih son sofrasında aslında ne yaptı? O rastgele öğrencilerini demedi: "Çocuklar yarın ölecem, haydi son bir akşam yemeğine toplanalım"

Hayır, o sofra her sene kutlanan Fısıh bayramı idi. Ve sanıyorum şimdiye kadar öğrendiniz o Fısıh Bayramı neydi? İsrail halkının Mısır'dan kurtulmasını anan yıllık bir bayram.

Ve merkezde kuzu eti vardı: 1 yıllık bir havanı kesip, onu acele acele lazımdı kızartsınlar. Çünkü Mısır'da iken onları ölümden kurtaran o kuzunu kanı idi.

Ama insan unutuyor ya, hem de alışıyor. En büyük olaylar zamanla bize banalno gelmeye başlıyor. 1969 ilk insan aya ayak bastı. Düşün ya, aya gittiler, bütün dünya onu televizyonda canlı gördüler. Papa onlar için dua etti. - Ama sonra? Aya gittik, yaaa. Kimse heyecanlanmıyo. Normal geliyor bize.

İşte, israil halkı da aynı duruma gelmesin diye Rab o Fısıh Bayramı'nı buyurdu. Her sene Rabbin o büyük kurtuluş işlerini hatırlasınlar diye.

Ve bu böyle 1400 sene kadar devam etti. Ta İsa Mesih gelene kadar. O akşam İsa o 12 öğrencileriyle birlikte iken, o bayrama bambaşka bir anlam verdi.

Dur alatlamayalım, tek tek anlatalım. Kuzu etinin yanında bir de ekmek vardı: mayasız ekmek. Hem acelenin, hem de günahsızlığın, kutsal olmanın sembolü.

Bir de acı otlar. İtalyan salatasında Roka yedin mi hiç? Ya da diyelim kekik, rigan, oregano. İğrenç. Ama o Fısıh sofrasında (seder) İsrail halkı lazımdı o otları yesinler ve Mısır'da çektikleri acılarını ansınlar.

Ve Rab Çıkış kitabında bölüm 12'de bu üç şeyi buyurdu: et, mayasız ekmek ve acı otlar.

Ve şimdi Rab İsa bu bayramın anlamını değiştirmek istiyor: asıl kurtuluş o kuzunun kanı değil, ama BEN getirecem. En mantıklı hareket ne olacaktı? Bir kuzu pirzolasını alıp desin ki: "BU benim bedenimdir!".

Ama onu yapmadı: Ekmeği aldı. Sembolizm zayıf, beden ve hamur farklı bir şey.

Sonra daha da ilginç bir sembolik hareket yaptı: 1 kadeh şarap alıp BU benim kanımdır dedi. - Bu beni hep şaşırttı: şarap da nereden geldi? Çıkış kitabında Rab şarap marap diye bir şey buyurmadı.

Bu olay biraz karanlıkta kalıyor. Yahudiler bu Fısıh Bayramını kutlarken, ne zaman başladılar şarap kullanmaya? Kimse tam olarak bilmiyor. Ancak İsa'dan 300 sene sonra Yahudiler onu bir buyruk olarak tutmaya başladılar.

O zaman Yahudi hocalar buyrudular ki, mutlaka lazım 4 kadeh kullanılsın, tamamen içilsin. Hatta dediler ki, eğer komşun o şarabı alamayacak kadar fukara ise, sen ona para verecen, kendine şarap alsın.

Ama o Fısıh sofrasında 4 kadeh şarap içme adeti çok çok daha eskidir. İsa'dan 150 sene ÖNCE Yubileyler adında bir kitap yazıldı. Orada bile şöyle yazıyor (Yubileyler 49:6)

"Ve bütün İsrailliler Fısıh kuzusunun etini yiyordu, şarabını içiyordu, atalarının Tanrısı Rab'bi övüyordu, O'na şükrediyorlardı. Mısır boyunduruğundan ve kötü kölelikten çıkmaya hazırlanıyorlardı."

Demek acıyı ve köleliği andıran yiyeceklerin yanısıra SEVİNÇ olayını da kattılar. Bu Rabbin buyruğu değildi, diyebiliriz insan adeti idi. Ama anlamlı bir şey. Çünkü İsa tam onu alıp "Bu benim kanımdır" dedi !

Ve bugün sizi aacık düşündürmek istiyorum: BİZ Rabbin sofrasına nasıl bakıyoruz? Hangi duygularla katılıyoruz?

Bugünlerde küçücük kırıntı ekmek ve bir minacık kaplarda bir yudumluk şarap... sanki doktor bize ilaç veriyor. Gerçekten öyle: hafta arası günah işledim,şimdi İsa'nın önündeyim, o bana ruhsal şifa versin, ben de ruhsal ilaç içiyorum.

Ama Fısıh Bayramı aslında birlik içinde kutlanan bir bayram idi. O beraberlik ve sevinç kutlamasına uygun bir şekil bulmalıyız.

Evet: 4 kadeh şarap içiliyordu - 4 ayrı konu için sevinmek anlamına geliyor - kurtuluşa 4 farklı bakış açısı - onu Çıkış 6:6-8 ile bağlantı kurdular:

Çıkış 6:6-8

"Onun için İsrailliler'e de ki, 'Ben RAB'bim. Sizi Mısırlılar'ın boyunduruğundan çıkaracak, onların kölesi olmaktan kurtaracağım. Onları ağır biçimde yargılayacak ve kudretli elimle sizi özgür kılacağım. 7  Sizi kendi halkım yapacak ve Tanrınız olacağım. O zaman sizi Mısırlılar'ın boyunduruğundan çıkaran Tanrınız RAB'bin ben olduğumu bileceksiniz. 8  Sizi İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a vereceğime ant içtiğim topraklara götüreceğim. Orayı size mülk olarak vereceğim. Ben RAB'bim.'" 


1. Yanlış kölelikten doğru köleliğe

6  "Onun için İsrailliler'e de ki, 'Ben RAB'bim. Sizi Mısırlılar'ın boyunduruğundan çıkaracağım onların kölesi olmaktan kurtaracağım.


Mısır'daki kölelik iki türlü idi:

(1) serbestlik yoktu, gece gündüz bütün gücünle çalış - ama en sonunda elinde avucunda bir şey kalmıyor. Kendini işten öldürüp atıyorsun... ama ancak firmanı zenginleştiriyorsun. Sen birkaç kuruş biriktirdin, ama karşılık olarak sağlığınla ödedin

(2) Firavun buyruk verdi ki, bütün erkek çocuklar öldürülsün. Bu sadece senin aileni değil, ama uzun vadede bütün halkının çlümü demektir. Erkekler yok oluyor, kızlar da Mısırlıların eline veriliyor.

Rab onları o kölelikten kurtardı: vaadedilen Kenan topraklarında herkes kendi inir ağacı ve asmasının altında huzur içinde oturacaktı. Yani gene işliyorsun, aylak durmayacan, ama işlediğinin kar sana kalıyordu.

Ve Rab söz verdi ki, bir halk olacaklar ve o halkın başında Rabbin kendisi olacaktı.

Biz de lazım o iki büyük dersi kendi hayatımızda öğrenelim:

(1) Biz köleyiz, bizi ezen bir boyunduruk altındayız:

Titus 3:3

Çünkü biz de bir vakıtlar anlayışsız idik: seslemezdik, aldatırılırdık, türlü çeşit isteklere ve zevklere hizmetkârlık ederdik, kötülük ve kıskançlık içinde yaşardık, kin dolu birbirimizden azlaşmayan kişiler idik.

Birisin görünce en başta uygunsuz duygular hissediyoruz: 1992 Viyana - 8 mart komunist yürüyüşü ("Sen de nereden çıktın? Sen de kimsin?"). Ya da "Senden nasıl faydalanabilirim?". Birçok pastor aynı duygularda


Bir fikir şudur: Kurtuluş demek, kötü bir efendinin kölesi iken, birisi gelip senin için fidye ödedi. Bir kölenin değerini ödedi. Yahuda İsa için 30 gümüş parçası ödedi - demek onun gözünde İsa'nın değeri o kadardı.

Ama Rab senin için ne kadar ödedi... sonsuz Allahın Oğlu'nun, kendi Oğlunun hayatını verdi. Demek Rabbin gözünde senin değerin o kadar yüksek, çünkü senin için ödenen fidyesi o kadar yüksek idi.

Böyle yapmakla sen birinci efendinden serbest oluyorsun. Ama aynı zaman seni satan alan kişinin malı oluyorsun. Gene istediğini yapamıyorsun

1.Kor 6:19-20

Yoksa bilmiyor musunuz ki, bedeniniz Kutsal Ruhun evidir. O Kutsal Ruhu Allahtan aldınız, ve O şimdi içinizde oturuyor. Siz artık kendinizin efendisi değilsiniz. 20 Siz bir fiyatla satın alındınız. Onun için bedenlerinizle Allaha şan getirin.

1.Kor 7:23

Bir fiyatla satın alındınız. İnsanlara köle olmayın.

Apo 20:28

Siz de hem kendinize, hem de sürüye dikkat edin! Kutsal Ruh sizi onların arasında güdücü kıldı, Allahın kilisesine çobanlık yapasınız. Evet, onu kendi kanıyla satın aldı.


Rom 6:15-23

15 Madem öyle, ne diyelim? Kanun değil de merhamet altındayız diye, günah mı işleyelim? Olamaz öyle şey!

16 Yoksa şunu bilmiyor musunuz: kendinizi kime köle olarak teslim ederseniz, hani seslemek için, evet seslediğiniz o kişinin kölesi olursunuz: ya günaha köle olursunuz (ve onun sonunda ölüm var), ya da seslemeye köle olursunuz (onun sonunda gene, doğruluk var).Ama Allaha çok şükür: siz eskiden günahın köleleri idiniz. Ama bir öğretişe bağlandınız, ve onu yürekten seslediniz.

18 Ve günahtan serbest kılındıktan sonra doğruluğun köleleri oldunuz.

19 Sizin benliğiniz hâlâ zayıftır; onun için ben burada insanca konuşuyorum. Eskiden bedeninizin parçalarını pisliğe ve haksızlığa köle olarak verirdiniz. Ama bu daha da çok haksızlık doğurdu. Aynı onun gibi şimdi de bedeninizin parçalarını doğruluğa köle olarak verin ki, kutsal olasınız.

20 Ne vakıt günaha köle idiniz, doğruluktan yana çıplak kaldınız.

21 O vakıt yaptığınız işlerden şimdi utanıyorsunuz. Onlar da size sanki ne gibi kazanç getirirdi. Çünkü o tür işlerin sonu ölümdür.

22 Ama şimdi günahtan çıplak kılındınız. Ve Allaha köle olduktan sonra artık kazancınız var: kutsal kılınıyorsunuz, ki bunun sonu sonsuz yaşamdır.

23 Çünkü günahın karşılığı ölümdür, ama Allahın bahşişi Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır.


2. Şeytani bağlardan serbestliğe

Onları ağır biçimde yargılayacağım ve kudretli elimle sizi özgür kılacağım.

Onları yargılayacam derken, hem Mısırlıları, hem de onların tanrılarını yargılayacam demek istedi:

Exo 12:12 

"O gece Mısır'dan geçeceğim. Hem insanların hem de hayvanların bütün ilk doğanlarını öldüreceğim. Mısır'ın bütün ilahlarını yargılayacağım. Ben RAB'bim. 


1. Nil ırmağı kana döndü: Khnum = bütün Mısıra hayat veren Nil tanrısı

2. Kurbağalar: Heket, bereket tanrısı

3. Sivrisinekler: Set ve Geb (kızıl toprak ve çöllerin tanrısı)

4. Atsinekleri: Khepri (böcek kafalı tanrı başka böceklerin zarar vermesini önleyemedi)

5. Kırım: Hator (dişi tanrı, inek biçiminde), Apis (erkek tanrı, boğa kılığında)

6. İnsanlarda Çıbanlar: Sekmet (aslan kafalı dişi tanrı) - onun gücü vardı insanları hastalıktan korusun

7. Dolu yağdı: Tefnut (fırtına tanrısı) ve Nut (gök tanrısı) yargılandı

8. Çekirgeler: Reneutet - tahıl, üzümler ve rekolte tanrısı yargılandı

9. Karanlık 3 günlük - Horus, tanrıların şefi, güneş ve gök tanrısı, yargılandı

10. İlk doğanların ölümü: Firavunun kendisi de bir tanrı sayılırdı - o Yahve tarafından yargılandı

Mısırlıların bütün gündelik hayatı yüzlerce tanrıya hizmet etmekle geçerdi. Adımbaşı değişik güçlere dua ederdin, kurban keserdin.

Ama onun birlikte korku da geldi:

1.Kor 10:20

Allahsız kişiler, adaklarını değil Allaha ama kötü ruhlara yapıyorlar. Ve ben istemiyorum, kötü ruhlara ortak olasınız.


2.Tim 2:25-26

Lazım, kendisine karşı gelenleri alçakgönüllükle terbiyeye çeksin. Belki de Allah onlara tövbeyi verecek, hakikatı tanısınlar. 26 Uyanıp Şeytanın kapanından çıksınlar. Çünkü Şeytan onları esir tutuyor, onun istediğini yapsınlar.


Rab ne zaman İsrail halkı Mısır'dan çıkardı, aynı zaman onları putlar ve Şeytan ve cin korkusundan da çıkardı.

İbraniler 2:14-15

Peki, madem evlatlar et ve kandandırlar, O kendisi de aynı tabiyeti aldı. Öyle ki, ölmekle ölümün kuvvetine sahip olanı, hani Şeytanı, yensin. 15 Öyle ki, insanları serbest etsin, çünkü ölümden korktukları için hayat boyunca esir idiler.

1.Selanikliler 1:9

Çünkü onlar kendileri bize anlatırıyorlar, ... nasıl Allaha döndünüz. Hani, putlardan dönüp artık yaşayan hakikat Allaha hizmet ediyorsunuz.

İbraniler 9:14

Madem öyle, Mesihin kanı ne kadar daha fazla duygularınızı ölü işlerden temizleyecek; öyle ki, artık diri Allaha hizmet edesiniz. Mesih kendi kendini sonsuz Ruh ile lekesiz olarak Allaha kurban getirdi.


3. Hor görülen azınlıktan Allahın halkı olmaya

7  Sizi kendi halkım yapacağım ve Tanrınız olacağım. O zaman sizi Mısırlılar'ın boyunduruğundan çıkaran Tanrınız RAB'bin ben olduğumu bileceksiniz. 

Allahın halkı olmak ne demek acaba? Bugünlerde öyle bir anlayışımız var, Allah mecburdur her insana aynı davransın. Evet, bu bir parça doğru, Rab herkese adil davranıyor, kimseye haksızlık etmeyecek, herkes hakkını alacak.

Ama aynı zaman o herkese aynı yakınlığı göstermek, herkese özel haklar vermek zorunda değildir. Bir baba Yakup gibi bir evladı üstün tutarsa, ona daha iyi davranırsa, öbür çocukları kıskanacak.

Ama lotaryada para kazanan, bir gecede milyoner olan bir kişi tanımadığı kişilere rastgele hediyerler verirse, kimsenin hakkı yok desin "Haksızlık"

Demek ilişkiler çok önemli. Rab EA'da İsrail'e daha özel davrandı, çünkü o halkı özel evlatlık edindi.

Ve Rab dedi İsrail'e: sen şimdiye kadar 400 sene Mısır'da köle idin, bir azınlık idin, halk değildin. Ve şimdi zamanı geldi, seni oradan çıkarıp bir halk yapacam, kendi halkımı yapacam.

Peygamber Hezekiel bu durumu çok güzel anlattı:

Hezekiel 16:4-7

Doğduğun gün göbek bağın kesilmedi, temizlemek için seni yıkamadılar, tuzla ovalamadılar, kundağa sarmadılar. 5  Kimse bunlardan birini yapacak kadar sana acımadı, sevecenlik göstermedi. Senden tiksindikleri için doğduğun gün seni kıra attılar. 6  "'Yanından geçtim, senin kendi kanının içinde kımıldadığını gördüm. Kendi kanının içindeyken yaşa! dedim. Evet, Kendi kanının içindeyken yaşa! dedim. 7  Kırda yetişen bir bitki gibi seni geliştirdim. Geliştin, büyüdün, kusursuz bir güzelliğe eriştin.

Ama sadece İsrail halkı değil, biz de aynı durumda idik. Kimsesiz, atılmış kişiler idik... abort yapılmış, ölüme terk edilmiş bebekler idik.

Ama durum böyle iken, Rab bizi sadece tek tek kurtarmakla kalmadı, bizi toplu olarak bir halk yaptı. İsa dedi "Bu sürüden olmayan başka koyunlarım da. Gidip alacam onları, tek sürü, tek çoban olsun."

1.Petrus 2:9-10

Ama siz... seçilmiş bir halksınız, krallar gibisiniz, kutsal Allah görevlilerisiniz, kutsal bir milletsiniz, Allahın kendi halkısınız. Öyle ki, Allahın iyi tabiyetini ilan edeseniz. O sizi karanlıktan kendi şaşılacak aydınlığına çağırdı. 10 Bir zamanlar siz bir halk değildiniz, şimdi gene Allahın halkısınız. Allah sizi af etmezdi, şimdi gene size merhamet ediyor.


4. Ölüm diyarından bereket ülkesine

8  Sizi İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a vereceğime ant içtiğim topraklara götüreceğim. Orayı size mülk olarak vereceğim. Ben RAB'bim.'"


Sayım 14:7-8

Sonra bütün İsrail topluluğuna şöyle dediler: "İçinden geçip araştırdığımız ülke çok iyi bir ülkedir. 8  Eğer RAB bizden hoşnut kalırsa, süt ve bal akan o ülkeye bizi götürecek ve orayı bize verecektir. 

Rabbin verdiği bu son söz artık dikkatimizi geçmiş zamandan gelecek zamana çeviriyor. Rab birşeyler yapmaya başladı, ama sonunu daha görmedik. Bizi bir yolculuk bekliyor. Ya bu yolculuğu imanla yapıyoruz, yada imansızlık edip yarıda kalacaz.

Ve aynı biçimde Rabbin sofrası da dikkatimizi ileriye doğru çekiyor. Biz şimdilik gurbetçiyiz. Her bir mesihçi bir gurbetçidir. Etrafımızdaki insanlar sanki başka bir dil konuşuyor. Onların sıraları ve adetleri bize uymuyor. Ne kadar da uğraşasın uymaya, hep yabancı kalacan.

Ama ben konuşmuyorum, Almanya, Fransa; İngiltere... kendi mahallende yabancısın. Çünkü yolcusun, tranzit geçiyorsun.

Fil 3:20-21

Ama bizim vatandaşlığımız göktedir. Oradan kurtuluşumuzu bekliyoruz; o da Rab İsa Mesihtir. 21 Onun kuvveti o kadar büyük ki, her şeyi yenebilir. Ve o kuvvetle bizim zayıf bedenlerimizi kendi şanlı bedenine benzer edecektir.

Rabbin sofrasında gözlerimize İsa Mesih'in gelişine dikiyoruz.

Rab gelinceye kadar, Onun ölümünü ilan etmiş oluyorsunuz. (1.Kor 11:26)